• 23.07.2017 00:00
  • (1811)

 Katar senaryosu çöktü. Irak ve Suriye konusundaki belirsizlik devam ediyor. Bu arada, PYD’nin eline geçen ABD silahlarının akıbeti meçhul. Tabi DEAŞ’tan ele geçen silahların da. Kontrol dışı teröristler, silahlar, para ve mühimmat, bölge devletleri için olduğu kadar dünya için de bir tehdit.. Besledikleri kuzgunlar dönüp kendilerine saldırabilirler..

Geçenlerde The Guardian gazetesi ekinde, operasyon tamamlandığında Kürtlerin evlerine dönmek zorunda kalacaklarını yazdı ve “şimdi sınırları yeniden çizme hayalleri kurmanın zamanı değil” dedi.

Oyun bittiğinde şahlar, filler ve piyonlar toplanır, yeni bir oyuna kadar kutusuna kapatılır. 

ABD’nin Katar hamlesi de, Şam hamlesi de boşa çıktı.. Erdoğan, Katar’a sahip çıktı ve özellikle PYD konusunda sert tepki verdi: “Faturayı, onlara silah ve destek verene çıkartırız” dedi.

Barzani, bölgede ABD’nin himayesinde, PYD eli ile yeni bir Kürt devleti kurulacağı endişesine kapıldı ve alelacele referandum kararı aldı. Trump’ın Suudi Arabistan ziyareti Mısır’ı ve Arap yarımadasındaki işbirlikçileri heyecanlandırdı. Suudi Arabistan bölünecek, Katar’a el konulacak, Körfez’de federatif bir yapı oluşturulacak ve BAE bu yeni oluşumun merkez ülkesi olacaktı. İsrail ve Mısır’ın desteklediği Dahlan Senaryosu başlamadan bitti.

Bölgede bir Suud-İran savaşı bekleniyordu.

Bu arada; Suudi Arabistan’da sessiz sedasız bir saray darbesi yaşandı.

ABD ilk hamlede aldıkları ile kaldı. Plana Ankara karşı çıktı. Moskova Ankara’yı desteklemekle kalmadı, İran’ı da yanına alarak yeni bir Suriye senaryosu hazırlandı.

Ve bugün Türkiye Suriye’de, ABD Suriye’de her istediğini yapamaz. PYD’ye devlet verilmeyecek ve PYD o silahları iade etmek zorunda kalacak.

Suudi Arabistan bu kâbustan kurtulmanın yolunu ararken, Mısır, İsrail ve BAE fazlası ile angaje oldukları bu senaryoda ABD ve İngiltere’den gelecek kurtuluş reçetesini bekliyorlar..

Yanlış hesap bu sefer Bağdat’tan değil, Musul’dan dönecek, Şam’dan dönecek.

Farketmişsinizdir; Fransa, Katar ve Suriye konusunda ABD ve İngiliz siyasetine mesafeli duruyor. Sonuçta Fransa AB ve NATO üyesi ama süreç kendileri açısından oldukça sıkıntılı gelişiyor. Böyle giderse, 2-3 yıl içinde BM, NATO ve AB’nin işlevini yitireceği, Dolar ve Euro’nun çökeceğini söyleyenler bile var.

ABD’de sular durulmadı. Amerikan Oligarkları ile Trump aynı yöne bakmıyor. Pentagon ayrı telden çalıyor, CIA-FBI ayrı telden. Cumhuriyetçiler, Demokratlar ve Globalistler arasındaki çatışma giderek derinleşiyor ve makas açılıyor.

ABD rüzgâr ekti, fırtına biçecek. “Vurur alırım”, “ben dilediğimi yaparım, kimse bana karşı çıkamaz” dedi ama bir “One minute” de Amerika’ya gitti. Erdoğan en yüksek seviyeden ABD’yi, PYD ile bölgede emrivaki politikasına ve PYD’ye verilen silahların Türkiye’ye karşı kullanılması konusunda uyardı. Suriye’deki ABD destekli koalisyon kime karşı idi, kimlerden oluşuyordu, bundan sonra ne olacak, belli değil. Her kafadan bir ses çıkıyor. Ama şu açık, kesin ve net: Bizim dediğimiz olmayabilir, ama bizim “hayır” dediğimiz bir projenin hayatta kalması, sürdürülmesi mümkün değil.

