• 17.12.2020 00:00
  • (486)

 Evet, asıl sorun şu: Yeni dünyayı kim ya da kimler, nasıl ve ne zamana kadar inşa edecek ve bu yeni dünyanın öncüleri kimler olacak? Bu önderler hangi değerlerle toplumu yönetecekler.

Kavramları ve kurumları ile yeni bir dünyanın inşası gerekiyor. En büyük sorun burada. Bugünkü insan kıymetleri ya da eğitimin, üretim-tüketim ilişkilerinin, ulusal ve uluslararası düzenin bu yeni dünyada karşılığı yok. Olmayacak! Bu beynimizdeki, örgütlenmiş, sertifikalandırılmış, kurumsallaştırılmış, “sistematik cahillik”ten kurtulmak o kadar kolay olmayacak. Çünkü bu sadece piyasayı dönüştürmeyecek, temel değer yargılarında da depremlere, tsunamilere sebeb olacak. 

Bakın sadece 22 ülkenin değil, dünyadaki birçok ülkenin, sınır, rejim ve iktidar yapıları değişecek. Başlar ayak, ayaklar baş da olabilir bu süreçte. Petrol ve maden zengini ülkelerde büyük göçler, kıtlıklar, açlıklar, yoksulluklar yaşanabilir.

Bu rejim değişikliği sadece “diktatörlük”le yönetilen ülkeler için geçerli değil, G10’a, hatta G20’ye bakın, para, nüfus, toprak zengini ülkeler ABD, AB, Rusya, Çin, Hindistan, üzerinde güneş batmayan imparatorluk hepsi bu süreçte derinden sarsılacak. Hem zaten o “diktatör, haydut devlet” dedikleri ülkeleri, gelişmişleri arka bahçelerindeki işbirlikçi “bekçi köpekleri” değil mi idi! Yeni yeni anlar gibi oluyor birileri. Bunların ilkeleri yok, sadece çıkarları var. Demokrasi, insan hakları, bilim dedikleri sadece oltaya taktıkları yem. “İktidarlar” ya da “sivil toplum” dedikleri büyük ölçüde onların Truva atı.

Almanya ve Japonya’nın da değişecek sınırları, Moğolistan’ın, Suudi Arabistan’ın da.

 

Vatikan diye bir ülke de olmayabilir yarın. Ne BM eski BM olacak, ne NATO, ne IMF, ne Dünya Bankası kalacak.

İsrail için yolun sonu kaçınılmaz gözüküyor. Onların “Tanrı’nın krallığını” hayal ededursunlar, lanet onların yakasını bırakmayacak.

Bu iş sanılandan uzun sürebilir. Bu işin bedeli sanılandan çok daha ağır olabilir.

İlk kurtulanlar, bu felaketi doğru okuyanlar, kendi nefsini sorgulayıp, kibir, heva ve heveslerinden arınanlar ve akledenler olacak. Çünkü Allah’ın yardımı onlara ulaşacak. Yoksa bugünkü şartlarda Allah’ın yardımı olmadan gelinen noktada hemencecik kurtulmak mümkün olmayacak.

Kurtarıcı liderler ve kadrolar da sizi kurtaramaz. Babanız peygamber olsa gelse değişen bir şey olmaz. Peygamberlerin kurtarıcı gücü yok. Onlar kurtuluşa çağırırlar. Yani, Allah’a, resulüne, kitaba çağırırlar. Liderleriniz, örgütleriniz, şeyhleriniz sizi kurtaramaz. Her topluluk layık olduğu gibi idare olunur ve biz kendimizi değiştirmeden de Allah bizim hakkımızdaki hükmünü değiştirmeyecektir.

 

Allah (c.c) arşa ve asra yemin etti. İçinde yaşadığımız asrın bize sunduğu bazı imkânlar ve riskleri var. Yaşadığımız zamana ve mekâna şahidlik ile emrolunmuştuk, bu görevi yapmadık. Biz cahillerden ve zalimlerden olduk! Hayvanların ölümüne sebeb olduk ve ekinleri talan ettik. Genleri ile oynayarak onların fıtratlarını bozuk. Ve ahlakımız bozuldu. Din ve devlet büyüklerimizden kimileri neredeyse ilahlık ve Rablik taslarken, biz Allah’tan başka birilerini idoller, ilah ve Rabler edindik! Hani din ve devlet büyüklerimizi ilah ve Rab edinmeyecektik. Servet ve gücü onlardan beklemeyecektik. Kader, rızga ve ecele hükmeden bir Allah var idi! “Galu bela zamanı”nda öyle söz vermiştik. Allah cahil ve zalim bir topluluğa yardım etmez. Havayı, suyu, toprağı kirlettik. İnsan kirlendi! Biz de kirlendik. Tebliğe ve Allah yolunda Hakk’ın rızası yolunda, adalet, barış ve hürriyet için, “kula kulluk son bulsun” diye cihad edenlerden değildik. İçimizdeki beyinsizlerin zevk ve saltanat düşkünü müstekbir rol modellerimiz olmuştu. Dünyayı bir oyun ve eğlence yeri sanmıştık. 

Tek bela Korona değil. Dahası var. Arkası gelecek. Tek bela GENOMİK’ler, Yapay Zekâ, Humonoid’ler, Avatar’lar, Siborg’lar değil. Enerjinin ve emeğin para etmediği, paranın da para olmadığı bir dünya. Hayal edin edebiliyorsanız dünya gezegeninin sevgili uzaylıları! Buzullar eriyor. Artık sahiller tehlikeli. Hem zaten manyetik kutuptaki kayma sebebi ile dünyamız ciddi bir radyasyon şoku yaşıyor. Depremler, tabii olaylar artacak. Daha çok şimşek çakacak gökyüzünde. Sadece insanlar göç etmeyecekler, kuşlar, denizdeki balıklar, vahşi hayvanlar da göç edecek. Yeni hastalıklar çıkacak, çekirge sürüleri ekinlerinizi yiyip bitirecek belki de. Kum fırtınaları göz gözü görmez edecek. Eski yanardağlar faaliyete geçecek ve zehirli gazlar püskürtecek.

İçiniz karardı değil mi! Cehennem bundan daha da kötü. Cehennemin ateşi nükleer bombadan daha yakıcıdır. O zaman tevbe edelim. Allah’ın gazabından onun rahmetine sığınalım.. Eğer Allah’ın ipine tutunanlardansanız, kurtuluşa erenlerden olacaksınız. Hemen korkmayın, her gecenin bir sabahı var. Karanlığın en koyu anı aydınlığa en yakın olduğu zamandır. Bize şer gibi gelen şeylerde Allah hayır murat etmiş olabilir. Umutsuzluk haramdır. Durun hele, gün doğmadan neler doğar. Birilerinin bir planı varsa Allah’ın da bir hükmü var ve galib olacak olan O’nun hükmüdür. Yeter ki biz bir karar verelim. Selam ve dua ile.