CHP’li valiler, kaymakamlar...

  • 9.09.2014 00:00

 Muharrem İnce’nin kurultay konuşması, iktidar özlemi duyan CHP’lileri etkileme üzerine kuruluydu. İnce “CHP’li kaymakam, vali” vaadinde bulunarak, devletten uzun süredir dışlanan kesime hitap etmeyi de ihmal etmedi. Buradaki örtük mesaj; “Sıra size de gelecek” vurgusunda gizliydi.

Çok sayıda insanın gerekli nitelikleri olduğu hâlde kamuda pek çok konumdan dışlandıkları ve bunun ciddi bir adaletsizlik hissi yarattığı elbette doğrudur. Türkiye siyasetinin rövanşist öfke damarı da buradan beslenir. İktidara geldiğinizde gözünüz kararır ve çaycıdan müsteşara herkesi silkelersiniz. Peki, bu böyle mi devam edecek? Muhtemel bir CHP iktidarında da sıra “CHP’li valilere” mi gelecek?

İşte reformcu siyasetin aşması gereken, onyıllardır debelendiğimiz çamurlu zemin burası. Siyasi partiler kısa vadeli kazanımlara odaklanmayıp, oyunun kurallarını yeniden kurmaya gönül indirebilseler, hepimize bulaşması kaçınılmaz bu çamuru temizleyebileceğiz.

Aslında demokratik bir anayasa en başta AKP olmak üzere, CHP’nin ve tüm toplumun muhtaç olduğu ilaç. Bu kaygan zemin, daha fazla güç arayışını tetikliyor. Bu da ciddi bir enerji kaybına ve insan kıyımına yol açıyor. Canını yaktıklarımız iktidara gelip bizim canımızı yakmasınlar diye iktidara daha fazla yapışıyoruz. Yazık değil mi?

Bugün AKP’nin trajedisi de bununla ilişkili. “Seçimi kazanan hepsini alır” hırsıyla bütün güç ve yetkiyi kendi ellerinde topladıkları için, sistemi istikrarsız hâle getirdiler. İstikrarsızlığın aşılabilmesi için de toplumun bütünüyle denetlenmesini çözüm sanıyorlar. Siyasal sistemde kendilerini denetleyebilecek bütün fren mekanizmalarını yok ederek kendi yıkımlarını da hazırlıyorlar.

DP de aynı hatayı yapmış, CHP’den devraldığı eski Türkiye’nin anayasasıyla yeni toplumu idare edebileceğini sanmıştı. DP, çok partili hayat için düzenlenmemiş tek parti anayasasını değiştirerek, oyuna fren ve denge mekanizmalarını yerleştirebilseydi, darbecilerin harekete geçmeleri de zorlaşırdı.

AKP de aynı hatalı yoldan ilerliyor. Parti içi ve dışında hiçbir fren mekanizması bırakmadılar. Ama yine rahat değiller. MEB’de yapılan operasyonu anımsayalım. Binlerce müdürü görevden alıp, kendi yandaşlarını göreve getirdiler. Neden?

Nabi Avcı’ya hakikaten sormak isterdim: Bu operasyonu yönetenler içerisinde siz de var mısınız? Yoksa sizi dışarıda bırakarak bildiğini okuyan “bürokratlara” diş geçiremiyor musunuz? Her durumda sorumluluk sizindir. Siz neden buna tenezzül ediyorsunuz? Bu ne acımasızlıktır? Bu “kabilecilik” entelektüel kimliğiyle bilinen bir bakana yakışıyor mu sahiden? Kalem koleksiyonu yapmakla münevver olunmuyor...

Seçimi kazanan hepsini alır” zihniyetini geriletmenin en önemli yolu, demokratik bir anayasa yapmaktır. CHP dâhil muhalefet partileri, asla rövanşizm yapmayacakları güvencesi vermelidirler. Bu vaadin somut anayasal ve yasal düzenlemelerle desteklenmesi, inandırıcı hâle gelmesi gerekiyor.

Canla başla çalışan bir bürokratın asla partizanlık engeline çarpmamasının altyapısı eğer istenirse kolaylıkla oluşturulabilir. Bir kamu görevlisinin iktidar partisine yanaşarak yükselebileceğine inanması, büyük bir yetenek ve enerji israfıdır.

Bizler “devletin valisinden” “partinin valisine” geçebildik. Henüz kamunun valisini aramaktayız. Son 60 yılda Türkiye’yi yöneten sağcı partiler ve sağcı askerler, bizlere sürekli aynı kâbusu yaşatıyorlar. Bunu aşamayan bir vizyon, kendi yıkımını da hazırlar...

 

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.