• 16.12.2019 00:00
  • (1251)

  Ahmet Davutoğlu, Gelecek Partisi’ni kurdu. Kendisini ve yol arkadaşlarını nasıl bir gelecek bekliyor?.. Zaman gösterecek. AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın “dolandırıcılık” suçlamasının ardından hava epey sertleşmişti. O gerginlik hala devam ediyor. AKP kulislerinde konuşulan pek çok iddia var. O iddialar doğru çıkarsa ,Davutoğlu’nun yol arkadaşları sıkıntılı günler yaşayabilir…

Ahmet Davutoğlu, Tayyip Erdoğan’a karşı siyasi çıkışını ete kemiğe büründürdü. Gözler Abdullah Gül destekli Ali Babacan’da. Kısmi suskunluk yüzünden Babacan cephesinden gelen görüntüler hala sisli. Siyasi kulislerde, Abdullah Gül’ün dışarıdan desteklediği parti kurulduğunda nasıl bir yol haritası izleyeceğine dair yüzlerce soru işareti var. Abdullah Gül’ün suskunluğu, sis perdesini aralayamadığı gibi, yeni siyasi senaryoların konuşulmasına da yol açıyor. “Ya yapma. Abdullah Gül, İstanbul Şehir Üniversitesi’nin başına gelenlerden sonra tepkisini ortaya koymamış mıydı?” diyeceksiniz. Evet, kısa bir açıklama yapmış, Tayyip Erdoğan ile görüşüp soruna çözüm yolu bulunmasını istediğini kamuoyuna aktarmıştı. Sonra ne oldu? Erdoğan çıktı alayını birden dolandırıcılıkla suçladı. Ne Abdullah Gül ne de Ali Babacan cevap verebildi. Etraflarındaki ikinci, üçüncü şahısların bile konuşmasına, Erdoğan’a cevap vermesine izin vermediler. Sözcü Gazetesi’nden Emin Çölaşan abimiz “Konuşun Abdullah Bey!” başlıklı bir yazı kaleme aldı. O yazıyı okurken içimden “Ah Emin abi ah!.. Vallahi de Billahi de konuşamaz Abdullah bey” diye geçirdim. Nedenlerine az sonra geçeceğim. Önce, dikkatlerinizden kaçmaması gereken bir noktaya değineceğim. Dolandırıcılıkla suçlanan Ahmet Davutoğlu, sert bir yazılı açıklama yapmış ve Cumhurbaşkanları dahil tüm üst düzey yöneticilerin ve ailelerinin mal varlıklarının araştırılması çağrısında bulunmuştu. Kamuoyu sadece bunu Erdoğan ve ailesine yönelik bir hamle olarak algıladı. Ancak ben aynı kanaatte değilim. Davutoğlu, bu hamlesi ile Abdullah Gül’ü de rahatsız etti. O, benden daha fazlasını biliyor, Abdullah Gül’ün konuşamayacağı konularla ilgili!.. Anlayacağınız, Davutoğlu, Abdullah Gül’ü yumuşak karnından sıkıştırdı. Ee, ne de olsa AKP içindeki pek çok dosyaya o da hakim!..

Yanılacağımı hiç sanmıyorum… Ülkenin en kritik dönemlerinde Başbakanlık, Dışişleri Bakanlığı, Başbakanlık sonrada Cumhurbaşkanlığı görevini yürütmüş Abdullah Gül çıkar da Erdoğan’a karşı sertleşebilir mi?.. Dolandırıcılık suçlamasının ardından dün medyada gördüm; Gül, yine İstanbul Şehir  Üniversitesi ile ilgili bir şeyler söylemiş. Onu da eniştesi AKP eski İzmir Milletvekili Mehmet Tekelioğlu aktarmış. Tekelioğlu, kaleme aldığı bir makalede Abdullah Gül’ün Tayyip Erdoğan’ı aradığını ve  “Siz bir çözüm yolu bulabilirsiniz, devir işlemini yanlış bulmakta haklı olabilirsiniz, ama hukuk içinde bir çözüm üretilebilir’ dediğini açıkladı.

