Gençlere dair gözlemler

  • 25.02.2014 00:00

 Böyle bir “gençlik mitine”, kendi değer sistemlerinin yeniden üretilmesine çaba harcayan “yetişkinlerin” daha fazla ihtiyacı olduğu da söylenebilir. Sosyal bilimcilere düşense önce gördüklerini kabul edip, anlamaya çalışmaktır.


Bugün sadece sistem dışı guruplar değil, sistemi savunan yapılar da, gençleri ideolojik bir perspektifle donatmak adına ciddi iradi müdahalelerde bulunmak zorundalar. “Gençleri kendi hâllerine bırakırsanız”, belirli bir ideolojiyi tutarlılıkla sahiplenip, onun gerektirdiği adanmışlık tavrını göstermekten uzak kalabilirler. “Taşıma suyla değirmen döndürmek”, onları sürekli bir endoktrinasyona maruz bırakıp etki altına almak gerekebiliyor. Elinizde devletin ideolojik araçları olsa bile, “paralel evrenleri” yok edemediğiniz veya bütünüyle denetleyemediğiniz için bazı kaçış alanları ortaya çıkıyor.


Burada sözkonusu kaçış eğilimini idealize ettiğimiz düşünülmesin. Önce bu uzak durma hâlini anlayalım. Gençler, artık kitap eksenli bir modernleşme anlayışıyla veya disiplin teknikleriyle “dönüştürülemiyorlar”. Onları da diğer toplum kesitleri gibi asıl belirleyen, gündelik hayatın içerisinde ortaya çıkan, tecrübeye dayanan modernleşme.


Dolayısıyla “bir kitap okudum hayatım değişti” netliğinden ziyade; gençler, çok fazla kaynaktan gelen, çok farklı ve rakip etkiler altında kendilerini var etmek durumundalar. Dış dünyadan ve rakip odaklardan gelen sayısız etki, ciddi bir relativizasyon (görelileşme) algısı yaratıyor. Gençler, bağlı olduklarını iddia ettikleri ideolojiyi de yeterince ciddiye alamıyorlar çünkü kendi ideolojileri de diğerleri arasında göreli bir konuma sahip.


Belki bir örnekle ilerlemek yararlı olabilir. Ekşi Sözlük gibi kamusal alanlara baktığınızda, her ideolojik rengin orada var olmaya çabaladığını görebilirsiniz. Ekşi Sözlük, “düşmanları” nezdinde dahi bir cazibeye sahip. Orada kendilerinin de temsil edilmelerini arzuluyorlar.


Sözlükte en fazla yorum yapılan meselelerden birisi de “ateizm”. Belli ki bu konu sözlükçülerin ilgisini çok çekiyor. Ateizmi yerin dibine batırmaya çalışanlarla, savunanlar, dilin resmî olmayan araçlarını mahir biçimde kullanmak zorundalar. Resmî dille yapılan iş, alıcı bulamıyor. Resmî olmayan dil ise içerisinde kendisine dair bir alaycılık da barındırmak zorunda. Kendi parodisini yapan bir insan, sert bir ideolojik mesajı savunduğunda dahi, onun sıradanlaşmasına, görelileşmesine katkıda bulunuyor.


Bugün sanal âlemdeki kamusal alanların cazibesinden uzak duramayanlar, kendi ideolojik tutumlarında da belirli bir yumuşama yaşıyorlar. Bu yumuşamanın, sıradanlaşmanın denk düştüğü söylemler henüz üretilmediği için, anlaşılması kolay olamıyor. Böyle bir deneyimsel modernleşme evreninde “sosyalleşen” bir gencin, klasik siyasi parti yapısı içerisinde barınabilmesi kolay olmuyor.


Gençlerin “sanal âlemle” ilişkileri, onlara belli bir özerklik tanıyor. Genç, sıkıldığı ortamda “takılmaktan” vazgeçiyor ve başka bir tecrübeye yelken açıyor. Bu kadar değişken ve çelişkili sosyalleşme içerisinde her zaman “çıkıp gitme özgürlüğünü” elinde bulunduran bir gencin, sürekliliği olan ve kendisinden adanmışlık ve aktif katılım beklenen bir yapıda barınabilmesi mümkün olmuyor. Gezi Direnişi’nin mekânsal ve sanal kamusallıkların yaratıcı bir sentezi olduğunu kavrayanlar, siyaset adına ortaya çıkan yeni imkânları da görebilirler...

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.