CHP’de önseçim

  • 24.03.2015 00:00

 Meclis’e temsilci gönderme şansı olan partilerden sadece CHP’de önseçim yapılma kararı alındı. Bu yöntemin CHP’de kalıcı hâle gelmesini ve kapsamının genişlemesini diliyoruz. Elbette HDP dâhil tüm sol partilerin de benzer yöntemleri kural hâline getirmeleri gerekir.

CHP’de 1970’lerde önseçim yapılmaması son derece garip karşılanırken, bugün önseçim kavramıyla yeniden tanışılıyor. 1970’lerde merkez kontenjanı yüzde 5’i geçmiyordu. Aradan geçen zamanda hem ülkemiz hem de parti içi demokraside büyük gerilemeler yaşandığı açıktır. CHP geleneğinin İstanbul’da en son önseçim yaptığı tarih 1987’dir.

CHP’de 40 ilde önseçim yapılacak. Fakat bu rakam yanıltıcı olmamalı. CHP 2011’de bu illerde 94 vekil kazanmıştı. Partinin toplam milletvekili sayısının 134 olduğunu düşündüğümüzde önseçimin kapsamının geniş tutulduğunu anlarız.

CHP, üç ilde Basit Önseçim, sekiz ilde de Eğilim Yoklaması yapıyor. Bu 11 ilden 2011’de seçilen vekil sayısı 22. Geriye Merkez Yoklaması yapılacak 30 il kalıyor. Bu illerde CHP’nin 2011’de kazandığı vekil sayısı 18.

Fakat bu noktada unutulmaması gereken bir husus var: Genel Merkez önseçim yapılan illerde fermuar yöntemiyle kendisine kontenjan ayırıyor. Tarhan Erdem’in hesabına göre, Genel Merkez, önseçim yapılan illerden 39 kişiyi seçilebilecek yerlere koyabiliyor.

İstanbul 1. Bölge’den örnek vererek meseleyi daha iyi anlatabiliriz. 2011’de CHP toplam 30 milletvekilliğinden 11’ini kazanmıştı. Şimdi bu bölgede Genel Merkez, 1, 3, 5, 7 ve 9. sıralara kendi adaylarını koyacak. Önseçimde yarışanlar aslında 2, 4, 6, 8, 10 ve bir ihtimal 12. sıra için yarışacaklar. Başka bir ifadeyle, aday olan 170 kişiden en fazla altısı milletvekili olabilecek.

Elbette burada ciddi bir sıkıntı ortaya çıkıyor: Diğer adaylar önseçimi geçmek için büyük bir çaba içine girmişken, bazı adayların garantili yerlerden seçim kazanmaları doğal olarak tepki yaratır.

Bu tepkileri aşmak için, Genel Merkez tercihlerinin uzmanlık gerektiren alanlardan gelenlere sınırlandırılması zaruridir. Profesyonel siyaset yapanların önseçime girmeyip, Genel Merkez’in garantili yerlerini tercih etmeleri doğru değildir. Burada Veli Ağbaba örneğini anımsayabiliriz. MYK üyesi Ağbaba, Malatya’dan önseçime girdi ve kazanarak geri döndü. CHP’nin zamanla bu konuda bir denge yakalamasını umuyoruz.

Bir de mevcut seçim sistemi ve yasalarıyla önseçim yapmanın bazı sıkıntıları var. Önseçim kurumunun sağlıklı işleyebilmesi için seçim çevrelerinin daha dar olması gerekir. Sözgelimi İstanbul 1. Bölge’den aday olan 170 kişi için yaklaşık 100 bin partili oy kullanacak.

Diyelim siz Beykoz CHP üyesisiniz. Kendi bölgeniz için değil, hayli geniş tutulan Birinci Bölge için oy kullanıyorsunuz. Bu kadar adayı tanımanız mümkün değil. Oysa Beykoz bir veya iki seçim çevresine bölünmüş olsaydı, partililer daha rahat oy verirlerdi. Mevcut durumda daha çok tanıtım gücü olanlar öne çıkabiliyorlar.

Demek ki, önseçim uygulamalarının sağlıklı yürümesi genel seçim sistemiyle yakından ilgili. Almanya’da olduğu gibi vekillerin yarısının dar bölgeyle, yarısının da nispi temsille seçilebildiği bir sistemi uygulayabilsek, önseçim kurumunun çok daha sağlıklı işlemesi mümkün olabilir.

Bu sistem seçmenlere iki defa oy kullanma şansı veriyor: Birinci oy, yakın çevrenizde görmek istediğiniz vekil için. İkinci oy ise, ulusal makro siyasette görmek istediğiniz kişiler için. İlki dar bölgeyle, ikincisi nispi temsille belirleniyor. Ama her konuma aday olanların da önseçimden geçmek zorunda olduklarını unutmamalıyız. Böylece seçmen, vekilleri niteliklerine göre ayırabiliyor.

Milletin vekillerini millet kendisi seçmelidir. Bu yönde atılan her adımı değerli buluyoruz.

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.