• 27.06.2017 00:00
  • (1488)

 Bayram günü... Siyaset dışı kalalım, Türkiye'nin farklı fakat çok önemli bir sorununu gündeme getirelim istedik. İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Kürşat Özer'e bir dokunduk bin ah işittik desek,  herhalde abartı olmaz. Tarım ve hayvancılığın ülkemizdeki sorunlarını say say bitiremedi Kürşat Hoca;

" *Pazarları düzenleyici mekanizmalar yoktur veya çok zayıftır. Üreticilerin çıkarlarını sağlayacak güçlü örgütleri bulunmadığı için istikrarlı miktar ve kaliteli ürününü pazara sunma ve hak ettiği fiyatı alma konusunda sıkıntılar vardır. Perakende marjı yüksek buna mukabil çiftçinin kazancı düşüktür. Bir kaç yıldır çiğ süt üreticisi çiğ süt fiyatlarında ki spekülasyonu dile getirmeleri sonucunda Ulusal Süt Konseyi kurulmuştur. Fakat Ulusal Süt Konseyi'nin etkinliğinden, piyasayı düzene soktuğundan bahsetmek çok zor. Varlığı ancak kağıt üzerinde söz konusudur.

*Planlama yapılmaması ve fiyat istikrarsızlığı üreticiyi son derece olumsuz etkileyebilmektedir. Örneğin, et fiyatlarının ciddi yükseliş ve düşük faizli, uzun vadeli krediler nedeniyle yetiştiricilik konusunda bilgisi olmayan insanlar üretime soyunarak kaynak israfına neden olmaktadır.

*Tarımsal Kalkınma Kooperatifleri, Üretici Birlikleri, Damızlık, Sığır Yetiştiricileri Birlikleri yeterli hizmeti üreticiye sunamamaktadır. Örneğin üretilen sütün pazarlanmasında kooperatiflerin payı Avusturya'da %90, Almanya'da %52, Finlandiya'da %97, Hollanda 'da %83 ve İngiltere'de %67'dir.

*Veteriner Hekim sayısı fazla olmasına rağmen, tekniker ve teknisyen sayısının az olması nedeniyle ihtiyaca yanıt verecek uzman iş gücü, planlaması da bulunmamaktadır. Kaçak hayvan girişi engellenemediğinden komşu ülkelerden salgın hastalık tehdidi önlenememektedir.

*Mevcut hükümet 2006 yılında çıkarttığı 5488 sayılı Tarım Kanunu'nun 21. maddesinde her yıl GSMH'nın en az %1'inin tarımsal desteklenmelere ayrılacağını hükme bağlamasına rağmen, bu oran %0.5'i geçmemiştir.

*Çiftçi eğitimi amacıyla çeşitli uygulamalar yapılmış, ancak çoğunlukla uygulama eksikliği nedeniyle bu yararlı olmamıştır.

-- "Peki bu kadar sorun sıraladınız. Bunların çözüm yolu yok mu" diye sorduk Kürşat Hocaya. İşte yanıtları;

" *Kaba yem ihtiyacının giderilmesi amacıyla mera ıslahı yapılmalıdır. Özellikle GAP projesiyle sulu tarıma uygun hale gelen arazilerde  yem bitkisi üretimi teşvik edilmelidir.

*Farklı hayvansal üretim biçimlerine uygun alanlar belirlenerek bu yönde teşvikler uygulanmalıdır.

*Üreticiye örgütlenmeleri ve kooperatifleşmeleri amacıyla önayak olunmalıdır. Böylelikle küçük işletmelerin sıkıntılarının azaltılması ve maliyetlerin düşürülmesi sağlanabilir. TBMM'de 3 Haziran 2010'da 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'nda yapılan değişikliklerle kooperatiflerin tamamen siyasal iktidarın denetimine sokulması sağlanmıştır. Bu durum kooperatifleri  üretici haklarını korumak yerine siyasi, kısır çekişmelerin odağı haline getirilebilecektir.

*Bütçeden ayrılan pay artırılmalıdır. Verilen destek ve teşviklerin hayvan başına değil, elde edilen ürüne göre verilmesi sağlanmalıdır.

*Hayvanların genetik özellikleri geliştirilmelidir. Böylelikle hayvan başına elde edilen ürün miktarı artacak ve üretim maliyeti azalacaktır.

*Fiyat istikrarsızlığı, pazarlama ve planlama sorunları giderilmelidir. Bu durum hem üreticinin mağduriyetini giderecek hem de tüketiciler tarım ürünlerini daha uygun fiyattan satın alabileceklerdir.

*Silaj kullanma teşvik edilmeli ve bu konuda yetiştirici bilinçlendirilmelidir. Silaj ile kesif yem maliyetinin %70 oranında azaltılması mümkündür.

*Et ve kasaplık hayvan ithalatı yerine, besi amaçlı hayvan ithali et fiyatları istikrara kavuşuncaya kadar tercih edilmelidir.

*Süt tüketimi teşvik edilmeli, süt tozu ithal edilmesine derhal son verilmelidir.. Örneğin okullarda, askeriyede vb. kurumlarda süt dağıtımı yapılarak veya süt ürünleri tüketimi sağlanmalıdır. Böylelikle hem gelecek nesillerin sağlıklı yetişmesi sağlanacak hem de süt sığırlarının erkek buzağıları besi hayvanı gereksinimini karşılayacaktır. Süt fiyatları istikrara kavuşmadan et fiyatlarının düşmesi mümkün değildir. Et ithalinin önlenmesi ile ülkemize BSE gibi sığır hastalıklarının ülkemize girme olasılığı azalacaktır.

Kayıt dışılık önlenmelidir. UHT ve sokak sütleri arasındaki fiyat farklılığı kayıt dışılığı teşvik eden önemli bir faktördür.

*Tarım Bakanlığı teşkilatı yeniden yapılandırılmalı ve veteriner hekimler hayvan ıslahı ve hayvan hastalıklarının önlenmesinde efektif kullanılmalıdır.

*Ülkemizdeki hayvan varlığı kayıt altına alınmalı, hayvansal üretimin envanteri iyi belirlenerek gelecek planlaması yapılmalıdır."

Söyleşimize, Körfez krizinde zengin Katarlıların ilk gün karşı karşıya kaldığı açlık tehlikesi ile başlamıştık. Çok uzatmaya gerek yok!.. Tek cümle ile nokta koyacağım; Bizim yanı başımızda bir Türkiye var mı?..

Kaynak: "Et, süt" deyip geçmeyin!.. - Ahmet TAKAN