Karaman’ın AKP eleştirisinin eleştirisi

  • 2.12.2014 00:00

 Hayrettin Karamanyakın zamanda iki yazı kaleme aldı, Yeni Şafak’ta: “Müslüman, siyaset ve parti” ve “AK Parti’nin ahlak ile imtihanı”. Keşke herkes Karaman Hoca kadar dürüst olsaydı. O inandığı şeyleri açık bir dille savunuyor. Savunduğu görüşlere ve siyaset anlayışına katılmam mümkün değil.

Karaman’ın iki yazısında AKP’lilere yönelttiği bazı eleştirilerini haklı bulmakla beraber, onun meseleye dair teşhislerini çözümün değil sorunun kaynağı olarak görüyorum. Karaman’ın bazı AKP’lilerle ilgili eleştirisi malumun ilamı: “Parti teşkilatında, belediyede, bürokraside ve iş âleminde ehil, layık, faziletli kişilerin önünü bir şekilde tıkayıp kendi takımdaşlarını öne çıkarıyorlar.”

Karaman demokrasiyi de eleştiriyor. Demokrasi, ona göre, faziletli insanların yönetmelerini engelleyen bir rejim. Necip Fazıl Kısakürek de aynı eleştiriyi yapardı. Karaman’a göre en önemli meselelerden birisi kimlerin siyaset yaptığı. Demokratik siyasetin halkla yapılmasını eleştiriyor: “Demokratik siyaset de yalnızca seçkinlerle değil, halk ile yapılıyor. Bu yüzdendir ki, bir Fransız Akademi üyesi demokrasi için ‘ehliyetsizliğe tapış’ demiştir.”

Karaman da binlerce yıldır sorulan kadim soruya kendince bir yanıt veriyor: “Kimler yönetmelidir?” Tıpkı Plato veya Farabi gibi, faziletli ve bilgili insanların yönetmelerini savunuyor. Bunun da İslami bir duruş olduğuna inanıyor.

Karaman, İslami anlamda eğitimin başarılı olması durumunda kendi idealine ulaşılacağına inanmış. Eğitim dediğiniz eğer endoktrinasyondan öte bir şeyse, “İslami” toplumun içerisindeki farklılıkları yok etmez, belki daha da artırır. Bu nedenle tahayyül ettiğiniz siyasi sistem bunu dikkate almalıdır. Dikkate almazsa, ya insanları uzaklaştırır ya da sadece kaba güçle ayakta kalabilir; o da bir yere kadar. Ayakta kalan nedir o da tartışılır elbette.

Bana göre AKP’nin en büyük hatalarından birisi, Muhafazakâr Demokrasi anlayışını derinleştirmek yerine, söylemi açık ve net olmayan bir İslamcılığa dönüş yapmasıdır. Muhafazakâr demokrat bir parti, İslam’dan ilham alabilir. Ama siyasi parti vasıtasıyla İslami bir yönetim tesis etmeye kalkarsanız, hem amacınıza ulaşamazsınız hem de toplumu tahrip edersiniz.

AKP hem İslamcılık iddiasını hem de mevcut siyasi kültürümüzün getirisi olan otoriter siyaset yapma tarzını yan yana taşımaya devam ettiği sürece, hata ve günahlarından dolayı İslam ve İslamcılık eleştiri konusu yapılacaktır. İslam, partizanca mücadelelerin tarafı hâline geldikçe, İran’da olduğu gibi ciddi bir İslam karşıtlığı ortaya çıkar. Bunun işaretlerini görebilenler görüyor.

Karaman Hoca’nın en büyük zaaflarından birisi, sadece İran’ı değil, ama diğer totaliter rejimlerin tarihini yeterince analiz edememiş olmasıdır.

Karaman Hoca veya diğer İslam bilginleri, siyasal hayattaki İslamcı aktörlerin “reelpolitik” tavırlarını bir şekilde olumlayan bir konuma düştükçe, benim “dünyevi hâkimiyetin teolojisi” dediğim birikime hizmet etmiş oluyorlar.

İslamcı aydınlar, siyasetin ahlak ve hukukun aleyhinde “istisna hâller” dayatan eğilimlerine karşı koyamadıkları gibi, bu ihlallerin meşrulaştırıcısı olabilirler. Bu tavır yaygınlaştıkça, İslam’a hizmet etmesi murat edilen siyasetin daha da özerklik kazandığı; İslamcı aydınların siyasete hizmet ettikleri bir vasat ortaya çıkar. Bugün yaşanan da budur.

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.