• 6.02.2019 00:00

 İnsanları ve toplumları hayat içinde tanıyamazsınız. Kendilerini gizlerler. Onların varlığını oluşturan en önemli özellikleri gizemli bir karanlığın içinde görünmez olarak kalır.

Bu anlamda yaşam, gerçeğin tümünü görmemize engel olan bir sahtelik taşır içinde. 

En yakın olduğunuz insanın bile bütün düşüncelerini, arzularını, hayallerini, unutulmuş anılarını bilemezsiniz. Yaşadığınız toplumun derinliklerinde ya da zirvelerinde neler bulunduğunu öğrenemezsiniz.

Bütün bunları size edebiyat anlatır.

Edebiyat, hayattan daha gerçektir. Çünkü yaşamın sakladığı bütün sırları edebiyat açığa çıkarır.

Fransız edebiyatı, insanın ve toplumun sırlarını çözen büyük yazarlar açısından çok zengin bir edebiyat. André Malraux da bu görkemli zincirin parlak halkalarından biri.

Malraux’nun adını taşıyan bir ödülü kazandığınızı bir hapishane hücresinde öğrendiyseniz, elbette elinizi uzatıp onun kitaplarından birini çekeceğiniz bir kütüphane bulamazsınız yanınızda.

Ama Malraux öyle güçlü bir yazar ki onlarca yıl önce okuduğunuz kitaplardan pasajlar hatırlayabiliyorsunuz. 

İnsanın eğitilmiş, uygarlaştırılmış düşünceleriyle, eğitilemeyen, ilkel duyguları arasındaki çatışmaları, gizlenmeye çalışılan bu yaralayıcı çelişkiyi çarpıcı biçimde ortaya çıkardığı diyaloglar ve sahneler hâlâ aklımda.

Toplumun içindeki karmaşayı, çöküşü, umudu anlattığı sahneler de hâlâ hafızamda duruyor.

Malraux, diğer birçok yazardan farklı olarak toplum içindeki çarpıklıkların yol açtığı acılara bizzat müdahale etme ihtiyacı duymuş, kendi hayatını başkaları için defalarca tehlikeye atmış bir yazar. Cesareti ve fedakârlığı ortak bir takdiri, edebiyatçılığı ise hiç tükenmeyecek bir hayranlığı hak ediyor bence.

Birçok edebiyatçı gibi benim de gençliğimde Malraux’dan kalma derin izler bulunuyor.

Bir yazarın, gençliğinde hayran olduğu büyük bir yazarın adına verilen bir ödülü kazanması, gençlik hayallerine gönderilmiş sevinçli bir gülümseme yaratıyor.

Babam, kendisinin ya da aileden başka birinin yeni bir kitabı yayımlandığında ya da bu ödül gibi sevindirici bir olay yaşandığında “Bunun için bir şampanya içilir” der ve bir şampanya açardı.

Babam öldü. Ben hapisteyim.

Ama bu akşam Paris’te babamla bir şampanya içeceğim. Malraux da bize katılacak. Babam Afganistan’a, Malraux Çin’e gittiği yaşta olacak, ben bugünkü yaşımda olacağım. İki genç adamın konuşmalarını dinleyeceğim.

Ve bizi hiç kimse görmeyecek.

Bana, beni çok mutlu eden bir gerçek ve çok eğlendiren fantastik bir hayal bağışladığınız için size minnettarım.

Cömertliğiniz beni çok sevindirdi.

Hepinize çok teşekkür ederim.

 

* K24'ün notu: Ahmet Altan hapiste yazdığı 19 denemeden oluşan ve Türkiye'de henüz basılmayan "Dünyayı Bir Daha Görmeyeceğim" kitabının Julien Lapeyre de Cabanes tarafından Fransızcaya çevrilip Actes Sud etiketiyle yayımlanan baskısı Je ne reverrai plus le monde ile "angaje kurmaca" dalında 2019 André Malraux ödülüne değer görüldü.

André Malraux edebiyat ödülleri bu yıl ikinci kez veriliyor. Fransız hukukçu ve 2008'de yayımlanan André Malraux-Charles de Gaulle: une histoire, deux légendes (André Malraux-Charles de Gaulle: bir tarih, iki efsane) dahil olmak üzere iki önemli şahsiyetin biyografilerini birlikte değerlendiren tarih kitaplarıyla ünlü yazar Alexandre Duval-Stalla'nın başkanlığındaki jüri, ödülün Ahmet Altan'a verildiğini duyururken şöyle demişti:

"Altan’ın denemeleri, zarif bir zekâ, iyicil bir mizah ve iktidarın yalanları karşısında tavizsiz bir vizyon barındırıyor. Şunu bilsin ki kitaplarla sürekli firar ettiği hücresinde bir avuç özgür kadın ve erkek onun umutlarını, hayallerini ve kaçışlarını paylaşıyor.”

Ödülle ilgili bu açıklama jüri tarafından Kasım sonunda yapıldı. 3 Aralık 2019 Salı akşamı ise jüri üyeleri, Paris'teki Tradi lokantasında Ahmet Altan ve ödülü bu yıl "sanat üzerine deneme" dalında, Visions de Goya (Goya Vizyonları) kitabıyla alan Belçikalı yazar Stéphane Lambert ile bir araya gelmeyi planlamışlardı.

Silivri Cezaevi'nde bulunan Ahmet Altan'ın katılamadığı buluşmada, Actes Sud'ün Türkçe Edebiyat Direktörü Timour Muhiddine, yazarın gönderdiği kısa teşekkür mektubunu okudu. K24 olarak biz de bu mektubu Ahmet Altan'ın özel izniyle yayınladık.

Gelecek yıl Fransa'da, ilk kez André Malraux Festivali düzenlenecek. Toplumsal olaylara angaje bir edebiyatın taçlandırılmasını amaçlayan festival 21-24 Mayıs 2020 tarihlerinde Châteauneuf-du-Pape'da yapılacak. Jüri üyeleri, 2019 André Malraux ödüllerinin sahiplerine verileceği bu festivalde Ahmet Altan'ı da ağırlamayı umuyorlar.