• 15.09.2017 00:00
  • (1428)

 Aman Allah'ım!.. Dün sabah saatlerinde yazılı açıklama yapılır yapılmaz ne başlıklar atıldı ne başlıklar... Dışişleri Bakanlığı'ndan çok sert uyarıymış!.. Çapulcu başı Barzani'nin 25 Eylül'de yapacağı referanduma 10 gün kala yapılan yazılı açıklama üzerinden yürütülen algı operasyonuna bakılırsa, Mevlüt Çavuşoğlu'nun tankın üzerine çıkıp Erbil'e dalması an meselesi :))

Pekii!.. Kazın ayağı öyle mi?.. Dışişleri Bakanlığı'ndan "adın Mülayim her yanın sert olsa ne yazar" kıvamında yapılan açıklamanın tam metnini isterseniz Bakanlığın resmi internet sitesinden, isterseniz yazılı medyanın haber sütunlarından okuyun. Bendeniz, azz sonraa yazılı metnin en can alıcı paragrafını faş edeceğim. Metnin içine "bedeli olur" ifadesini sıkıştırmışlar, güya veryansın ediyorlar. O sözde sert yazılı açıklamanın son paragrafının "bu bağlamda"sından sonraki satırlara dikkat kesilin;

"Türkiye, Bağdat-Erbil ilişkilerinin anayasal ve adil bir zeminde yürütülmesini, bu bağlamda, IKBY'nin anayasal anlaşmazlıklara dayanan meşru taleplerine ilişkin hususların diyalog yoluyla çözüme kavuşturulmasını arzu etmektedir. Bu yaklaşımla, Merkezi Hükümet ile IKBY arasındaki ilişkilerin toprak bütünlüğü, siyasi birlik ve karşılıklı fayda temelinde kuvvetlendirilmesi için Türkiye elinden gelen desteği vermeye hazırdır."

Ne bağlamdaymış ama!.. Nasıl da bağlamışlar... "Altı kaval üstü şişhane mi olmuş" dediniz?.. Bakın!.. Hiç oraya buraya kıvırmanın, başımızı paçamızı oraya buraya sallamanın gereği yok. Bu metnin tercümesi çok net;

Dışişleri bu ifadeyle IKBY'nin referandum talebinin meşru bir talep olarak görüldüğünü açık ve net olarak tüm dünyaya duyuruyor. Böylece, "talebi meşru kabul ediyoruz ama bu sorunu Bağdat'la koordine ederek çöz" diyor.

Bir daha altını siyahla çizerek ifade edeyim mi?..

Peşmerge paçavralarını Türk topraklarında göndere çeken AKP iktidarının Dışişleri Bakanlığı, Barzani'nin sonuçları bugünden çok net olan referandumunu meşru olarak görüyor ve destekliyor.

İhanetin İngilizce belgesi de var!..

"Büyük Kürdistan" projesine bundan daha büyük destek nasıl atılabilir ki?.. 21. Yüzyıl Enstitüsü Başkanı stratejist Cahit Armağan Dilek'den de Dışişleri Bakanlığı'nın yazılı açıklamasını yorumlamasını istedim. Dilek, şunları söyledi;

"Barzani zaten açıkladı. Yaklaşık 2 hafta önce Bağdat'a da bir heyet gönderdi  bu konuyu görüşmek üzere. Yani görünürde yaptı o tavsiyeleri yerine getirdi çünkü başta ABD olmak üzere herkes aynı şeyi söylüyordu. Barzani diyor ki 'gittik konuştuk anlaşamadık, şimdi biz meşru talebimizi kendi kararımızla yerine getireceğiz.' Soru şu; eğer siz Barzani'nin referandum talebini meşru talep olarak görürseniz meşru talebini gerçekleştirdiklerinde ne diyebileceksiniz? Bu açıklamayla kendinizi bağlamış olmuyor musunuz? Bu  yaklaşım Barzani'nin referandumdan hemen sonra olmasa bile bir süre sonra yapacağı bağımsızlık ilanının tanınacağının da işareti değil midir? Bu eleştiriler üzerine Dışişleri açıklamada yer alan 'meşru taleplerden kastımız bu değil' diyebilir, ama Dışişlerinin ya da Dışişleri Bakanı'nın böyle düşündüğünü gösteren başka açıklamalar da var. Çavuşoğlu, 24 Ağustos'ta Erbil'de Barzani ile görüştü. Görüşme sonrasında Barzani'nin ofisinin internet sayfasında görüşmeye ilişkin bir açıklama yayımlandı. Açıklamada, Çavuşoğlu'na atfedilen sözlere göre, Çavuşoğlu 'referandum Kürdistan bölgesinde yaşayan insanların doğal hakkıdır ancak zamanlaması yanlıştır' demiş..."

 İşte o sitede yer alan ifadeler:

"President Barzani and Mr. Cavusoglu also discussed the Kurdistan Independence Referendum of September 25. The Turkish Foreign Minister acknowledged that such a step is a natural right of the people of the Kurdistan Region, however, the timing may cause more issues in the region. He added that Turkey is willing to partake in helping with the negotiations between Baghdad and Erbil so that some of the grievances of the Kurdistan Region can be resolved..."

Eğer İngilizce bilmiyorsanız, o sitede hâlâ duran bu açıklamayı kime tercüme ettirirseniz ettirin, Dışişleri Bakanlığı'nın yazılı açıklaması ile ne kadar örtüştüğünü göreceksiniz. Dışişleri Bakanlığı'ndan bugüne kadar yapılan bir yalanlama var mı?.. O da yok!..

 Cahit Armağan Dilek, "Hem Çavuşoğlu'nun Barzani'ye söylediği belirtilen bu ifadeler hem de Dışişlerinden yapılan yazılı açıklama Barzani'nin referandum talebini meşru bir hak olarak görüyorlar. Barzani, 'her türlü bedeli ödemeye ve savaşmaya hazırız' diyerek meydan okumuşken, eğer hükümet referandumu böyle görüyorsa diğer söylediklerinin hiçbir hükmü kalmaz, 'bedeli olur' ifadelerinin de hiçbir anlamı kalmaz." diyor...

Geriye ne kaldı?..

Kaynak: Dışişleri Bakanlığı "meşru talep" dedi... İhanet belgelendi!.. - Ahmet TAKAN