ABD ve İsrail lobisi

  • 22.07.2014 00:00

İsrail’in son Gazze operasyonu Obama yönetiminden ciddi bir tepki görmedi. Obama’nın ikinci döneminde Filistin meselesiyle ilgili adımlar atabileceğini bekleyenler hayal kırıklığına uğramış görünüyorlar. Yine de ABD siyasi ve akademik çevrelerinde, İsrail’e verilen maddi ve diplomatik desteğin sorgulanmaya başlandığını söyleyebiliriz.

 

İki saygın Amerikalı akademisyen, John J. Mearsheimer ve Stephen M. Walt, 2005’te İsrail Lobisi ve Amerikan Dış Politikası başlıklı bir makale kaleme almış, mevcut durumu eleştiren bu makale önceleri yayımlanacak yer bulamamıştı. Daha sonra farklı yerlerde yayımlanan makale, ciddi bir tartışma başlatmayı başararak hedefine ulaştı. Sözkonusu makale daha sonra kitap hâline geldi ve Türkiye’de de, “İsrail Lobisi ve Amerikan Dış Politikası” (Küre Yayınları, 2009) başlığıyla yayımlandı.

 

Yazarların iddiası çok basit ve bir o kadar da keskin: “İsrail’in ABD için stratejik değeri yoktur. İsrail’e verilen desteğin ahlaki bir zemini de kalmamıştır.” Elbette bu iddia nedeniyle yazarlar ciddi bir karalama kampanyasına maruz kaldılar ama yılmadılar. İki yazar da ABD dış politika dünyasının bilinen isimleri ve marjinal diye damgalanmaları çok kolay değil.

 

ABD’de İsrail’i eleştirmek her zaman çok zor oldu. Bir zamanlar İsrail’e sahip çıkmanın ahlaki bir karşılığı vardı. Oysa bugün ABD’li siyasetçilerin çoğu, bunu “belaya bulaşmamak” adına yapıyorlar. İsrail lobisinin hışmına uğramamak adına, çok da inanmadıkları laflar ediyorlar. Kitabın yazarları da bunun farkında ve bugün İsrail’in Filistin siyasetinin, “inandırıcılığını yitirmiş ahlaki bir dava” olduğunu savunuyorlar.

 

Yazarlar, sadece Filistin konusunda değil, Irak işgali ve ABD’nin Suriye ve İran konularındaki hatalı ve sert politikalarının da İsrail lobisinin siyasi gücünden kaynaklandığını savunuyorlar. Yazarların en vurucu tespitleri de bununla ilişkili: “Bu politikalar Amerikan ulusal çıkarlarına hizmet etmediği gibi, uzun dönemde İsrail’in çıkarlarına da zarar verecektir.

 

Eski ABD başkanlarından Jimmy Carter da, yıllardır İsrail’in Filistin siyasetinin ahlaki olarak iflas ettiğini savunduğu için ciddi karalamalara maruz kaldı. Carter, “Filistin: Apartheid değil barış” (2006) başlıklı kitabında mevcut gidişatın, bir zamanlar ABD’li liberal entelektüellerin büyük tepki duydukları Apartheid rejiminin daha kötü bir kopyası olma yolunda ilerlediğini vurguluyor.

 

Carter, ABD’nin liberal yurtsever entelektüel ve siyasetçilerini vicdanlarından yakalamayı deniyor ama çok da başarılı olamıyor. Ne de olsa ABD’de sol ve liberal versiyonları olan liberal hümanizm büyük bir moral gerileme içerisinde. Bu gerilemeden Obama yönetimi de nasibini alıyor. En azından üzerlerinde büyük bir ahlaki baskı hissetmiyorlar.

 

İsrail, Batı Şeria’da yerleşimlere hız vererek fiili durumu oportünistçe lehine çevirme siyasetine aynen devam ederken barıştan söz etmek ne kadar anlamlı? İsrail’in mevcut yöneticileri, Batı’da iyice güçlenen İslamofobik iklimden faydalanarak, iki devletli çözümün altını oyuyorlar.

 

Filistinlilerin bu kadar zulüm görmelerine rağmen yine de barışı inşa edebilecek sağduyuyu korumaları, belki de asıl sorundur? İsrail’in mevcut yönetiminin taktiği çok açık: “Bu barbarlarla nasıl barış masasına oturayım?” diyerek mızıkçılık yapmaya devam ediyorlar. Fakat ne kadar çabalasalar da Filistin’den bir IŞİD çıkaramadılar. HAMAS da bu tuzağa düşmedi. Abartılı güvenlikçiliğin her zaman güvenlik sorunu olarak geri döndüğünü görebilmek bu kadar mı zor?

 

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (1)

  • Ad Soyad Giriniz...
    Ad Soyad Giriniz...
    23.07.2014 02:36

    Yorumunuzu Giriniz...