• 25.03.2019 00:00

 Demokratik sistemlerde seçmenin oyunu almak için maddi/fiziki unsurlar çok önemlidir. Realist ve rasyonalist Batı seçmeninin aklına hitap etmek oyunu almak için yeterli gelebilir. Çünkü Batılı seçmen konformisttir. Türkiye’de ise seçimleri kazanmanın yolu öncelikle vatandaşın gönlüne hitap etmekten geçer.

İnsanımızın gönlüne girmek için olmazsa olmazları vardır. Hele bir de karşısındaki bir siyasetçi ve üstelik seçim öncesi bir aday ise kırmızıçizgileri daha da hassastır.

Bütün Türkiye için söz konusu olsa da küçük şehirler, ilçeler ve bir de Doğu ve Güneydoğu’daki il, ilçe ve köylerde çok farklıdır gönüllere hitap etmek.

Mesela bir aday Manisa’nın bir ilçesinde, “Bize oy verip belediye başkanı seçerseniz bu gördüğünüz yolları daha güzel hale getireceğiz. Çocuk oyun parklarının sayısını arttıracağız, kütüphanelerimizi zenginleştireceğiz” derse, eğer o adaya ve partisine güven konusunda ciddi bir sorun yok ise bu proje ve söylemle seçimi kazanma şansını arttırabilir. Çünkü o bölge insanının öncelediği, ihtiyaç duyduğu alan bu tür hizmet alanlarıdır. Manisa örneğini 81 vilayetin 75’ine, ilçelerimizin de %95’ine uygulayabiliriz. Lakin Diyarbakır, Mardin, Şırnak, Hakkari, Batman ve Van’da yol, asfalt, park projeleri ile vatandaştan seçimi kazanmaya yetecek kadar oy almak neredeyse imkânsızdır.

Neden?

Mesela Diyarbakırlılar, “Önceki hükümetler gibi AK Parti de ihtiyaç duyduğumuz kadar park, asfalt, refüj yapmadığı için HDP’ye oy vereceğiz” demiyor. Tersine, Diyarbakırlıların %40’ı şimdilik “AK Parti bize altından yol, gümüşten kaldırım yapsa da oy vermeyeceğiz” diyor. Bu demektir ki HDP’liler Diyarbakırlıların önemli bir kısmını AK Parti’ye oy vermemeye “ikna” etmiştir.

Dahası, orta yaş grubu insanlar ve gençler belediyelerin imkanlarıyla öyle militanlaştırıldılar ki HDP’li adaylar bugün HDP seçim kampanyasında, “Biz gelirsek bu yolları, kaldırımları, parkları yıkacağız” dese HDP’li seçmeninin %98’i bunu coşkuyla alkışlayacaktır, biliyor musunuz?

Adına ne derseniz deyin;

İster kandırılmışlar deyin,

İster korkutulmuşlar deyin,

İster başka sebep/ler arayın, her ne olursa olsun seçmenin %40’ı HDP dışındaki partilere oy vermemeleri için “ikna” edilmiş. Bunun sebeplerini hem 2015 hem de 24 Haziran 2018 seçimlerinden sonra yazdığım seri yazılarla dile getirmiştim. Tekrardan kaçınarak şunu söylemek istiyorum:

Sözün gücü doğruyu yanlış, yanlışı doğru göstermeye yeter. Yani HDP’liler (siz PKK’lılar da diyebilirsiniz) belediyelerin imkânlarını kullanarak -seçim olsun olmasın- defalarca gittiği vatandaşı her seferinde 6 bin sözcükle HDP sempatizanı olmaya ikna etmişti/r. HDP’ye kayan bu insanları yeniden kazanabilmek için onlara defalarca en az 7 bin sözcükle gitmeniz gerekecek.

“Ama biz haklıyız, ama onlar terörist…” diyebilirsiniz, lakin ne yazık ki bu tespitiniz sizin o vatandaşı ve dahi oyunu kazanmanıza yeterli gelmeyecektir.

O zaman ne?

Diyarbakır’da DBP/HDP belediyeciliği vatandaşa hizmet etme anlayışıyla hareket etmedi. Günlerce çöpleri dahi kaldırmayarak şehri pis kokuya teslim eden bu belediyecilik anlayış/sızlığ/ıydı. Asla kabul edilemez bu durumu vatandaşa kabul ettiren şeyin ne olduğunu merak eden bile olmadı.

Evet yalan söyledi, doğru da söyledi, ajitasyon yaptı, tarih ve olayları ters yüz ederek vatandaşı kendisine inandırdı. HDP ve selefleri partiler belediyeleri aldıkları 1999’dan itibaren, özellikle 1980 ve sonrası doğanlara, yani bu gençlerin en büyüğü 18 yaşındayken belediyelere bağlı birimlerde “eğitim” verdiler. Nasyonalist ve Stalinist olan bu eğitimlerin diğer önemli bir hedefi de İslam karşıtlığı idi. Maalesef bu eğitim çocuk ve gençlerin maneviyatını kundaklamaya yetti. Buna karşın uzun yıllar boyunca devletin ilgili makamlarının kılı kıpırdamadı. Müftülüklerin sundukları hizmet bir işe yaradı yaradı, yaramadıysa o da boşa gitti demekti.

Neyse ki 2016 Kasım’ından itibaren pek çok il ve ilçe gibi Diyarbakır’da da kayyum dönemi başladı. Asfalt yapıldı, hakikaten çok kaliteli asfaltlar, yeni ve geniş yollar, yemyeşil parklar, koca koca kütüphaneler yapıldı, ama yukarıda belirttiğim gibi Diyarbakırlı “park ve asfaltımız yok” diye HDP’li olmamıştı.

Belediyelerin bu minvaldeki güzel çalışmalarının semeresi önümüzdeki yıllarda alınabilir.

Zaten AK Parti adaylarının çoğu da “beklemede…”