Nasıl tartışacağız

  • 6.12.2014 00:00

 Bu soru, nasıl birarada yaşayacağız olarak da okunabilir. Bu soruyu yeniden sormamın nedeni,Ahmet Hakan’ın Yavuz Bingöl’le yaptığı söyleşide, Bingöl’ün kullandığı bazı ifadelerin yol açtığı infial. Bingöl’ün, Cumhurbaşkanı’nın Berkin Elvan’la ilgili sert ve kutuplaştırıcı ifadelerini eleştirirken, “Onun da anasına sövdüler” şeklinde bir mantık yürütmesi, sosyal medyada sert tepkiler görmesine neden oldu.

Bingöl derdini mi anlatamadı, Cumhurbaşkanı’nı mı eleştiremedi tam anlayamadım. Ben de söyleşiyi ilk okuduğumda kurduğu mantıktan rahatsız olmuştum. Şimdi de Bingöl’ün bu kadar hırpalanmasından rahatsızlık duyuyorum.

Öncelikle insanların son derece incinmiş hissettiklerini ve kolayca incittiklerini teslim etmeliyiz. Bu ülkeyi yönetenler, Berkin Elvan’la uğraşmayacak babacanlığı gösterebilmeliydiler. Öldürülmüş bir yavrucağı bu kadar sık gündeme getirmek, hangi inanç sisteminde mazur görülebilir?

Berkin’in takdire şayan annesini, babasını baş tacı edemeyen siyaset utansın. Bırakınız baş tacı etmeyi, Berkin’in yarasına hep tuz bastılar, kanattılar.

Ben daha önceki yazılarımda sürekli vurguladım. Bu ülkenin normalleşebilmesi için sadeceBerkin Elvan’dan değil, Mehmet Ali Alabora’dan da özür dilenmesi gerekecek. Tabii ki liste onlarla da sınırlı değil. Marifet bunu bugünden yapabilmektir. İleride esecek daha farklı rüzgârlara göre eğilip bükülerek özür dilemek, marifet sanılmasın.

İşte bu iklimi besleyenler, şapkanızı önünüze alıp iki kere düşünün. İncinenlerin ellerine fırsat geçtiğinde incitecekleri bir ülkeyi yaratanlar, bir toplum olmaktan uzaklaşıyoruz, farkında mısınız? Yol yakınken kendinize gelin.

Bizlerin yeniden toplum olabilmemiz, birbirimizin yüzüne bakabilmemiz için tüm meselelerimizi rahatça tartışabilmemiz gerekiyor. Yavuz Bingöl’ü de dinleyebilecek sakinliğe kavuşmamız gerekiyor.

Ama öncelikle AKP’lilerin, medyada yarattıkları baskıcı ortamı ortadan kaldıracak sahici adımlar atmaları lazım. Hangi korku veya korkularla medyada bu karartmayı sürdürmekteler? Bu baskıcı ortamı sürdüreceklerse onlara bir tavsiye: Muhalifler er ya da geç bu baskıları aşacak, etrafından dolanacak yaratıcı yöntemleri bulacaklardır.

AKP’lilere kendi denetimlerindeki medya da yetmiyor. Az çok muhalif sesler barındıran medyayı da markaja alarak kendi sözcülerini çeşitli programlara iliştirmekle meşguller. Sözgelimi CNN Türk’teki tartışma programlarına bakın: Sürekli aynı iliştirilmiş “gazetecileri” izlemek zorundasınız. Bu isimler, neden sürekli olarak ekranda olduklarını düşünüp az da olsa hicap duymuyorlar mı acaba? Onları o ekranlara yerleştiren irade nedir? Orada olmanızı bir iradeye borçluysanız özgür tartışmadan bahsedebilir miyiz?

Türkiye 1990’larda bile daha sahici ve cesur tartışmalara sahne oluyordu. Siyaset Meydanıtüm ülkeyi kilitliyor, toplum tartışarak kendisine bir pencere tutuyordu. İlk defa “Alevi, İslamcı veya Kürt aydını” gibi kategorileri anlamaya, tanımaya başlıyorduk.

AKP ise bugün özgür tartışmadan fena hâlde ürküyor. AKP’nin, yakın geçmişiyle yüzleşmesi kaçınılmaz bir görevdir. Aydınlardan beklenen, partinin bu yüzleşmeyi gerçekleştirmesi için cesurca kalem oynatmalarıdır.

İnsanların Bingöl’e patlamalarının arkasında işte bu haksızlıklar var. Bugünün iliştirilmiş gazetecilerinin kendilerini ciddi biçimde sorgulamaları gerekiyor. Yarının Türkiye’sinde başı önde yürümemeleri için cesur olma zamanları geldi de geçiyor...

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.