Yan yana yürüyememek

  • 7.03.2015 00:00

 Bir süredir Birleşik Haziran Hareketi (BHH), HDP veCHP’liler arasındaki polemikleri izliyorum. Çok fazla değişen bir şey yok. Birbirlerini meşru ama farklı aktörler olarak göremeyenlerin mutlak haklılıklarından hareketle yaptıkları “eleştiriler” çoğunlukta.

Hayat bu insanları aynı patikalara ittiğinde dahi yan yana yürüyemeyenlerden söz ediyorum. Soldan neden kolay kolay iktidar seçeneği çıkamadığını bir defa daha anlıyorsunuz.

Yakın zamanda Murat Belge’nin Taraf’ta bir söyleşisi yayılmandı. Belge orada otoriterleşen Türkiye’de CHP ile de yan yana gelinebileceğini vurguladı. O bu tespitleri yaptığında da HDP’ye oy vereceğini tahmin etmek güç değildi.

Murat Belge’yi “CHP’li olmakla itham edenler”, içten içe bunun doğru olmadığını bilmiyorlar mıydı? Yine de mutlak haklılıklarına inananlara özgü bir mahalle baskısı yaratmaktan uzak duramadılar.

Solda konumlanan başka bazı isimler de, “Sırf Kürt sorunu çözülsün diye HDP’nin Türkiye solunu satabileceğini” iddia edebiliyorlar. Kendine Türkiyelileşme perspektifi koyan bir siyasi partinin bu eleştirileri hak etmediği açık.

HDP, seçimlerde özellikle batıda tercih edeceği adaylarla Türkiyelilik iddiasına dair çok güçlü ve inandırıcı bir çıkış yakalayabilir. Söylem düzeyinde şimdiden önemli mesafeler aldıklarını da teslim etmek lazım.

HDP’nin veya onun temsil ettiği Kürt hareketinin, “sadece Kürt sorunu çözülsün de gerisi tufan” tavrında olmadığını anlamanın en kesin göstergelerinden birisi, 28 Şubat’ta hükümetle açıklanan 10 maddelik müzakere çerçeve metnidir.

Bu metin, çok ama çok çetin geçmesi mukadder ama Türkiye’nin demokratikleşme sürecinde kilit olabilecek bir çerçeve sunmaktadır. Solda konumlanan tüm aktörlerin bu 10 maddeyle ilgili önerilerinin olması beklenir.

Yine bu ülkeye yapılabilecek en büyük kötülüklerden birisi olan İç Güvenlik Paketi’yle ilgili HDP’nin tavrı, sadece “kendi hukukunu” korumanın ötesindedir. Pervin Buldan, maddeye dair itirazlarını ve değişiklik önerilerini hazırlarken CHP ile de görüşeceklerinin altını çizmişti.

CHP, HDP ve MHP’nin bu konuda ortak bir muhalefet sergileyebilmeleri son yıllarda Meclis adına en fazla gurur duyulabilecek anlardan birisiydi.

CHP’nin Kürt meselesiyle ilgili “Biz ne oluyor bilmiyoruz” tavrı da artık yeterince ikna edici bir mazeret olmaktan uzaktır. CHP de, bu 10 maddeyle ilgili önerilerini somut biçimde geliştirmelidir. Bu maddelerde yakalanan mutabakatların er veya geç Meclis çatısı altına geleceği aşikârdır.

Eğer CHP’nin bu çerçeveyle ilgili somut önerileri olmazsa bugüne kadar sırf top çevirmekle yetindikleri eleştirileri haklılık kazanabilir.

Bu arada azımsanamaz sayıda CHP’li, HDP’nin barajı geçmesini arzu etmektedir. Bu nedenle bazı CHP’li ailelerde “her evden bir oy” şeklinde stratejik oy verme eğiliminin oluşacağı görülebilir. CHP’de Kürt meselesine duyarlı olan, özellikle Demirtaş’ın çizdiği profile sıcak bakan insanların sayısı asla hafife alınmamalıdır.

Hâl böyleyken HDP’lilerin CHP konusunda fazlaca sert tavırlar takınabildiklerini, partiyi itibarsızlaştırma modasına kolayca kapılabildiklerini görüyoruz. Bu da meşru eleştirinin ötesinde, yer yer incitici bir tavır olabilmektedir.

Unutulmaması gereken bir husus var: Türkiye’de soldan bir iktidar seçeneği çıkarılacaksa, mevcut aktörler yerine uzaydan paraşütle bizim istediğimiz tarzda aktörler gelmeyecek. Dolayısıyla birbirimizi dönüştürmeye, birlikte dönüşmeye, birbirimize muhtacız.

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.