• 8.03.2020 00:00
  • (857)

  Konuşmaya gelince mangalda kül bırakmayanların gittiği ve 6 saat süren Moskova Zirvesi’nden ne çıktı?.. Çıka çıka 3 maddelik “mutabakat” çıktı!.. Adı üstünde “mutabakat” ama öyle olmadığı yüzlerinden, duruşlarından belli oluyordu. “Mutabakat”tı ama metni Rusya ve Türkiye Dışişleri Bakanları ayrı ayrı okuyordu. Okunurken bizdekilerin yüzü sirke satıyor, Putin, o malum sinsi gülüşü ile işin tadını çıkarıyordu!..

Kestirmeden söyleyelim;

Soçi Mutabakatı’nın ruhuna el-Fatiha!.. Bundan sonra İdlib’de Rusların görüşlerini esas alan Moskova Mutabakatı yürürlükte…

Suriye ve İdlib özelinde öngörüleri baştan beri doğru çıkan 21.Yüzyıl Enstitüsü Başkanı stratejist Cahit Armağan Dilek’e zirveyi ve sonuçlarını sordum. Dilek, “Sanırım hiçbir somut anlaşma yok. Günü kurtarmak için M4 etrafında güvenli koridor ilan etmişler. Çünkü perşembenin gelişi çarşambadan belliydi. Anlaşılan o ki, ya bilinmezlikler çok, detaylar üzerinde konuşulmaya devam edecek ya da gizli-özel maddelerde anlaşıldı ve bunları açıklamadılar, uygulandıkça göreceğiz. Benim tahminimde birincisi ağırlık basıyor” dedi. Dilek’in, Moskova Mutabakatı ile ilgili değerlendirmeleri şöyle;

– “Erdoğan, her ne kadar Suriye ordusunun Türk gözlem noktalarının gerisine çekilmesini şart koşmuş olsa da son günlerde İdlib’de havada ve karada Suriye ordusunun yerini artık Rusların aldığını görmesiyle daha Moskova’ya gitmeden görüşmenin hedefini ateşkese ulaşmak olarak açıklamıştı. Hedefi küçültmüştü yani.

Moskova’da da öyle oldu. Mutabakatta Suriye ordusunun mevcut pozisyonundan geri çekileceğine ilişkin bir hüküm ve ima yok. M4 üzerindeki ortak devriyenin Suriye kontrolündeki Serakib’in batısından başlayacak olması da bunun işareti. Yani Suriye ordusu ne aldıysa elinde kaldı.

– Mutabakatla ilan edilen ateşkes hattı aslında sahadaki gerçeklerin yansıması oldu. Askeri-politik resim bunu dikte ediyordu. Hayali hamasi hedeflerle hareket eden iktidar bu gerçekleri kabul etmek zorunda kaldı. Ama bu kalıcı ateşkes ve barış sağlandığı anlamına hiç mi hiç gelmiyor. Çünkü ABD/İsrail politikaları işliyor.

– Rusya ve Suriye’nin tutumu da belliydi. İdlib, Suriye toprağıydı. Er ya da geç kontrol altına alacaklardı. İdlib’deki terörist varlığına oradan Suriye/Rus mevzilerine yönelik saldırılara daha fazla tahammül göstermeyecekleri belliydi. Defalarca açıkladılar. Türkiye’ye Soçi Mutabakatı’ndaki sorumluluklarını yerine getiremediklerini bir yıldır söylüyorlardı. Salam taktiğiyle safha safha da İdlib’i kontrol altına alıyorlardı. Putin, aniden olmasını istemiyor. Erdoğan’a zaman tanımak istiyor aynı zamanda da Türkiye’yi yanında tutuyor, Batı’dan ayıracakmış gibi bir sürece sokuyordu. Yani krizin adeta savaşa dönüştüğü bir ortamda bir ateşkes zamanı geldiği aşikardı. Hem Suriye hem de Türk tarafı yeni pozisyon almak için zamana ihtiyaçları vardı, bu ateşkes süreci onun için kullanılacaktı. Şubat başında Ruslar bugünkü mutabakatın neredeyse aynısını önermişti. M4 karayolu doğal bir ateşkes hattı olarak ben buradayım diyordu. O zaman soralım; Niye o zaman kabul edilmedi? Ne oldu da şimdi kabul edildi?

