Geleneksel muhafazakârları ikna eden Cumhurbaşkanlığı seçimini alır

  • 5.02.2017 00:00

 KONDA’nın aylık barometre araştırmaları ve 16 Nisan Referandum sonuçlarından derlediği, 16 Nisan Sandık ve Seçmen Analizi nihayet yayımlandı. Rapor, KONDA web sitesinde mevcut.

Bu rapordan yola çıkarak çok değişik analizler yapılabilir. Bugün muhtemel bir Cumhurbaşkanlığı seçimi için kilit olacağı anlaşılan Geleneksel Muhafazakârlara yoğunlaşacağız.

Başka bir ifadeyle demokratlara yüzde 50 artı 1 oyu getirecek arayış için kafa yormaya çalışacağız.

“Referandum sonucunu etkileyen en net bölünme nedir?” sorusuna “Hayat Tarzı kümeleridir” yanıtını verebiliriz. Fark en fazla “Hayat Tarzı” ve “Dindarlık” kümelerinde ortaya çıkıyor.

KONDA’nın Hayat Tarzı kümelerine göre, Türkiye’deki her yüz kişiden 28’i kendisini “Modern”, 46’sı “Geleneksel Muhafazakâr” , 31’i de “Dindar Muhafazakâr” olarak tanımlıyor.

Modernler ve Dindar Muhafazakârları aşağı yukarı aynı ağırlıkta iki zıt kutup olarak alırsak, ortada duran unsurun Geleneksel Muhafazakârlar olduğu ilk bakışta anlaşılacaktır.

Modernlerin yüzde 78,5’i “Hayır” demiştir.

Dindar Muhafazakârların ise yüzde 77’si “Evet” tercihinde bulunmuştur.

Kutuplaşmayı bundan daha iyi yansıtacak veri bulmak hakikaten zordur.

Geleneksel Muhafazakârların yüzde 54’ü, “Evet” derken, yüzde 46’sı “Hayır” demiş görünüyor. Unutmayın Türkiye toplumunun neredeyse yarısından bahsediyoruz.

Rakamların basit bir analizi, bu kesimi ikna etmeyen siyasetin iktidar şansı olamayacağını net biçimde ortaya koyuyor.

Yakın gelecekte yapılacak bir Cumhurbaşkanlığı seçiminde de amaç “yüzde 50 artı 1” olacağına göre, bu kesimi ikna etmek olmazsa olmaz koşullardan birisidir.

Rakamların ötesine geçtiğimizde, ilginç bazı unsurlar dikkatimizi çekiyor:

Geleneksel Muhafazakârların kendilerini tanımlarken sert bir “Modern” karşıtlığı gösterdikleri düşünülmesin. Yer yer Modernlere özlem yer yer de eleştirellik gösteren tutumlar sergilemektedirler.

Son dönemde Dindar Muhafazakârların güç ve görünürlüklerinin artması, Geleneksel Muhafazakârlar üzerinde de bir baskı yaratmış, bu kesimi kendilerini tanımlarken, özellikle Dindar Muhafazakârlardan farklarını vurgulama ihtiyacı içerisine itmiştir.

Eğer Türkiye’de bir “makuliyet haritası” çıkarılacaksa, “makuliyeti” veya “makul ortayı” Geleneksel Muhafazakârların temsil ettikleri iddia edilebilir.

İki kutbun da “aşırılıklarına” dair bir eleştirellik barındırabildiklerini, kendilerini makul/mutedil orta olarak konumlandırabildiklerini söyleyebiliriz.

Bu yazının temel iddiası oldukça basittir: Türkiye’nin neredeyse yarısını (yüzde 46) oluşturan Geleneksel Muhafazakârlarda “Hayır” oranı eğer yüzde 46 değil, yüzde 48 ve üstü çıksaydı sonuç “Hayır” lehine olacaktı.

Başka bir iddiamız da bu kesimin Modern veya Dindar Muhafazakâr kümelere göre esneme kabiliyetinin çok daha yüksek olduğu ve ikna edici siyasi projelere ve adaylara açık bulunduğudur.

Siyasetin görevi de, kimliklere sıkışmış kesimleri ikna etmek değil midir zaten?

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.