İttifak kültürü olmayınca

  • 3.01.2015 00:00

 Bu köşede daha önce solda kendi hareketini merkeze koyarak diğer sol gurupları meşru görmeme tavrının bizlere ne kadar ağır maliyetler getirdiğini tartışmaya çalıştım. Bugün Birleşik Haziran Hareketi’nde yan yana gelmeye çabalayanlar, keşke bunu çok daha önceden yapabilselerdi. Umarım başarılı olurlar.

Elbette siyasette olması gerekenle, gerçekte olanlar arasında bir makas var ama ben yine de Birleşik Haziran Hareketi’nin CHP ve HDP’nin de içerisinde olacağı bir ittifakı zorlamasını arzu ederim. Sadece onların değil, Türkiye’de etkili olan diğer demokrat çevrelerin de böyle bir ittifakı zorlamalarının yararlı olacağını düşünüyorum.

Elbette bunun gerçekleşmesi çok güç. Ama son otuz yılda birbirimize tahammül etmeyi öğrenip, ortak yönlerimiz etrafında basit ve içerici programlarla yan yana gelebilseydik, bugün bu ittifak çok daha kolay olurdu. Sistemli biçimde Kürt karşıtlığı üreten veya Kürt meselesini kavramamakta direnen bazı çevrelerin varlığı da, soğukkanlı düşünebilmeyi zorlaştırıyor.

İleride tarih hükmünü verirken, bu mazeretlere bakmayacak. “AK Parti karşısında güçlü bir seçenek yaratılamadı” deyip, geçiverecek. Oysa çok değil, 10 madde etrafında yan yana gelinmesi ve birdemokratlar ittifakı kotarılabilmesi mümkün.

Önümüzde, her seçim gibi, yine önemli bir seçim var. HDP seçimlere parti olarak girme kararlılığında. CHP’liler de birkaç defa HDP ile ittifak niyetleri olmadığını vurguladılar.

Şimdi olabildiğince rasyonel davranıp, bu tercihleri tartışmalıyız. HDP’nin yüzde 10 barajını aşma ihtimali oldukça düşük. Bakmayın siz “bu konuda hiçbir sorunumuz yok” diyen açıklamalara. Böyle bir riskin olduğunu soğukkanlı her analiz teslim edecektir.

HDP’nin Meclis’te bir gurubu olmaması durumunda, Çözüm Süreci tamamen TBMM dışına taşacaktır. Mevcut durum daha da katmerlenecektir. Oysa Çözüm Süreci’nin mutlaka TBMM çatısı altında nihayetlenmesi gerekiyor.

Yine HDP’nin olmadığı bir mecliste, AK Parti’nin istediği yasaları çıkarabilme gücüne kavuşması durumunda, Kürt meselesinin çözümünü ertelemesi veya çözümden uzaklaşması ihtimali de yüksektir. Bu durum yeniden savaş anlamına gelebilir. Böyle bir sürecin içerisine yuvarlanırsak, Kürtlerin bir daha Ankara’ya yüzlerini dönmemeleri ihtimali mevcuttur.

İşte burası da CHP’lilerin ve diğer sol bileşenlerin ciddi biçimde düşünmeleri gereken bir husustur. CHP’lilerin düşünmeleri gereken basit bir denklem var: TBMM’de HDP’nin olmasını mı tercih ederler, HDP milletvekilliklerinin baraj nedeniyle AK Parti tarafından gasp edilmesini mi?

HDP’lilerin CHP listelerinden seçime girmeleri ihtimalini düşünelim. Buna karşı çıkması muhtemel ulusalcı çevreler, AK Parti gurubunun çok daha fazla güçlenmesini mi tercih ederler? Ulusalcıların uzun yıllardır içerisine sürüklendikleri Kürt karşıtlığı işte onları bu ikilemin içerisine yuvarlıyor. Tarih sanki onlara “Kürtlere mecbursunuz” diye fısıldıyor. Ne kadar tuhaf bir ironi…

Tarih CHP’lileri de hep aynı ikilemin içine sürüklüyor: Kendi mevcut tabanının ötesine açılıp açılamamak. Sadece mevcut seçmeniyle olamayacağına göre CHP’liler kimlerle ittifak kurmalılar? İşte kaçınılmaz soru budur. CHP kendi dışına açılmak için geniş bir demokratlar ittifakını zorlamalıdır. Bunun içinde Kürtlerden farklı sol çevrelere ve demokrat mütedeyyinlere kadar bir dizi gurup yer alabilmelidir.

Zor ama imkânsız değil…

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.