• 29.07.2018 00:00
  • (1414)

 Klavyenin başındayım. Elimde, haber değeri taşıyan birikmiş bilgiler var. Dış politika; Suriye, İran, Irak başlıkları, ABD'li Papaz Brunson, Çin'den alınan kredi... İç politika; siyasi partilerden kulisler, AKP ve saray kulislerinde konuşulan sürpriz belediye başkan adaylarının isimleri, Erdoğan'ın yeni gözdeleri. İç güvenlik; MİT'de neler oluyor, Eren Bülbül'ün katillerinin tümü öldürüldü mü?..

Elim bir türlü yazmaya varmıyor. Kimseden çekindiğimden değil!.. Sizlerin de okumaktan sıkıldığını ve hatta başlığı görür görmez yarısına bile gelmeden sütunu terk ettiğinizi düşünüyorum. Yoksa, bendeki metal yorgunluğu mu?.. Bilemiyorum!.. Çok bunaldığım zaman, kafayı değiştirmek, komik yazılar ve benzerlerini okumak, eğlenceli videolar izlemek için sosyal medyada turlarım. Onun dışında pek işim olmaz.  Bu yüzden sık sık arkadaşlarımın "Falanca haber, sosyal medyada çok dolandı. Görmedin mi?" şeklinde hayretler düşmüş sorularına muhatap kalırım. Anlatamam onlara, "gazeteci olarak ben medyadaki bilgi kirliliği ile zor baş ediyorum, sosyal medyaya nasıl tahammül edeyim"i ... Böyle bir döngü işte!.. Eleştirdiğim ve çok sağlıksız bulduğum o sosyal medya mecrasına  ruh sağlığımın sıkışık olduğu zamanlarda yine de dalarım... İtiraf edeyim, güzel şeyler de yakalarım. Dün, kafayı dağıtmak adına sosyal medyada dolaştığım ender günlerden biriydi. Çok enteresan bir yazıya rastladım. Çok hoşuma gittiği için arakladım aha da buraya koyuyorum:

"OSMAN EFENDİ...

Osman efendi bir sabah müthiş bir baş ağrısıyla uyanır.

İlaç alır, geçmez. Bir iki gün bekler, ağrı devam eder.

Doktor çağrılır. Doktor muayene eder, ağrı kesiciler verir, gider. Lakin Osman efendinin baş ağrısı artarak sürer.

Üstüne üstlük baş ağrısı yanı sıra gözleri de yaşarmaya baslar.

Başka doktorlar çağrılır... Osman efendi Uşak'ın ileri gelenlerindendir, ağrıyı kesene servet vaat eder.

Doktorların hiçbiri ağrıyı durduramadığı gibi sebebini de bulamaz. Ev halkı birbirine karışır, baş ağrısından geceleri uyuyamayan Osman efendiyi İstanbul'a götürmeye karar verirler. İstanbul'da en iyi doktorlar seferber olur. Röntgenler, beyin tomografileri çekilir, testler yapılır... Görünüşe bakılırsa Osman efendi turp gibidir. Oysa dayanması gittikçe zorlaşan baş ağrısı ve gözyaşları hayatı çekilmez hale getirmiştir. Ağrı kesici iğnelerle zor ayakta duran Osman efendi bu defa da apar topar yurtdışına götürülür. O devirde Amerika değil İsviçre moda, Zürih'e gidilir. Haftalarca hastanede kalınır, onlarca profesör konsültasyon yapar, testler tekrarlanır.

Sonuç:

Osman efendiye teşhis konulamaz. Artık yerinden kalkamayan Osman efendiye ağrı kesici iğneler verilir, ülkesine dönüp "dinlenmesi", daha doğrusu son günlerini evinde geçirmesi tavsiye edilir. Osman efendi bitkin, aile perişan. "Kader" denilir, Uşak'a dönülür. Osman efendi yayla evinde bir odaya yatırılır ve ağrı kesici iğnelerle ölümü beklemeye başlar.

Bir gün, hastanın keyfi gelsin diye, Osman efendinin eski berberi Mehmet çağrılır. Berber yataktan kalkamayan Osman efendiyi tıraş ederken, adamcağız derdini anlatır ve ölümü beklediğini söyler.

Berber Mehmet bir an düşünür. "Beyim?" der, "Sakın sizin burnunuzda kıl dönmüş olmasın." Bir bakar, "hah işte" der. "Kıl dönmüş." Osman efendinin şaşkın bakışlarına aldırmaksızın çantasından cımbızı kaptığı gibi kılı çeker. Ev halkı Osman efendinin köyü ayağa kaldıran çığlığıyla odaya koşar. Berber Mehmet, Osman efendinin elinden zor alınır ve cımbızın ucunda tuttuğu yirmi santimlik kılla kapı dışarı edilir.

Osman efendinin kanayan burnuna pansumanlar yapılır, kolonyalar koklatılır ve yaşlı adam tekrar yatağına yatırılır. Ertesi sabah Osman efendi aylardır ilk defa rahat bir uykudan uyanır. Gözlerinin yaşarması geçmiştir. Baş ağrısından ise eser kalmamıştır. Dönen kılın sinire yürüyüp gittikçe uzayarak dayanılmaz ıstıraplara yol açtığını doktorlar ancak o zaman keşfeder. Çözümün bu kadar basit olabileceği kimsenin aklına gelmemiştir. Sapasağlam ayağa kalkan Osman efendi, berber Mehmet'i çağırtır ve ona bir servet bağışlar."

Yanlış anlamayın lütfen!.. Kıllık olsun diye bu yazıyı kaleme almadım. Kıssadan hisse ne denilebilinir?.. Burnumuzun dibindeki kılları göremedikten sonra!..

Kaynak Yeniçağ: Kıllık etmeyin!.. - Ahmet TAKAN