• 28.02.2020 00:00
  • (989)

  Bugün biraz ezber bozmaya var mısınız?..

Üçüncü ittifak” formülü siyasi kulisleri epey hararetlendirdi. Özellikle HDP kongresinden sonra… Yandaş tv kanalları ve yazılı medya organları da sürekli malzeme taşıyor. Neden acaba?..

Önce, siyasi kulisleri çok yakından takip eden bir dostumun mutlaka okumam için gönderdiği çeviri inceleme yazısından bahsedelim. Bu önemli yazının tamamını köşeye almak isterdim ama yerim yok. Koalisyon ruhunu anlayabilmek için çok önemli bir makale. Mutlaka okuyun. Linkini vereyim;

(https://evrimagaci.org/degisken-koalisyon-psikolojisi-siyaset-turumuz-icin-neden-bu-kadar-onemli-8300)

Aşağıdaki satırlara ışık tutması için kısa bir alıntı yapalım;

Değişken Koalisyon Psikolojisi: Siyaset, Türümüz İçin Neden Bu Kadar Önemli?

İnsanlar, yarın düşmana dönüşecek dostlar edinmekte çok iyiler ve bu, evrimimizin bir parçası olabilir!

2017 yılının Temmuz ayında Donald Trump’ın oğlu Trump Jr., 2016 yılında ABD başkanlığı Demokrat adayı olan Hillary Clinton’a çamur atacak malzeme olduğunu iddia eden bir Rus avukatla görüştüğü için geniş çapta eleştirilere maruz kaldı. Başkan Donald Trump buna yanıt olarak şu tweet’i attı:

“Çoğu politikacı, bir rakip hakkında bilgi almak için oğlumun katıldığı toplantıya giderdi. Bu politika!”

Haklı mı? Trump kampanyasının eylemleri her zamanki gibi basit bir politika mıydı? Bu soruyu cevaplamak için, insanları bu tür politik hayvanlar yapan şeyi tam olarak düşünmemiz gerekir. Eski atasözü belki de hiç bugünkünden daha uygun olmamıştı:

Siyaset, ilginç yatak arkadaşlarını doğurur.”

Şartlar değiştikçe sadece profesyonel politikacılar değil, ortalama vatandaşlar da yeni koalisyonlar kuruyorlar.

2012 yılında tekrar seçilmek için yarışan Başkan Barack Obama’yı destekleyen, ancak 2016 ABD başkanlık seçimlerinde Donald Trump’a oy veren seçmenler bunun iyi bir kanıtıdır. The Washington Post’a göre, ABD’de 200’den fazla ilçe, 2012 yılında Obama’yı destekledi ancak son seçimlerde Trump’ın peşine takıldılar. İnsanların fikirlerinin böyle bir anda değişmesi, siyasi aktivistleri öfkelendirebilir veya iş işten geçtikten sonra siyasi yorumcuların çok çeşitli açıklamalarda bulunması için ilham verebilir; ancak insanların ittifakları nasıl kurup dağıttıkları konusundaki bu tür değişkenlik, işbirliği-odaklı, daha doğrusu politika-odaklı bir tür olmamızın anahtarıdır.

Buna ‘değişken koalisyon psikolojisi’ diyoruz. Bu, çeşitli sosyal gruplarla güçlü bağlar kurabilmek, ama işimize geldiğinde bu bağları koparıp diğer gruplara geçebilme becerisidir.

★★★

Gelin, “Üçüncü İttifak” formülü tartışmaları çerçevesinde bizdeki son duruma bir göz atalım;