Erdoğan’ın “Dünya 5’ten büyüktür” mesajı BM ve Güvenlik Konseyi ile ilgili yeni bir tartışma başlattı. Bu maya tuttu. ABD-PYD ilişkisi NATO’yu tartışma gündemine taşıdı. Türkiye’nin AB üyeliği AB’yi tartışma gündemine taşıdı. Batının “Demokrasi, insan hakları, hukuk devleti, terör karşıtlığı, çevre ve barış” politikaları Mısır’da, 15 Temmuz’da Türkiye’de, Irak’ta, Suriye’de çöktü.

ABD; Kürtleri herkese düşman, herkesi Kürtlere düşman etmeyi denedi ve bunda düne kadar bir ölçüde de başarılı oldu. Ama son PYD hamlesi ile bu plan da çöktü. FETÖ ve DEAŞ senaryoları da çöktü. Deşifre oldu. Suçüstü oldu!  

Bu saatten sonra, PKK, PYD, HDP’nin şahsında yapılan ve Kürt halkı ile yapılıyormuş gibi gösterilen, Kürt tarihinde Kürtlere karşı kurulan en onursuz istismar olayına Kürt halkı göreceksiniz HAYIR diyecek. Müslüman Kürt halkı “Neo Haçlı ordusu”nun Truva atı olmayacak! Bırakın Kürtleri, Süryani, Keldani, Asuri, Arami, Ermeniler de bu oyunu gördü artık! Göreceğiz, onlar da bu kirli oyuna asker olmayacak!

Suriye’de tüm denklem değişti. “DEAŞ ile mücadele” adı altında ittifak kurup ülkeye yerleşen ABD, Rusya ve İran karşı karşıya geldi. ABD, Tanif’te İran destekli milisleri vurup, rejim uçağını düşürdü. İran balistik füze fırlattı. Rusya, ABD ile yaptığı anlaşmaları askıya aldı, Türkiye’ye karşı kurulan Esed-PKK dostluğu ise çatırdıyor.

Hep demiyor muyum, “Bize şer gibi gelen şeylerde hayır olabilir” diye.. DEAŞ artık tasfiye ediliyor. Suriye’de nöbeti başka bir örgüte verirler. Buradaki kripto elemanları başka ülkelere gönderirler, ama göreceksiniz, imha operasyonundan kurtulan ve geldikleri ülkelere geri dönen kontrol dışı unsurlar batılı ülkelerin anasını ağlatacak eylemler yapabilirler. Rüzgâr ekenler, şimdi fırtına biçebilirler. DEAŞ bumerangı dönüp kendilerini vurabilir.

Türkiye artık Suriye’de. ABD, DEAŞ üzerinden silah ve askeri güç girdiriyorsa, bizim elimiz, bir sınır ülkesi olarak ve kendi kardeşleri için vesayet hakkı bulunan bir ülke olarak armut toplamıyor. İşbirlikçi hainler ve onlara silah vererek arka çıkan efendileri düşünsünler şimdi.

DEAŞ’ı vahşi bir av gibi ortaya salıp, PYD ile sürek avına çıkıp, bölgeye yerleşmek, işgal etmek üzere plan yapanların kirli senaryoları deşifre oldu.

Oyun bitti! Şimdi artık yapacakları tek şey var, en az zayiatla battıkları bataklıktan kurtulmak için çalışmak.. Geldikleri yerden giderken “Bizden sonrası tufan” demek, gelecek günlerin geçen günleri aratması için ellerinden geleni arkalarına koymayacaklarını da düşünerek bizim yeni bir plan yapmamız gerekiyor.

Biz bölgede, adaletin, barışın, özgürlüğün mimarları olarak anılmalıyız. Bütün planlarımız buna göre olmalı. Bölge halkının, dünya barışının geleceği için umut olmayacak bir senaryo bizim senaryomuz olmamalı. Selam ve dua ile..