Yurtta ve dünyada kutuplaşma!

  • 10.01.2015 00:00

 Fransa’da bir mizah dergisine yapılan acımasız saldırı ve ardından verilen tepkiler, çok tehlikeli bir dönemeçte olduğumuz hissini doğrular nitelikte. Bazı çevreler İslam adına şiddet olaylarının sıklığı ve vahameti karşısında “amalı, fakatlı” açıklamalar üretme alışkanlıklarını sürdürürken, onları zerre kadar sevmeyenler de suçu külliyen İslam’a havale ederek, İslamofobiyi derinleştirmekle meşguller.

İlginç olan şiddet kullanan İslamcı köktenciler ve aşırı sağcı İslamofobiklerin benzer şiddet olaylarını kendi stratejileri doğrultusunda kullanmaları. Şiddet, bu iki ucu besliyor. Böyle bir durumda her zaman olduğu gibi serinkanlı ve nüanslı düşünenler itibar yitiriyorlar.

Avrupa’da Müslümanları sevmeyenler kadar, onları anlayışla karşılayan, anlamaya çalışan ve sempatik bulanlar da var. En son İsveç’te bir cami kundaklandığı zaman Müslümanların yanında yer alanlar kimlerdi? Kimler camilere ve Müslümanlara kalkan oldu? Benzer örnekler Almanya’dan da verilebilir.

Avrupa’da İslam ve Müslümanlar gündelik hayatın içindeler, vazgeçilmezler. Avrupa’daki Müslümanların bir kısmı köktenci İslamcılığın etkisinde olabilir. Ama hep buraya odaklanınca, tasavvuf etkisinde, “ötekileriyle” yan yana var olabilen, “öfke dolu Tanrı” vurgusu yerine “sevgi dolu Tanrı” anlayışını sahiplenebilenler görülmez oluyorlar. Yine köken olarak Müslüman olmakla beraber, hayatını dinî referanslar üzerinden tanımlamayanlar da mevcut.

Başka bir ifadeyle söylersek, tıpkı Türkiye’de ve Ortadoğu’da olduğu gibi, Avrupa’da da İslam adına çok farklı yorumlar var. Şiddet kullanan köktenciler, işte bu farklılığı kendi lehlerine ortadan kaldırmaya çalışırlarken, onların İslamofobik rakipleri de, tüm Müslümanların “gözü dönmüş barbarlar” olarak ötelenmesi için yangına körükle gidiyorlar.

Avrupa’da Müslümanlara sahip çıkanlar, genellikle sosyalistler ve yeşiller gibi çevrelerden çıkıyorlar. Son yirmi yılda liberal ve sosyal demokrat çevrelerin bu konuda biraz mesafeli hareket ettikleri söylenebilir. İslamofobi seçmenlerde kökleşirken, iktidara oynayan partiler de ona göre tutum takınabiliyorlar.

Ama bu madalyonun sadece bir yüzü. Diğer yüzü Müslümanların hep beraber “amasız ve fakatsız” bir dille şiddetle aralarına mesafe koyup koyamayacaklarıyla alakalı. Düşünün, Avrupa’nın çok dinli ve çok kültürlü olmasını savunan bir Fransız’sınız. Bu tezlerinizi anlatmaya çalıştığınız insanlar, “Avrupa’nın 11 Eylül’ü” diye nitelenen bir olaydan sonra sizi dinlemeyi bir yana bırakın, size saygı da duymamaya başlarlar.

Ortada sorunlu bir alan var. İslam adına şiddet kullanımında patlama yaşanıyor. Askerî hedefler dışındaki hedeflerin vurulmasına dahi İslam adına kılıflar uyduranlar var. Müslümanlar, kendi aralarında kanlı bir mezhep savaşına düşmüş görüntüsü veriyorlar.

Bu konuda da Avrupalıları, Amerikalıları suçlama kolaylığına kaçtığınızda, yaşanan olaylar karşısında kendi sorumluluğunu sürekli reddeden çocukça bir tavra kilitleniyorsunuz. Bu durumun ciddi insanlarca ciddiye alınması mümkün değil.

Avrupa’nın ve dünyanın mağdurları, acı çekenleri Müslümanlardan ibaret değil. Mesela Fransa’da varoşlardaki öfke değişik şekillerde patlayıveriyor, ama buna ideolojik bir kılıf giydirip İslam adına şiddet üretenler daha dikkat çekiyorlar.

Aslında mesele bir ölçüde Türkiye’de de yaşananları andırıyor. AK Parti ve bazı İslamcı çevreler, İslam adına otoriter veya tepkisel pratikleri devreye sokunca, birarada barış içinde yaşamayı savunan çevreler etkisizleşti. Aynı tehlike, şimdi Avrupa’da Müslümanlarla yan yana gelmeyi önemseyen çevreler için de geçerli.

Böyle bir durumda Müslümanlara düşen, tüm engellere rağmen kutuplaşma tuzağına düşmeden, bulundukları ülkelere daha fazla entegrasyonu savunmaktır. Yurtta ve dünyada kutuplaşmayı reddetme tercihi ve ısrarı, bu büyük tehlikeyi zamanla etkisizleştirebilecek yegâne unsurdur.

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.