Godot’yu beklemek gibi bir şey!.. Yıllardır en kritik görevlerde bulunan Abdullah Gül, ülkenin en sıkıntılı sorunlarında çıkıp Erdoğan’a karşı bir tavır gösterememiş, en azından “Yanlış yapılıyor” bile diyememiş… Şimdi ondan, Erdoğan’a karşı  açıktan siyasi mücadeleye girmesi bekleniyor. Hem de onca yıllık suskunluğu unutularak!..

Başbakan baş danışmanlığım sürecinde anılarımdan sadece bir tanesini aktarayım, siz karar verin;

Abdullah Gül Başbakan, Tayyip Erdoğan AKP Genel Başkanı, Ahmet Davutoğlu dış politikadan sorumlu Başbakan baş danışmanı. Yıl, 2002 Aralık ayı… Hep birlikte Davos’tayız… Oldukça yoğun bir tempoda geçen toplantı ve görüşmelerden sonra ikindi vakti bir soluklanma fırsatı için kalınan otele döndük. Akşama yine yoğun bir trafik var. Abdullah Gül’ün malum rahatsızlığı yüzünden, kısa bir süre uyku çekip, dinlenmesini önerdik. Vakit geldiğinde kendisini kaldıracağımızı söyledik. Abdullah bey, dinlenmeye çekildiğinde ben de o müthiş kar manzarasını seyredip kafayı dinlemek için otelin önüne çıktım. Bu arada bizi takip eden gazeteciler otel lobisinde derin sohbete dalmışlardı. Kapının önünde etrafa bakarken, kalın paltosunun yakalarını kaldırmış biçimde birinin otele hızlı adımlarla daldığını gördüm. O zamana kadar sadece gazete fotoğraflarında gördüğüm ünlü para manipülatörü George Soros’a benzetmiştim. Ama emin değildim. Peşine düştüm. O sırada gazeteci arkadaşlarım lobide lak laka devam ediyordu!.. Abdullah bey ile Tayyip Erdoğan’ın odaları aynı koridorda karşı karşıyaydı. Adam o kata çıktı. Ben de peşinden… Korumalar, adamı Erdoğan’ın odasına buyur etti.  Yanılmamıştım!.. O adam George Soros’muş…  Şu AKP’lilerin sürekli hakaret edip aleyhinde konuştuğu… Erdoğan’ın adamları “Aman kimse duymasın” diye tembih ettiler. Abdullah beyi uyandırmamız için kısa bir süre daha vakit vardı. Bekledim. Gül’ü uyandırınca, Soros’un geldiğini ve Erdoğan ile görüştüğünü haberi olup olmadığını sordum. Çok şaşırmıştı. Haberi olmadığını söyleyip birkaç şey ekledi!.. “Sen  Başbakansın, Soros gelip Erdoğan ile görüşüyor. Aşağıda gazeteciler var. Farkına varıp da sana sorsalar ne diyeceksin. Böyle bir görüşmeden nasıl haberdar edilmezsin” dedim. Haklı olduğumu söyleyince, “O zaman bunu Tayyip beye bir sor bakalım, aşağı inmeden” dedim. “Tamam” cevabı aldım. Odadan çıktık. Aynı anda karşı odadan Tayyip Erdoğan ve adamları da çıktı. Beraberce önümüzdeki programa gidiliyordu. Abdullah Gül, Erdoğan’a yaklaştı, beraberce merdivenlerden inip otelden çıktık. Daha sonra fırsatını bulup, Gül’e “Konuştun mu” diye sordum. “Yok,konuşmadım. Tayyip beyi bilmiyor musun” ve başka bir şeyler dedi. O zaman için aldığım yanıta çok şaşırmıştım. Ancak ondan sonra şahit olduğum ve Abdullah beyden tepki bekleyip de görmediğim nice önemli olaylarda şaşırmamayı öğrendim.

Yazı çok uzadı kesiyorum… Bir gün eğer Ali Babacan parti kurar da, bu parti de AKP ile ittifak ederse şaşırmayın derim!..