CHP kendi dışına bakabilmeli

  • 23.12.2014 00:00

 “90 yıllık çınar” sloganını şiar edinen bir partinin en büyük sorununun kurumsallaşma olması oldukça düşündürücü. CHP kendi iç enerjisini dışarıya yansıtamayan bir parti. Partililerin kendi aralarındaki meselelere harcadıkları zaman ve enerji, eğer özgüvenli ve rasyonel bir şekilde dışarıya yöneltilebilseydi, partinin mevcut oyu çok daha yüksek olurdu.

Kurumsallaşmanın gerçekleşebilmesi için, seçim endeksli olmayan, uzun vadeli planlamalar gerekiyor. İstanbul gibi bir il örgütünün başına kim gelirse gelsin, bir yandan da bu devasa şehre uygun bir örgütlenme ve çalışma modelini hayata geçirebilmeli. Örgüt doğal olarak seçimlere hazırlanırken, bir yandan da en azından on yıllık hedeflere odaklanabilmeli.

CHP’ye oy veren kesimlere baktığımızda, partiye oy verenlerin parti üyesi olma konusunda çok da harekete geçirilemediklerini görüyoruz. CHP’nin oyu 12 milyon civarında ve partili sayısı da bir milyon. CHP, seçmenlerinin yüzde 8,5’unu partili yapabilmiş.

AKP’nin 20 milyon civarında oyu var ve üye sayısı da 7,5 milyon. AKP, kendisine oy verenlerin yaklaşık yüzde 35’ini partilileştirmiş. Elbette iktidar imkânlarının da bu rakamda etkisi var.

Fakat CHP için bu oranın yeterli olmadığını söyleyebiliriz. Partiye oy verenler, parti hayatına da ağırlık koyabilseler, partinin kendisini yenilemesi daha kolay olabilir. Mevcut durumda parti örgütü fazlasıyla seçim odaklı. Aynı isimler sürekli olarak bir yerlere seçilmeye çalışıyor. Bütün enerjilerini buraya harcıyorlar ve kendi partililerini rakipleri olarak görüyorlar.

Düşünün partide üst düzey görevler yapan birilerine yakın bir medya organının kendisine biçtiği asli görev, parti içindeki rakipleri yıpratmak olabiliyor. Daha da kötüsü bu kendi bindiği dalı kesme tavrı, kanıksanabiliyor.

Mevcut durumda CHP’de siyaset yapanlar, meslekleri veya maddi birikimleri gereği, “siyaset” yapmaya vakit ayırabilenler. Belediye başkanı veya meclis üyesi olmayı arzu edenler arasında inşaatçılar CHP’de de başı çekiyorlar.

Tek bir oligarşiden bahsedemesek de irili ufaklı oligarşik yapılar mevcut ve bunlar sürekli olarak birbirlerinin pozisyonunu izlemeye odaklı. Parti içi iktidar meselesine verdikleri enerjiyi ülkede iktidar olmaya yöneltemiyorlar.

CHP tüzüğünde milletvekilliği seçimleri için en az yüzde 85 oranında önseçim şartı var. Önseçim kurumunun sağlıklı işlemesi için bazı hedefler getirilebilir. Sözgelimi İstanbul’un bir ilçesinde parti üyelerinin ilçe nüfusunun belirli bir yüzdesine ulaşması koşulu uygulanabilir. O ilçede CHP’nin aldığı oyun belirli bir yüzdesinin üye yapılması zorunluluğu da getirilebilir.

Yine yığma üyeliğin engellenmesi için sembolik de olsa üye aidatlarının bizzat ilgili kişi tarafından yatırılması zorunlu kılınabilir. Yığma üyeliği engelleme adına belli dönemlerde üye yazımı dondurulabilir.

Varsayalım bir ilçe örgütüne X etnik gurubu veya Y hemşeri gurubu hâkim. Orada önseçim yaptığınız zaman, ilçe sosyolojisiyle uyumlu olmayan kişiler “sandıktan” çıkacaklar. Peki, bu durumda ne yapmalı? İlçe sosyolojisine uygun aday belirleme anlamında Genel Merkez’e güç verilmeli mi? Mevcut durumda bu türden denge hamleleri zaruri olabilir. Ama bu müdahalelerde her zaman iyi niyetli ve nesnel davranılabilir mi? İlke olarak örgüt her zaman önce gelmeli.

Buraya kadar yazılanları okuyanlar şu soruyu sorabilir: Bu sıkıntılara yol açan alışkanlıklar hepimizde yok mu? Bir partili kendi hemşeri gurubu dışından birisine oy vermiyorsa, hangi mekanizmayla bu engellenebilir ki?

Bana göre CHP seçmenlerinin büyük çoğunluğu bu türden dar kalıplarla oy vermemeyi gayet iyi becerir. Siyasete seçimler dışında da ağırlık koymaları hepimizin yararına olur.

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.