Sarayı tartıştırmamak!

  • 11.11.2014 00:00

 Yakın zamanda Hükümet yanlısı kalemlerde yeni Cumhurbaşkanlığı Sarayı konusunda birbirini çok andıran, paralel bir savunma gayreti ortaya çıktığını gözlemliyoruz. Bu benzer çaba bile konunun yarattığı rahatsızlığın farkında olduklarını gösteriyor. Erdoğan da, “burayı muhtarlarımıza açacağız” diyerek kendine özgü popülizmini devreye sokma ihtiyacı hissediyor.

Ortaya konulan görüşler üç aşağı beş yukarı benzeşiyor: “Bu millet ve devletinin azametini yansıtan bir saray yapılmasını hazmedememek aslında küçük düşünmektir.” “Ak Saray eleştirilerinde bulunanlar, Erdoğan’ı yemek isteyen uluslararası çevrelerin ekmeğine bilerek veya bilmeyerek yağ sürmektedirler.” “Ak Saray’ı eleştirenler, Savarona’yı neden eleştirmezler?” “Bu bina millete aittir, milletin teveccühünü kazanan gelip oturur.

Bu bina, hatırlayacağınız gibi, önce Başbakanlık Sarayı olarak tasarlanmıştı. Daha sonra “millet” fikir değiştirmiş olmalı ki, yeni binanın Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na çevrilmesine karar verildi. “Millet” tabii bina işlevlendirmesinden anlamaz. Başbakanlık için tasarlanan binanın Cumhurbaşkanlığı için işlevsel hâle getirilmesindeki sıkıntıları çok dikkate almamıştır. “Millet” biraz hisleriyle hareket etmiş olmalı...

Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na dair savunmacı iddiaları ortaya atanların gazetelerde köşe yazarları olduklarını, hükümet sözcüsü olmadıklarını bir kenara not edin. Buradan bakınca, yazılarında en azından böyle bir binanın yarattığı ahlaki rahatsızlığın samimi olabileceği vurgusunun olmaması tuhaflığını daha iyi anlayabiliriz.

Bu köşe yazarları, meseleleri artı ve eksileriyle ele alıp, kanaat oluşturmaktan ziyade, Hükümet’in gündelik ihtiyaçlarına göre yazıp çizdiklerinden kendilerinin de ayrı şahsiyetler olduklarını, en azından arada bir de olsa Hükümet’le ayrı düşebileceklerini unutuyorlar.

Ortada çok basit bir soru var: Her durumda Hükümet’le aynı paralelde ses veren bir koroya neden güvenilsin? Neden bu kalemleri ciddiye alalım? Kral çıplak olduğunda kral çıplak diyemeyen bu kalemler, hangi saygınlıkla kendi dünyaları dışındakilere ses verebilirler?

Kendilerini iktidarla bu denli özdeşleştirenlerin, sürekli olarak iktidarın devrilmesinden korkmaları ne tuhaftır? “Her eleştiri sahibi bilerek veya bilmeyerek AKP’nin devrilmesine çalışmaktadır. Bu durumda onlar ne derlerse desinler, tam tersi pozisyondan savunma yapılmalıdır.

Burada ortaya çıkan tavır, iktidarın eleştirilmesini vatan hainliğine bağlayan totaliter rejimlerde yapılandan çok da farklı değildir.

Sürekli olarak AKP’nin devrilmeye çalışıldığı iddiasına sarılmak, aslında bu çevrelerin yakalanmış oldukları iktidar sıtmasının da bir yansımasıdır. Ak Saray’ın maliyetini, yapılma tarzını, Erdoğan’ın değişen pozisyonuna göre işlev değiştirmesini eleştirmek, AKP’nin sandık dışı yollardan devrilmesini onaylamakla neden ilişkili olsun?

Tartışmayı hep minder dışına taşırma alışkanlığından gına geldi: “Ya darbecilere hizmet ediyorsunuz, ya da onların uluslararası karanlık patronlarına.” Aslında buradaki mantık tersinden de okunabilir: 2010 Referandumundan ve Gezi sürecinden bu yana AKP’yi eleştiremeyenler, bu partinin yaptığı hatalarla ülkeyi yönetilemez hâle getirmesinden, giderek tırmanan kutuplaşmadan da kısmen sorumludurlar.

Eğer onlar AKP’ye yakınından eleştiri getirebilselerdi, bu parti kendisine çekidüzen vermek zorunda hissederdi. AKP’liler bunca aydının kendilerini parti için siper etmelerinden dolayı kendi hatalarıyla yüzleşmektense “savaşta her araç mubahtır” anlayışına giderek daha fazla savrulmaktalar.

Tam da bu gidişat, ülkeyi iç savaş tehdidinden, Ortadoğu’da yanlış işler yapmaya, hatta muhtemel darbe hesapları olanların ekmeğine yağ sürmeye müsait kaygan bir zemine itiyor. Yarının Türkiye tarihini yazanlar, tüm bu gidişata hayır deme bilinci ve gücü olanların akıl almaz eylemsizliklerini hesaba çekecekler.

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.