Yarın çok geç olacak

  • 1.03.2014 00:00

 Kâbus gibi günler geçiriyoruz. “Kuvvet haktır” fikrinin, “amaç uğruna her yol mubahtır” anlayışının normalleştiği; demokrasi adına bedeller ödeyerek elde ettiğimiz kazanımların, tek bir şahsın muhafızlığına soyunanlarca pervasızca dinamitlendiği, korkunç bir dönemden geçiyoruz.


Bir tarafta bal peteği içine düşen arı sarhoşluğu içinde dünyalık toplama hırsına mağlup olanlar, diğer tarafta, delil biriktirerek zamanı gelince şantaja soyunmayı vicdanlarına kabul ettirebilecek kadar körleşenler, tekme tokat birbirlerine girmiş durumdalar. Çamurun içerisinde kavga ederken, “fazilet için dövüştüklerine” inanmamızı bekliyorlar. Cemaat de AKP’nin bugüne kadar yaptığı yanlışlara büyük ölçüde ortaktır.


Kavganın taraflarının tam olarak ne yaptıklarını bilmedikleri, sürüklendikleri; sürüklenirken vicdan muhasebesi yapmadıkları; bunu “ferah” zamanlara öteledikleri, tuhaf zamanlardan geçiyoruz. Oysa bugün vicdan muhasebesi yapmadan, kendilerini inkâr bataklığına saplayanların, yarın içerisine daha da yuvarlanabileceğimiz çirkefte payları olacak. Aklanmak için adım atılması gereken gün bugündür. Yarın çok geç olacak.


Bugün “yeter artık!” diyemeyenler, yarın da ferah günler göremeyecekler. “Hele bu kavgayı bir atlatalım, sonra kendi yanlışlarımızı da düzeltiriz” demek lüksü kimsede yok. Hele AKP’lilerde hiç yok. Böyle giderse, yarın bu kavganın taraflarından hiçbirisi temiz kalamayacak.


Yarın AKP’lilere ve Cemaatçilere çocukları soracaklar: “Sizler inanç ve dava sahibi olmak iddiası üzerine bir hayat inşa etmiştiniz. Peki, inancınız adına savunduğunuz her şey darmadağın olurken ne yaptınız?” Bu soruları zamanında sormadığınız için çirkin bir kavganın içerisine düştünüz. Bu soruları sormaktan kaçarak, tüm bu yaşananlar içerisindeki sorumluluğunuzla yüzleşmeyi öteliyorsunuz.


En zor durumda olanlar AKP’liler. Salt menfaat uğruna görmemeyi, duymamayı seçenlere lafım yok. Benim sözüm, ağır bir travma geçiren ve gerçeği inkâr ederek, bu travmayı atlatacaklarını düşünen AKP’lilere.


AKP’nin yolsuzluk soruşturmalarını engellemek adına demokratik kazanımlardan, yargı bağımsızlığından, haberleşme özgürlüğünden tavizler vermesi ve otoriter bir Türkiye inşa etmesi, temiz kalmış AKP’lilerin çıkarına mıdır? Partinizi kurarken ortaya koyduğunuz iddialar ve bugün telaşla yapılmaya çalışılanlar arasındaki uçurumu nasıl kabulleneceksiniz?


Eğer bütün bu baskı araçları, acele ve telaşla devreye sokuluyorlarsa, ortada ağır bir suç olması ihtimali yüksek değil midir? Yapılması gereken, adil yargılanma koşullarını oluşturarak, suç isnat edilenlerin bizzat kendileriyle ilgili soruşturmalara gönüllü olarak gitmeleri değil miydi? Demokratik her devlette, üzerlerinde şaibe olanlar, kendi iradeleriyle aklanma yolunu seçmezler mi?


Eğer mevcut HSYK yapısı, adil yargılanma için umut vermiyorduysa, onu bütünüyle AKP’nin denetimi altına almak yerine, muhalefet partileriyle anlaşıp, daha demokratik bir yapıya kavuşturmak yolu seçilemez miydi? Şimdi tercih edilen çıkmaz yol, suçun örtülmek istendiği izlenimini yaratmıyor mu?


AKP, eğer bir şahıs veya zümre partisi değilse, partinize sahip çıkmak için bir “temiz eller operasyonu” başlatmanız gerekmez mi? Bir şahsa endekslenmiş partilerin yaşadığımız çağda alabilecekleri mesafe sınırlıdır. Bugün hayır deme cesaretini gösterirseniz, parti içi demokrasiyi oturtma ve temiz kalma şansınız olabilir. Yarın ise çok geç olacak...



[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.