CHP ve Ortadoğu

  • 16.09.2014 00:00

 CHP yöneticilerinin belki de en zayıf görüntü verdikleri alan Ortadoğu’ya yönelik söylemleri. Kılıçdaroğlu sık sık “Ortadoğu bataklığından uzak durmaktan” bahsediyor. Ortadoğu’yla ilgili söylem fazlasıyla negatif ve reaktif.

CHP genellikle ortaya çıkan olay ve süreçlere gerisinden tepki vermekle sınırlı kalıyor. Gündem belirlemeye yönelik bir duruşu veya önerileri olamıyor. CHP’nin dış politika alanında eski büyükelçileri fazla öne çıkarması doğru değil. Eski diplomatlar, yetiştirilme tarzları gereği genellikle mevcut statükoyu korumaya meyillidirler.

Ortadoğu’da elbette uzak durulması gereken konular ve yaklaşımlar var. Fakat Ortadoğu’dan bütünüyle uzak durmak en basitinden fiziksel olarak mümkün değil. Zira Türkiye coğrafi olarak Ortadoğu’ya da aittir. Bedeninin bir bölümünü yok sayan bir akıl, sağlıklı düşünemez.

Suriye’yle 900 kilometrelik sınırı olan Türkiye’de yaşayan Kürtler, Türkmenler ve Arapların sınırımızın hemen ötesinde akrabaları var. Güney illerimiz, sınır ötesindeki komşularıyla yüzyıllardır devam eden ticari ilişkilere sahipler. İlginç olan husus, bölgede yaşanan bunca savaşa rağmen, bu komşuluk bağlarının ve ticari ilişkilerin devam edebilmesidir. İşte barışın altın dinamikleri bu sivil inat ve beceride yatmaktadır. Hani şair demiş ya; “Ne İskender takmışım, ne şah; geçip gitmişler gölgesiz.

Sözgelimi Antepli bir tüccar için Halep ve Beyrut’un komşu kapısı olduğu yıllar halen hafızalardadır. Dış politikanın zaten mevcut olan bu tarihî izlek üzerinden işlemesi kadar doğal ne olabilir? Yine Doğu Akdeniz insanlarının mevcut devletlere ve otoriter, dışlayıcı dinî yorumlara rağmen yaratmayı başardıkları çok kültürlü ve çok dinli medeniyet, sosyal demokrat bir dış politika için muazzam bir tarihsel birikim sunmaktadır.

Tam da bu nedenlerle “komşularla sıfır sorun politikası” ilkesel olarak doğru bir temele oturuyordu. AKP Hükümetinin Schengen’i çağrıştıran “Şamgen” politikası da yanlış değildi. Bunun yanlış olduğunu savunursanız, güney illerimizde ciddiye alınmazsınız. Size “amatör” gözüyle bakarlar, iktidara hazır olduğunuza inanmazlar.

Peki, AKP neden bu söylem ve politikalarının devamını getiremedi ve çuvalladı? İşte CHP için asıl dersler ve fırsatlar bu sorunun yanıtlarında yatıyor. Öncelikle şunu teslim edelim: Arap Baharı, AKP dâhil çok sayıda aktörü hazırlıksız yakaladı. O sırada iktidarda CHP olsaydı da bocalayacaktı.

Ama AKP’nin çok daha ciddi hatalar yapmasının ve bu hatalardan geri dönememesinin ardında ideolojik nedenler var. AKP ideolojik bagajını yok sayarak pragmatik duruşlar üretemediği için hızla bocalamaya başladı. AKP, Ortadoğu’da “Sünni iktidarlar kuşağı” umuduna çok çabuk kapılarak yanlış hamleler yaptı. İdeolojik körlük, bölgedeki azınlıkların AKP’ye yönelik kuşkularını derinleştirdi. AKP, yanlış hamleleri nedeniyle bölgedeki mezhepçi gerilimin tırmanmasına neden oldu.

AKP’nin ideolojik sınırları, sosyal demokrat bir Ortadoğu siyaseti için ciddi fırsatlar barındırmaktadır. CHP, ilke olarak Arap Baharı’nı desteklemeli, demokratikleşme hayalinin gerçekleşebilmesi için özellikle azınlıkların kendilerini güvende hissedecekleri öneriler sunmalıdır. İnançlara saygılı laiklik, CHP’nin Ortadoğu’nun tüm dinî renklerine güven verebilmesinin anahtarıdır. Kürt sorununun demokratik çözümünü savunan bir CHP, bölgedeki köktenci ve hoşgörüsüz dinî yapılar karşısında son derece önemli bir müttefikimiz olmaya aday Kürtlerin de gönlünü alabilecektir.

CHP’nin sosyal demokrat ve sol eğilimli Kürt örgütleriyle bağ kurması yararlı olur. Bu da yetmez; İran’daki Reformculardan başlayarak, Mısır ve Tunus’a kadar bölgedeki tüm demokrat yapılarla sağlam bağlar kurmak gibi tarihî bir sorumluluk da kapıdadır.

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.