• 7.02.2017 00:00
  • (2107)

 Büyük fırtınalar koparan o meşhur AGİT referandum raporundan:"AGİT/DKİHB SRGH medya izleme bulguları, kampanyanın bütün ulusal medyada görünür olduğunu göstermiştir. İzlenen beş televizyon kanalından, kamu kanalı TRT1 de dahil olmak üzere üçü 'Evet' kampanyasını desteklemiştir. 'Evet' kampanyası ezici bir çoğunlukla pozitif tonda televizyondaki yayın zamanının %76'sını ve günlük gazetelerdeki yayın alanının %77.5'ini kapsayarak kamu medyasında ve özel medyada belirgin bir şekilde ön plana çıkmıştır. 'Hayır' kampanyası ise genellikle nötr tonda, toplam yayın zamanının ve alanının sadece %23.5'inde yer almıştır. Ayrıca, AKP'ye toplam yayın zamanının/alanının %33,5'i ayrılarak ayrıcalıklı davranılırken, CHP, MHP ve HDP'ye açık bir biçimde daha az yer ayrılarak, sırasıyla toplam yayın zamanının/alanının %19, %2,3 ve %0,8'i ayrılmıştır.AKP, TRT 1 ve A Haber'de pozitif ve SHOW TV'de çoğunlukla pozitif tonda yer alırken, CHP A Haber'de olumsuz tonda, TRT 1'de kısmi olarak olumsuz tonda yer almış ve Show TV, CNN Türk, ve Fox TV'de kısmen olumlu tonda yer almıştır. Muhalif liderler belirgin şekilde daha az görünür olurken, cumhurbaşkanı %26 ve başbakan %18 olmak üzere, televizyon yayınlarındaki görünürlükleri baskın şekilde egemen durumdadır.Takibi yayılan basın-yayın organlarında yayınlanan bedelli reklamların %63'ü AKP'ye aittir. Sivil toplum televizyonda oldukça sınırlı şekilde yer almıştır.

"***

İktidarın, tu kaka ettiği  AGİT raporundan bu alıntıyı neden hatırlattım?... Adeta kör göze parmak olan bir gerçeği bir daha kafalara vurmak,  şimdinin cumhurbaşkanı adaylarına ve destekçilerine çuvaldızı batırmak için...

Günümüzde, televizyonun, propaganda faaliyetlerinde etkinliğini,- özellikle okuyarak değil bakarak izlemeye alışkın Türkiye'de- anlatmak için herhalde uzun uzun makalelere de gerek yok!..AGİT raporuna gerek kalmadan, referandum sürecinde, "hayır"ı anlatmak isteyen siyasetçilere  televizyonlarda nasıl ambargo konulduğunu en çarpıcı örneklerle görmedik mi?..

İktidarın sözcüleri, özellikle haber kanallarında 5 dakikalık boşluk bırakmadı. Muhalefetin sözcüleri ise kendilerine imkan  verilebilen televizyonlarda yatsı namazı sonrası veya sabah namaz vaktinin hemen ardından küçük pencereler bulabildi. Peki, ister zamanında yapılsın ister erkene alınsın bir sonraki sandık sürecinde  mevcut durumda bir değişme veya iyileştirme olabilir mi?..

Soruya, koskoca bir "hayır" cevabı yapıştırdıktan sonra sadede gelelim:Daha herhangi bir organizasyon ve taban yapısı oluşturmadan egolarına yenik düşerek panik içinde ortaya fırlayan veya usulet ve suhuletle aklı selim içinde taşları yerine döşeyen liderler...

Lütfen, başınızı iki elinizin arasına alın ve sakince iyi bir düşünün. Bu işler, etkin bir televizyon kanalı kurmadan veya hazırda olan birini güçlendirmeden olmaz. Bahsettiğim, televizyon kanalı ise, bir lidere veya bir partiye bağlı onun sesi ve sözcüsü olan bir yapı değil. Yüzde 49'un ötesinde yüzde 100'e hitap etmesi gereken bir televizyon kanalı. Egoların ve ego yarışlarının fışkırdığı, ihanet içinde kama saplamalarının yapıldığı, hiziplerin kol gezdiği, köşe kapmak için yağlama yıkama faaliyetlerinin icra edildiği bir ekran hiç değil.. Sadece topluma doğruların anlatıldığı, hangi görüşten olursa olsun doğru anlatanların kendini bulabildiği dosdoğru bir kanal olsun. İtibarını ve kalitesini tüm Türkiye tescil etsin. Buram buram özgürlük, ifade hürriyeti, demokrasi, vatan-millet, devlet ve bayrak sevgisi fışkırsın o beyaz camdan...Sakın ha!.. Hiç kimse, "iktidar baskısı", "televizyon kurmanın maliyetleri", imkansızlıklar" gibi sudan sebeplere de sığınmasın. Mücadele etmeden, organizasyonlar kurmadan, teşkilatlanmadan hazıra konalım öyle mi?.. Hala görmüyor musunuz? Elin oğlu  yedirtmiyor işte!.. Elinizi taşın altına koymak zorundasınız...

Atıl kurt dönemi bitti. Katıl kurt döneminin başlaması lazım...

Eğer gerçekten, koltuk sevdalısı değil de, bu ülke ve milleti hak ettiği yere getirmek istiyorsanız, totaliter bir rejimden kurtarmayı hedefliyorsanız daha da ötesi bekadan yanaysanız... Öncülük etmelisiniz. Hazıra konma arayışlarından ve küçük hesaplardan kurtulup sadece elinizi değil gövdenizi taşın altına koymalısınız!.. Cumhurbaşkanı yardımcılarınızı ilan etmeden önce her kesimle istişare ederek ve onları da işin içine katarak Türk milletinin gerçek sesinin televizyonunu kurmanız lazım. Unutmayın!.. Sadece iktidar mensupları değil, sizler de bu millet ve devletin imkanları ile bugünkü konumlarına geldiniz. Ve, borçlusunuz. Bu borcunuzu da ödemek zorundasınız. Hep bana hep bana ile olmuyor!...

Bir kez daha altını çizmek isterim;Ya bir an önce harekete geçersiniz. Ya da 30 saniyeye düşen şehit haberlerine bakar ağlar durursunuz. Ha demedi demeyin!.. Bir süre sonra bu malum televizyon kanalları, şehit cenazelerinde saf tuttuğunuz iktidar mensuplarının yanındaki görüntülerinizi gelen yüksek talimatlarla mozaiklemede hiç  tereddüt etmez!..