– ‘Ateşkes ilan edildi’ deniyor ama mutabakat metninde ‘ateşkes’ kelimesi yok. ‘Temas hattı boyunca askeri faaliyetler durdurulacak’ deniyor. Kimin muhatap alındığı belli değil. Bu söz kime? Terör örgütleri mutabakat dışı olduğuna göre, onları 12 km.lik koridordan kim çıkaracak? Türkiye 40 bin kişilik HTŞ ve bağlısı gruplara operasyon yapmayı göze alabilecek mi?

– 17 Eylül 2018 Soçi Mutabakatı’nda da 15-20 km.lik silahlı teröristten arındırılmış bir tampon bölge oluşturulacaktı ama becerilemedi. Ve çatışmalar arttı bugünlere gelindi. Şimdi yeni mutabakatta M4 karayolu etrafında 12 km.lik güvenli koridor Nusra/HTŞ imha edilmeden nasıl oluşturulacak?

Aynı filmi tekrar seyretmemiz büyük olasılık.

– Haydi diyelim o 12 km.lik hattan HTŞ’liler çekildi. Nereye? Kuzeye bizim sınırımıza doğru. Ne yapacağız onları? O bölgeye yığdığımız binlerce askerimizi onlarla aynı bölgede nasıl tutacağız? Yaklaşık 40 bin kişilik silahlı gruptan bahsediliyor. Ne yapacağız bunları? Suriye’nin tüm terör cerahati iyice sınırımıza yaklaşıyor…

– M4 kuzeyinde Türkiye sınırı arasında dar bir bölgede binlerce TSK, ÖSO konuşlanması var. 40 bin civarında HTŞ ve bağlısı terörist gruplar var. Bunların çevresinde ve havada Rus ve Suriye askeri unsurları var. Bu şu demek: Ateşle barutun yan yana yığıldığı bu ortamda kalıcı ateşkes hayal.

– Suriye’deki İdlib’den önceki 3 çatışmasızlık bölgesindeki teröristler peyderpey İdlib’e gönderildi. İşte onlar şimdi sınırımızın dibinde. Ya imha edilecekler (Rusya bunu istiyor), ya silah bırakıp tövbe edecekler (pek mümkün değil, ABD bunları İdlib’de kullanmayı planlıyor), ya da dünyanın başka yerine başka savaşlar için aktarılacaklar ki az bir kısmı gönderiliyor ama esas ağırlık İdlib’de.

‘Olmaz bunlar’ diyorsanız geriye tek seçenek kalıyor: Türkiye’ye gelecekler.

Unutmayın, Suriye’nin en güneyinden en kuzeyine sınırımıza kadar geldiler. Sınırımızı geçmeleri an meselesi.

– Gelinen nokta; yukarı tükürsen bıyık aşağı tükürsen sakal durumu. Yanlış politikalarla iki devin arasında kendimizi sıkıştırdık. ABD, Türkiye’nin aklını çelmek için her şeyi yapıyor. Elma şekeri hikayesi. Ama bunu Türkiye’nin hayrına yapmıyor. Hedef, Türkiye’yi İdlib’te savaşa sokmak.

– Bakmayın siz, ‘Moskova’dan çıkan mutabakatı memnuniyetle karşıladık’ açıklamalarına. ABD’li büyükelçilerin Hatay’da sınırı geçip İdlib’e ayak basmaları önemsemek lazım. ABD, İdlib’e ayak bastı. El Kaide/Nusra’nın psikolojik operasyon elemanlarına el verdi. Oradaki ateşkesi bozacak elemanlar sahada.

– ABD/Avrupa ülkelerinin önümüzdeki günlerde bu konu üzerine gideceklerini göreceğiz. Evet, Türkiye Rusya ile yeni bir mutabakat imzaladı ama aklı güvenli bölge ve uçuşa yasak sahada. Batı bunu harekete geçirirse Türkiye bu safa geçer.

‘Güvenli bölgede ne var siviller korunacak göç olmayacak’ diyenler olabilir. Sorun şu; bu insani koruma harekatını yapacak sivil ve askeri unsurlar Türkiye’ye konuşlanacak. Bakın Ege’de Suriyeli akınını durdurmak için göreve başlayan NATO deniz gücü halen orada karasularımızda dolaşıyor ve gitmeye de niyeti yok. Bu Türkiye’nin egemenliğinin ihlalidir.”

Benim de kısacık katkım olsun;

Sahada savaşan Sünni ve Şii milislere ne Rusya’nın ne de Türkiye’nin sözü geçer. Savaş devam eder. Nereye kadar!..