CHP ve sosyalist sol

  • 25.03.2014 00:00

 Yakın zamanda bazı entelektüeller, HDP’lilerin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde CHP’ye oy vermelerini önerince, yaman bir tartışma alevlendi. CHP’ye stratejik oy verme önerisine gösterilen tepkiler son derece sert ve duygusaldı. Öneride bulunanlara ciddi bir baskı uygulandı. Oysa özgüven sahibi olup ne yaptığını bilenlerin biraz daha serinkanlı tartışabilmeleri beklenirdi. En sert tepkiyi gösterenler de Kürtlerden ziyade, Türk solunun farklı bileşenlerinden gelenlerdi.


1920’lerden beri Türkiye solunun farklı renkleri Kemalizm’le nasıl yaşayacaklarını bilemediler. Bazen ideolojik nedenlerle bazen de yılgınlıkla Kemalistlere yanaştılar. Türkiye solunun önemli isimleri, genellikle Kemalist ailelerin çocuklarıdır. Ebeveynler ve çocukları arasındaki kuşak çatışması, CHP’lilerin çocuklarının sistem-dışı sola yolculuklarını da hızlandırdı.


Çocuklar, Türkiye’ye özgü nedenlerle hiç genç olamayıp, hızla yaşlandıkları için, bir zamanlar sert tepki gösterdikleri ebeveynlerinin ideolojik konumuna genellikle geri döndüler. “Baba Evinden” hızla ve öfkeyle çıkan çocuklar, eve döndüklerinde artık Kemalizm’e yeniden demirlemiş oluyorlardı. Bildiğimiz gibi Kürt solu gemileri yaktı ve eve geri dönmedi. Kürt solu kendi evini inşa ederken, Türkiye solunun büyük bölümü farklı kanallardan da olsa Kemalizm’e geri çekilişini gerçekleştirdi.


Geride kalanlar; yani Kemalizm’e mesafelerini koruyanlar, 80 öncesi tabanlarını bir türlü yakalayamadılar. Bu hareketleri sürükleyenler, Anadolu’daki kadrolarını ya Kürt hareketine ya da Kemalist çevrelere kaptırdılar. Bahsettiğim solcuların bir bölümü bugün HDP içerisinde yer alma tercihinde bulunuyor. Umarım bu çevreler, HDP’yi etkili bir Türkiye partisine dönüştürebilirler. Solda “fazla” parti olmasını bir kazanç değil, kayıp olarak algılamak; Soğuk Savaş’tan devraldığımız bir yanılgı.


Yine de bu sol çevrelerin, CHP’lilerle daha fazla entelektüel-politik etkileşime girmelerinin gerekli olduğunu düşünüyorum. “CHP’li ebeveynler, sosyalist çocuklar” gerilimine verilen aşırı duygusal tepkiler, bana hiç de sağlıklı görünmüyor. Yukarıda bahsettiğim yenilmişlik hâli, bir bütün olarak Türkiye solunun da yenilgi tarihidir. Bundan sadece CHP’liler sorumlu değil.


Benim kişisel gözlemim, Türkiye’deki farklı sol gurupların, söylemsel düzeyde çok kıymet vermelerine rağmen, pratikte demokrat olamadıklarıdır. Bununla ilişkili olarak bizler, ilkeli ittifaklar kurmayı da öğrenemedik. Gurup narsisizmi ve taassubu, birbirimizle diyalog kurmamızı bugün dahi engelliyor.


Elbette bazı HDP’lilerin CHP’nin mevcut hâline dair eleştirilerinde haklılık payı da var. CHP ile SHP arasında dağlar kadar fark var. Ama SHP zamanında da sol guruplar, SHP’yi kendi grup çıkarları için zemin olarak kullanır; SHP’lilerle entelektüel-politik tartışmalara girmezlerdi. Ne de olsa “ebeveynlerinden” çok daha ilerici bir konumdaydılar.


Kılıçdaroğlu’nun “entelektüel kesimi kazanmalıyız” ifadelerinden, sol ve liberal entelektüellerle partisi arasındaki mesafenin farkında olduğu anlaşılıyor. Yine Kılıçdaroğlu, CHP’de liberal, sosyalist, sosyal demokrat ve cumhuriyetçi (ulusalcı) kanatların olması gerektiğinden bahsediyor.


Bazıları CHP’nin ulusalcı kanadını tasfiye etmesini umuyorlar. Oysa sosyal demokrat bir kitle partisine düşen, tüm bu kanatların parti içerisinde var olma koşullarını korumak ve bir program ve hedefler ekseninde ortaklaşabilmelerine gayret etmektir. Tam da bu ortaklaşmanın olabilmesi için, sol entelektüellerin CHP’lilerle diyalog kurmaları, onlarla entelektüel-politik tartışmalar yürütmeleri gerekiyor. İşte o zaman partilerimiz farklı olsa bile ilkeli ittifaklar kurmayı öğrenebileceğiz...



[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.