CHP’nin tarihî şansı

  • 6.09.2014 00:00

 CHP Kurultayı’nda iki adayın konuşmalarını izlerken, umarım bir gün AKP, MHP ve HDP’de de çok adaylı kongreler izleyebiliriz diye düşündüm.

CHP, 12 Eylül darbesine rağmen yeniden kurumsallaşmış bir siyasi parti olma yolunda ilerliyor. Parti içi demokrasi konusunda daha alınacak çok yol var. CHP, çokseslilikten taviz vermeden, parti yetkililerini başarılarına göre değerlendirme kültürünü oluşturabilmeli. Partide görev alanların performansları, nesnel biçimde oluşturulmuş kriterlere göre denetlenmeli. Partililer de adayların sadece vizyonlarına değil, ortaya koydukları emek ve başarıya göre oy verebilmeliler.

CHP, parti içi demokrasiyi etkin bir çalışma kültürüyle birleştirebilirse, AKP’yi çok ciddi biçimde zorlar. Tarih CHP’yi yeniden iktidar olma kavşağına getirip bıraktı. Bu tarihsel fırsat bir bakıma AKP’nin kendi sağında hiçbir parti bırakmamasıyla da ilişkili. Ülke demokrasisinin tehlikede olduğunu hisseden farklı seçmen gurupları, CHP’yi izlemeye başladılar.

Aslında sosyal demokrasi, Türkiye’nin bugün ihtiyaç duyduğu temel çözümler için ciddi avantajlara sahip. “demokrat” olmak, farklı yaşam biçimlerine saygıyı, aktif olarak sahip çıkmayı mümkün kılıyor. Ama bir de “sosyal” kavramı var. Bu da en basit ifadesiyle, “komşusu açken tok yatmama” ilkesine karşılık geliyor. CHP’nin önünde kendisi dışına açılarak, demokratlar ve mağdurlarla yan yana gelebilmek gibi tarihî bir sorumluluk var.

CHP’nin sert ulusalcılardan gelen direnci aşıp geniş bir demokratlar ittifakı oluşturabilmesi veya bu ittifakın bir bileşeni olması da tek başına yeterli olamayacaktır. Toplumun mağdurlarını da AKP’yle olan “tünel etkisi” ilişkisinden koparabilmesi gerekiyor. Nedir “tünel etkisi”? Çok sayıda insan, içerisi karanlık olduğu hâlde tünelin sonunda ışık (umut) olduğu algısına sahip. Ama yavaş yavaş tünelin sonuna geliniyor ve karanlığın devam ettiği fark ediliyor.

Giderek artan umutsuzluğun “cellâdına gülümseme” etkisine dönüşerek daha da içinden çıkılmaz psikolojik bir boyun eğme hâli almaması için, CHP’nin yoksullara somut projelerle gidebilmesi gerekiyor. Daha da önemlisi CHP bu projeleri mevcut belediyeleri yoluyla vakit kaybetmeden hayata geçirmeye çalışmalı. İçerisinde yaşadığımız Türkiye’de iktidarın yolu yerel yönetimlerden geçiyor.

CHP’nin demokrat ve mağdurlar ittifakının söylemsel ve pratik ayaklarını oluşturabilmesi için her meşrepten demokrat aydının desteğine ihtiyacı var. Özellikle sosyal demokrat ve sosyalist aydınlarla CHP arasındaki soğuk ilişkilerin aşılmasına çaba harcanmalı. Sözgelimi CHP’nin sosyal politikalar alanında değerli çalışmalar yapan akademisyenlerin peşine düşmesi ve onların ortaya koydukları pratiğe yönelik raporlardan istifade edebilmesi gerekiyor. Bu örnekler ekonomiden, dış politika yapımına kadar pek çok farklı alana da taşınabilir.

Partinin mevcut kurumsal yapısı, akademik bilgiden istifade edilebilmesine; bu bilgilerin siyasal çözümlere dönüşebilmesine müsait değil. Bilgi ve siyaset arasında uzun vadeli ve kurumsal bir ilişki kurulamadığı için de ortalık “-mış gibi yapan starlara” kalıyor. Bu “starlar” da, kendilerine yönelik büyük beklentileri karşılayamadıkları için, şöhret oldukları hızla yok oluyorlar.

CHP’nin bilgi siyaset ilişkisini yeniden sağlıklı biçimde kurabilmesi için, düşünce kuruluşlarıyla ciddi bir etkileşime girmesi gerekiyor. Türkiye’nin en eski düşünce kuruluşlarından olan, çoğunluğu sosyal demokrat eğilimli üyelere sahip TÜSES’in Baykal döneminde partiden dışlanması, aslında ne yapılmaması gerektiğini çok güzel özetliyor.

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.