İYİ partiden peş peşe gelen istifalara MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Türkiye’nin siyasi istikrara, birlik beraberliğe ihtiyacı olduğu dönemde hiç bir siyasi partide istikrarsızlık söz konusu olmamalıdır. Bunlara dikkat etmek lazım. Bir tarafta yeni parti kuruluşları, bir tarafta FETÖ’nün siyasi ayağı tartışması var, bir tarafta da partileri karıştırmak isteyen zihniyetler var. İYİ Parti iyi günde olsunlar. Tahriklere kapılmasınlar” diye tepki vermişti. Bahçeli’nin özellikle, “İYİ Parti iyi günde olsunlar. Tahriklere kapılmasınlar” sözleri siyasi kulisler kadar İYİ Parti’de büyük bir hayretle karşılanmıştı. Her konuşmasında “İP” diyerek İYİ Parti’ye hakaretler yağdıran Bahçeli, neden ifade değiştirmiş ve tavrını yumuşatmıştı?.. Sonra hiç beklenmedik bir gelişme daha oldu. Devlet Bahçeli, kendisini ne kadar kırdığını bildiğim ve küs olarak MHP’den koparak İYİ Parti kurucuları arasına katılan Osmaniye eski Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun TBMM’de düzenlenen cenaze törenine katıldı. Hem de orada İYİ Parti lideri Meral Akşener ile karşılaşacağını bilerek. “Cenazede küslük olur mu” demeyin!.. Bahçeli’yi benden daha iyi tanıyanlara sorun, onlar anlatsınlar!.. O törende en çok dikkatimi çeken şey; Meral Akşener’in, Devlet Bahçeli ile yüz yüze gelmemek için özellikle uzak durması, araya anlaşılır bir mesafe koyması ve ardından Bahçeli’nin barajı yararak Meral Akşener’e elini uzatıp tokalaşmasıydı. Son grup toplantısında, “Karanlık yolun yolcusu” partileri sıralarken “İP”i katmadı!..

Vee, son karelerle filmi bağlamaya çalışalım;

HDP’nin 4’ncü olağan kongresinden çıkan sonuçlar ve yapılan konuşmalar üzerinden  genellikle “CHP’ye, gel artık ittifak nikahımızı resmileştirelim, açık edelim çağrısı yapıldı” yorumlarına yer verildi. Yandaş medya, CHP-HDP ittifakı formülleri üzerinden İYİ Parti’yi kaşımaya devam etti. Benim, o yorumlara itirazım var. Nedenini izah edeyim; eş başkan seçilen Pervin Buldan’ın kongredeki şu sözlerine dikkat;

“Bizler bu ülkeyi yöneteceğiz ve yönetmeye geliyoruz. Halklarımız demokrasi baharını mutlaka yaşayacaktır. İmralı’nın kapısı mutlaka demokratik çözüme açılacak. İdlib’den çıkışın tek yolu Dolmabahçe mutabakatına dönüştür.”

HDP kongresinden sonra Devlet Bahçeli’nin bu hafta grup toplantısında yaptığı konuşmaya da ayrıca dikkat. Ve, bu kongre ile eş zamanlı, Erdoğan’ın, ülkücü camianın büyük tepkisini çeken Viyana Büyükelçiliği’ne Ozan Ceyhun atamasına… Bahçeli, “Hükümet ayrı MHP ayrı “diyerek saray ile arasına çizgi çekti. Büyükelçi olayında “Bazı vekiller ve yöneticiler tuzağa düştü “derken “Tuzak ne, kim kurdu, kime kuruldu” sorularına yol açtı. Atamayı Tayyip Erdoğan yaptığına göre, “Tuzağı kuranla onu mu kast ediyordu?.. Cumhur İttifakı ne oldu? İnsan dostunu tuzak kurmakla suçlar mı?.. Dost dosta tuzak kurar mı?..”

Son kare, dış sahadan;

Tayyip Erdoğan, Türkiye’yi, Suriye’de, önde Rus üniformalı Suriye ordusu arkada Amerikan üniformalı PKK teröristleri arasına sıkıştırdı. Kendisi de büyük açmazın içinden kurtulabilmek adına tekrar ABD’ye yüzünü çevirdi. Şimdi, Pervin Buldan’dan alıntı yaptığım cümleleri tekrar okuyun. ABD Suriye özel temsilcisi Jefrrey’in Ankara ziyareti ardından  “Mazlum Kobani” denen PKK’lı teröristle görüştüğünü ve iktidarın buna hiç ses çıkarmadığını hatırlayın!.. Erdoğan’ın, tekrar ABD desteğini almak için ”açılım” a, ”çözüm sürecine” sarılmaktan başka şansı kalmadı. İktidarın MHP rahatsızlıkları, MHP’deki saray rahatsızlıkları da artık yüksek sesle dillendiriliyor. Anketler, Cumhur İttifakı’nın yüzde 50’nin çok altında olduğunu gösteriyor. Erdoğan, Cumhur İttifakı’nı bozmak için ustaca taşları döşüyor. Bahçeli, İYİ partiye zeytin dalı uzatıyor. Çok değil, 1-2 ay sonra Devlet Bahçeli’nin kürsüden Cumhur İttifakı’nı bozduğunu duyarsanız sakın ha şaşırmayın.

Sayfa bitti. Yerim kalmadı!.