AKP’yi kim iktidar yaptı

  • 30.11.2014 00:00

 Kısa süre önce “Yorgun Kemalistler” başlıklı bir yazı yazıp, Kemalistlerin yanlış siyasi teşhisleri nedeniyle işlemeyen stratejiler geliştirdiklerini, bunun da yorgunluk, bıkkınlık yarattığını vurgulamıştım. Bu yazıda Kemalistleri karalamak veya incitmek değil, onları demokratik siyaset yapma imkânları konusunda düşünmeye davet etmek istemiştim.

Tarz olarak diyaloga ve diyalogu besleyebilecek yapıcı eleştirelliğe inandığım için, Kemalistleri yok saymaktan ziyade onlarla beraber düşünmeye gayret etmeyi önemsiyorum. Bu çabayı anlayıp son derece yapıcı görüş ve öneriler getiren çok sayıda okur var. Tuhaf ve hiç sönmeyen bir kızgınlıkla öfkesini boşaltmak isteyenler de mevcut. Canları sağ olsun.

Mesele dönüp dolaşıp “AKP’yi kim iktidar yaptı” sorusuna kilitleniyor. Kemalistlere ve bazı sol çevrelere göre, AKP’nin iktidara gelmesi ve devletleşmesi, “Liberaller” yüzünden gerçekleşti. Bu geniş Liberaller kategorisi içerisine Sol Demokratları da katıyorlar.

AKP’nin iktidara gelmesi ve giderek devletleşmesi bir dizi nedene bağlı. 28 Şubat’ta yaşatılan mağduriyetlerin, 2002 seçim başarısında etkili olmadığı söylenebilir mi? 28 Şubat Sağ Kemalizm’in zirve yaptığı bir dönemdi ama daha önce de benzer mağduriyetler yaşatılmıştı. O zaman Kemalizm’in AKP iktidarında hiç rolü yoktur diyebilir miyiz? Bana göre Kemalistlerin, AKP’nin iktidara gelip orada tutunmasına “Liberallerden” çok daha fazla katkısı olmuştur.

2002-2009 arası irili ufaklı Kemalist çevreler, sandık vasıtasıyla AKP’yi yenilgiye uğratmaya enerji harcayacaklarına, “Zinde Kuvvetlerin” bir şekilde devreye girmesini ve kendileri adına temizlik yapmasını umdular. İşte AKP’nin izleyen seçim başarılarında bu stratejik hatanın çok büyük etkisi oldu.

O dönemde siyasette, sivil alanda ve devlette konumlanan Kemalistler, bu enerjilerini AKP’den daha demokratik bir muhalefet geliştirmeye harcayarak, seçim başarısını en merkezî hedef olarak görselerdi, bugün Türkiye bu durumda olmayacaktı.

Bu açıdan bakıldığında 2007 Cumhuriyet mitinglerinin popüler algıda “Demokrasi ve Cumhuriyet mitingleri” olarak anılmaması bile tek başına çok şey anlatır. O mitingleri organize edenler arasında 27 Mayıs düşleri kuranlar yok muydu? Vardı elbette. Ama mitinglere katılanların azımsanamaz bir bölümü de sandık yoluyla değişimin tek yol olduğunun farkındaydı. Yani mitinglerim mimarları, “kendi doğal tabanlarını” dahi ikna edememişlerdi.

Sadece Kemalistler mi hatalıydı? Merkez sağın muazzam bir yolsuzluk çamuruna batmış olması ve ciddi bir ideolojik kriz içerisine yuvarlanması da AKP iktidarının gelişinde ve devamında etkili oldu. MHP’lilerin Kürt meselesi konusundaki katı tutumları da çok sayıda Kürt seçmeninin AKP’ye yönelmelerini hızlandırdı.

Liberallerin AKP’ye katkısı olmadı mı? Oldu elbette. Liberaller ve Gülen Cemaati’nin aydınları, AKP’yi Batılıların anlayacağı bir dile tercüme ettiler. AKP’yi ılımlı Müslüman bir parti olarak sundukları gibi, yine Batılı siyaset çevrelerinin anlayabilecekleri bir demokratikleşme söylemi içerisinden meşrulaştırdılar.

Liberaller” bunu yaparken, sadece çıkar beklentisiyle mi hareket ettiler? Belki bazıları öyle yaptı ama çoğunluk, 90’ların karanlığından çıkabilme umuduna sarılmak istedi. O zamanlar, demokratikleşme konusunda küresel bir iyimserlik de mevcuttu. Liberaller de solcular gibi, tarihin olumluya doğru ilerlediğine dair aldıkları “eğitimi” kolayca gözardı edemiyorlar.

Demek ki hepimiz teşhis ve strateji hataları yaptık. En büyük hatamız da farklılıklarımızı abartıp öne çıkararak demokratik siyaset imkânını ötelemek oldu. Bundan sonra böyle devam etme şansımız yok.

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.