Yemen’de talihsiz tekerrür

  • 28.03.2015 00:00

 Yemen’de Şii Husilerin başkent Sana’yı ele geçirmeleri ve Aden’e doğru harekete geçmeleri üzerine, Suudi Arabistan’ın başını çektiği on ülke, hava saldırılarına başladı. Suudiler, çok yakında kara harekâtı başlatmaktan bahsediyorlar.

Koalisyonda kimler yok ki? SuudilerBAEBahreyn,KuveytUmmanÜrdünFasSudanPakistan veMısır. Bu devletler açıkça bir Sünni ittifakı kurmuşlardır. ABD Dışişleri Bakanı Kerry, “operasyonu doğru bulduklarını; istihbarat, hedef tayini ve lojistik destek sağladıklarını” vurguladı.

Bu ne acele? Yangına benzinle dalmadan önce barışa şans vermek gerekmez mi? Suriye’de yaşananlardan hiç mi ders alınmadı?

ABD’nin tavrı çok ilginç. Burada ABD’nin önceliği El Kaide türevleriyle savaş değil miydi? Zira bu çok fakir memlekette petrol de yok. Şimdi Yemen’de iç savaş derinleştiğinde, IŞİD ve El Kaide benzeri yapıların mantar gibi biteceklerini tahmin etmek o kadar mı zor? Böylece Şiiler daha da radikalleşecekler. Şiilerden ürken Sünniler de kendi radikallerini arkalayacaklar. Meydan şiddet yanlılarına kalacak.

Kısa süre önce Yemen’de Şiilere ait iki camide patlayan bombalar 140’a yakın insanı öldürdüğünde saldırıyı IŞİD üstlenmişti. IŞİD’in bu “bereketli” alanı boş bırakmayacağını öngörmek hiç de zor değil.

Suudilerin alelacele harekete geçirdiği on ülke bunu mu istiyor? Mesela Mısır, Yemen’de Suriye benzeri şiddet yanlısı gurupların kökleşmesini mi istiyor? Kim kimin dostu, kim kimin düşmanı, anlayan beri gelsin.

Türkiye’nin bu konudaki tavrı nedir? Şimdilik Türkiye de, ABD’ye benzer bir tutum takınmıştır. Erdoğan, Suudiler liderliğindeki koalisyona, “lojistik ve istihbarat desteği verebiliriz” dediği konuşmasında, İran’ın bölgedeki faaliyetlerini de eleştirdi. Bunun ardından Obama, uzun bir aradan sonra ilk defa Erdoğan’ı arayarak memnuniyetini iletti.

Erdoğan’ın sözleri, Hükümet’in resmi çizgisini mi ifade ediyor, bilemiyorum. Bana göre bu tutum son derece yanlış olmuştur.

Evet, İran dış politikasının eleştirilmeye açık hataları var. Fakat İran’a ve genel olarak Şiilere dair biraz empati yapmaya da ihtiyaç var. Suudilerin Şii yayılmacılığı dediği şeyi, Sünni çoğunluklu ülkelerdeki Şii azınlıkların korkularından besleniyor olmasın? Şii yayılmacılığı ifadeleri, Sünniler karşısında azınlık kalmaya mahkûm Şiilerin güçlerini abartıyor. İran da bu abartıyı propaganda malzemesine dönüştürüyor.

Oysa gerçeklik çok farklı. Şiiler askerî, siyasi ve iktisadi açılardan oldukça zayıflar. Şiilerin hamlelerinin çoğu, Sünnilerce çevrelenmekten, nefes almalarının engellenmesinden korkmalarıyla alakalı. Kendilerini güvende hissetmeleri durumunda çok farklı bir tutum takınacaklardır. Tarihleri boyunca izledikleri ağırlıklı çizgi, Sünni çoğunlukla çatışmaktan kaçınmak olmuştur. Aksini iddia eden kasıtlı söylemlere itibar etmemeli.

Tam da bu nedenlerle İran’ın ABD’yle nükleer anlaşma yapmak pragmatizmini göstermek üzere olduğunu görebilmeliyiz. Mart sonuna kadar böyle bir anlaşma yapılır; İran ABD ve AB’den güvenliğine dair bazı güvenceler alabilirse, çok daha barışçıl ve akılcı bir rotaya oturacaktır.

İşte tam da Türkiye’nin desteklemesi gereken yönelim bu olmalıdır. İran’ın Batı ve Türkiye’yle ilişkilerini geliştirmesi, yangın yerine dönen bölgemize biraz sükûnet getirebilecek en önemli olasılıktır.

Türkiye net biçimde Sünni-Şii geriliminden uzak durmalı; asla Suudilerin geliştirdikleri ittifaklara yanaşmamalıdır. Türkiye, böylesine dehşetli bir mezhep çatışmasının derinleşmemesi için tüm olanaklarını seferber etmelidir. Ülkemiz, İran’la güvene dayalı, çok boyutlu ilişkiler geliştirmelidir.

Peki, mevcut iktidar bu esnekliği gösterebilir mi? Şimdiye kadar başvurulan üslup, bu konuda iyimser olmamızı zorlaştırmaktadır.

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.