• 3.02.2020 00:00
  • (991)

  Malum televizyon kanallarındaki uyuşturucu kıvamında verilen pembe dizilere döndü!.. Abdullah Gül’ün şemsiyesi altında kuruluş çalışmaları “devam eden” Ali Babacan’ın partisinin tabelayı asacağı tarih hakkında hala toto oynanıyor. SÖZCÜ gazetesinden Deniz Zeyrek, dün, Babacan’ın parti kurma çalışmaları hakkında yeni bilgiler verdi. Hatırlamakta fayda var. Zeyrek, köşesinde şunları yazdı:

“Türkiye siyasetinin muhafazakar kanadında hareketlilik devam ediyor. Ahmet Davutoğlu’nun kurduğu Gelecek Partisi görücüye çıktı ama teşkilatlanma sürecini henüz tamamlamadı. O nedenle Anadolu’nun neresine giderseniz, Gelecek Partisi’nin örgütlenme çabalarına denk geliyorsunuz.

Benzer bir hareketlilik Ali Babacan için de söylenebilir. ‘Davutoğlu partiyi kurdu. Babacan vazgeçebilir’ söylentileri artınca Babacan’ın ofisinden ‘Sabırsızlanmayın, çalışmalar sürüyor’ minvalinde bir açıklama geldi.

Ben de merak edip, o çalışmaların ne aşamada olduğunu soruşturunca öğrendim ki parti kuruluş aşamasına gelmiş. Kuruluşun ilan edileceği toplantının detaylarına gelinmiş.

Ahmet Davutoğlu, Gelecek Partisi’nin kuruluşunu AK Parti’nin ilan edildiği otelde, hatta aynı salonda ilan etmişti. Babacan daha görkemli başlamak istiyor ve bu nedenle spor salonu arayışına girmiş. AK Parti’nin kontrolündeki salonlar büyük ihtimalle tahsis edilmeyecek ve Babacan’ın partisi, Ankara Çankaya’da Ahmet Taner Kışlalı Spor Salonu’ndaki törende görücüye çıkacak.

Ne zaman mı?

Çok büyük ihtimalle şubat ayının üçüncü haftasında, en kötü ihtimalde marta kalmadan.”

Ben de merak ettim…

Ali Babacan’ın partisinin kuruluşu, her yeni ay girdiğinde bir sonraki aya doğru ufak ufak öteleniyor. “Şubat ayı sonu” falan deniyor ama sıkıntı ve belirsizlikler hala devam ediyor. İç çekişmelerde yer değişiklikleri olmuş. Bir ara küsüp kendini kenara çeken eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç tekrar çalışmaya, komisyon toplantılarına katılmaya başlamış. Haşim Kılıç, partinin vitrininde “adalet” konularında ön planda olacakmış. Tabi yeni doğabilecek kavgaların ardından bir değişiklik olmazsa!.. 20 küsur komite gece gündüz çalışmalarına devam ediyormuş. Eski AKP’li ağır toplar geri plana çekilecekmiş. Abdullah Gül bundan sonra kendini daha az hissettirecekmiş. Bunu duyunca “O nasıl olacak acaba? ” demeden duramadım!.. Bir başka sıkıntı daha var Babacan’ın çalışmalarında; eski TÜİK Başkanı Birol Aydemir’den kaynaklanıyor…  Abdullah Gül ve Ali Babacan’ın peşinde koşuşturan özellikle eski AKP’li isimler, Birol Aydemir’in tavırlarından çok rahatsızlar. “2’nci adam gibi davranıyor. Herkese daha şimdiden tepeden bakıyor. Böyle olmamalı” diyorlar. Geçmişteki hastalıklardan örnekler verip daha yolun başındaki sıkıntılardan şikayetleniyorlar.

Abdullah Gül himayeli Ali Babacan partisinin kuruluşunun neden geciktiğini anlayabilmek için önemli ip uçlarına daha ulaştım:

Türkiye’de merkez sağ partilerin hastalığıdır!..  Tarikat, cemaat ve dini gruplarla al gülüm ver gülüm ilişkisi kurmadan siyaset yapamazlar!.. Bu sadece AKP’ye özgü bir maraz değil. Geçmişte de öyleydi. Bugün, AKP içinden çıkan Gelecek Partisi de, Babacan’ın kuracağı rivayet edilen parti de aynı yere savruluyorlar. Ne süreçler bilirim; merkez sağ partilerin seçim günü arifesine kadar cemaatlerle giriştiği kıran kırana pazarlıklara dair…  Torba torba oyların nasıl taksim edildiği, il il milletvekili adaylarının  hangi pazarlıklarla kaçınca sıralara yerleştirildiğine dair… Vs…Vs…

AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın geçenlerde, İstanbul’da, İsmailağa cemaatine  gerçekleştirdiği ziyaret çok tartışılmıştı. Tarikat ve cemaatlerin Erdoğan’a desteği konusunda gündeme soru işaretleri düşmüştü. Saray kulisleri, “Sıkıntı yok. Destekler devam ediyor” havasında… Konuyla ilgili olarak Abdullah Gül’ün çalışma ofisinde sıkıntı var. Her iki cenahtan ulaştığım yeni bilgilere göre haber fotoğrafını şöyle çekebilirim:

Türkiye’deki belli başlı tarikatların, cemaatlerin ve dini grupların Tayyip Erdoğan’a desteği devam ediyor. Ama ihtiyatlı ve temkinli olarak. Tüm temaslara rağmen Ali Babacan’a şimdilik mesafeli durmayı tercih ediyorlar. “Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’yi idare edebileceğine kanaat ettikleri sürece desteklemeye devam edecekler”miş… Bu kanaatlerinde bir değişiklik olması halinde ise kendilerine Ahmet Davutoğlu’nu daha yakın görüyorlarmış…

“Sen de bunlara inandın mı?” diye sual ederseniz; benim işimin önceliği sizlere haber vermek, sonra yorum yapmak. Gerçekten sufi ve hakiki dindarları bir kenara ayırıyorum. Diğerlerinin ipi dış güçlerin elindedir. Öncelikleri de Türk devletini ele geçirmektir. Ticari kaygıları hep ön plandadır. Hal böyle olunca da “FETÖ’nün siyasi ayağı” tartışmalarının ne kadar boş olduğu bir kez daha görülüyor!.. Türkiye’de böyle vıcık ve cıvık merkez sağ yapılar olduğu sürece bırakın FETÖ’nün siyasi ayaklarını, parmaklarının uçlarına bile dokunulamaz!..

FETÖ gider yerine METÖ gelir…

METÖ gider yerine İSTÖ gelir…

İSTÖ gider yerine SÜTÖ gelir…

Türkiye’nin kötü kaderi Brezilya dizileri gibi devam eder…

Eğer, o partinin Kuruluşu Ahmet Taner Kışlalı Spor Salonu’ndan ilan edilirse  bir suikaste kurban giden  üniversite sıralarında yakından tanıdığım değerli hocamın anısına çok büyük saygısızlık edilir…

Ah Mustafa Kemal ahh!.. İşi yarım bırakıp göçüp gitmişsin bu dünyadan…