• 26.04.2020 00:00
  • (862)

  2020’ye üst üste gelen felaketlerle başladık. Koronovirüs, -moda deyimi ile- acılarımızı pik noktasına getirdi. Yaşadığımız sıkıntılar, plato çizer düşüş eğilimine girer mi?.. AKP iktidarının bu yönetim kafası ile ümitli olmak imkansız!.. Yıllardır aynısını yapıyorlar; her faciada bol bol konuşuyorlar, gerçekleri itina ile milletten saklıyor, karşılarına bir düşman yaratıp veryansın edip toplumu abandone ettikten sonra tüm suçu gariban bir makiniste yüklüyorlar!..

Art arda ülke içinde meydana gelen felaketlerden, yurt dışındaki olayların Türkiye’ye yansımasından çok zarar gördük. Her şey yolunda giderken, ortalık güllük gülistanlık iken devleti yönetmek zor bir iş değildir. Devlet adamı mısın değil misin?.. Kriz ortamlarındaki dirayetin, vasıfların, yönetim şeklin, reflekslerin, öngörülerin, eş güdüm yeteneğin, aldığı karar ve sonuçları fotoğrafını önüne koyar.

İYİ Parti Mersin Milletvekili eski vali Behiç Çelik’ten devlet adamlığı penceresinden bakmasını istedim. Çelik’e, pandemiyi esas alarak “Türkiye Cumhuriyeti devleti nasıl yönetiliyor?” diye sordum. Behiç Çelik, Libya krizinden, 10 Şubat-4 Mart tarihlerinde İdlib’de verdiğimiz 46 şehide, koronaya kadar yaşadığımız acıları tek tek hatırlattı. Çelik, “AKP samimiyetle devleti yönetmiyor. Sadece algı ile işi yürütmeye çalışıyorlar. Bunlar, tükenişi gösteriyor” dedi. Behiç Çelik’in tespitleri;

“Bundan sonra daha da büyük bunalımlar ve krizler, salgınların olabileceği ihtimalini göz önüne almak lazımdır. Ne var ki özel uzmanlık gerektiren kriz yönetimleri dahi tahrip edilmiş olan ülkemizde iş işten geçtikten sonra bir şeyler yapma gayret ve telaşına düşen yetkililerle karşılaşıyoruz. Örneğin İdlib olayı, göz göre göre gelişen ve Mehmetçiğin ateşe atıldığı bir faciadır. Yanlış dış politikaların ve güvenlik politikalarındaki zafiyetin sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Van çığ faciası… Mülga 7126 sayılı Sivil Savunma Kanunu bölge illerine buna benzer arama kurtarma timlerini iyi eğitilmiş olarak elde tutardı. Kanun yürürlükten kaldırıldı. Onun yerine AFAD Yasası yürürlüğe kondu. AFAD örgüt olarak mülteciler ve deprem, sel  gibi hadiselerde kısmen etkin olabilen bir başkanlık olarak kurulduğu anlaşılıyor. Ama sivil savunmanın tam karşılığını verdiği düşünülemez. Diğer taraftan sivil idarelerle askeri idareler arasında işbirliğini sağlayan EMASYA PLANI da kaldırılmış durumdadır. Bu durum karşısında çığ felaketine, işin uzmanı olmayan jandarma personelini gönderirseniz şehit verirsiniz. Tıpkı tren kazaları, maden ve kömür ocakları faciaları gibi.”

İktidarın kriz yönetimlerinde çuvalladığına işaret eden İYİ Parti Mersin Milletvekili Behiç Çelik, koronavirüse ayrı bir pencere açtı. Çelik, “Ortada bakan yok. Doktorlukla işi yürütmeye çalışan Fahrettin Koca var. Eş güdüm bilmiyor. Saray onu zaten çalıştırmıyor. Ortada kriz yönetimi yok. Verdikleri sözleri de tutmuyorlar” dedi. Çelik, COVID-19 mücadelesinde gördüğü aksaklıkları madde madde sıraladı;

“1. Başta bir kriz yönetimi kurulmamıştır, Bilim Kurulu sonradan teşekkül ettirilmiştir.

2. Sokağa çıkma yasağı uygulaması Sayın Meral Akşener tarafından baştan hatırlatılmasına rağmen önce kâle alınmamış ancak filyasyonun artması karşısında kısmen uygulama kararı verilmiştir. 65 yaş üstü ve 20 yaş altı gibi uygulamalardan amaç hasıl olmamış, yayılma artmıştır.

3. İçişleri Bakanı’nın ‘Sayın Cumhurbaşkanının talimatı üzerine sokağa çıkma yasağı’ ilanını Cumhurbaşkanı problem yapmış ve bakanın istifasını istediği bilgileri ulaşmıştır. Kriz yönetimi kuramayan iktidarın kendisinin ayrı bir kriz olduğu ortaya çıkmıştır. Önce istifası istenen Soylu’nun sonra istifasının geri çevrilmesi bir bunalıma işaret etmektedir.

4. İşsizliğin boyutları büyümüştür. Yaklaşık 200 bin işyerinin kapalı olduğu kronik işsizlerle birlikte 7 milyon işsizin meydana geldiği ülkemizde dinamikler değişmeye başlamıştır. Bu tarihte ender rastlanan total çöküntüye gidildiğinin işaretleridir. İşsizlik Fonu’nda olması gereken 131 milyar liranın buharlaştığı ifade edilmektedir. Dolayısıyla işsizlere bir çözüm bulması gereken iktidarın buna maliyetler nedeniyle yanaşmadığı anlaşılmaktadır. Bin 172 liralık ücrete müracaatlar alınmasına rağmen hemen hemen hiç ödeme yapılmadığı söylenmektedir.

5. Esnafa kredi vaadi de yerine getirilmemektedir. Esnafın açmazlarının çözümü olmazsa diğer taraftan vergi tahsilatının da dibe vuracağını söylemek için kahin olmaya gerek yoktur. 10 bin lira krediyi dahi vermekte ayak sürümekteler.

6. Son bir ay içinde dövizde meydana gelen değerlenmelerden dolayı finans piyasaları allak bullak olmuş, ABD Doları 7 TL düzeyine yükselerek rekor kırmıştır. Bu yaklaşık yüzde 20 devalüasyon demektir. Diğer taraftan durgunluğun ve üretememenin pençesindeki Türk ekonomisine resesyonun musallat olduğu söyleniyor. Damat Maliye Bakanı’nın bugüne kadarki tüm verilerinin boşa çıktığı görüldüğünden artık yeni bir programı yürürlüğe koyma inandırıcılığı kalmamıştır.

7. Korona ile mücadelede uçak biletleri KDV oranının yüzde 18’den yüzde 1’e çekilmesiyle, inşaat sektöründe konut kredilerinde kredi limitlerinin yüzde 80’den yüzde 90’a çıkarılmasının ne anlamı olabilir?.

8. Ekonomide, yönetimde, siyasette yalandan dolandan uzak tam bir samimiyet içinde gereği yapılması gerekirken entrika siyasetine girilmiş olması ve devleti tek parti otoritarizmi ile idare etmeye çalışmak tam bir akıl tutulmasıdır. Kendileri dışında herkesi ve her kesimi vatan haini, alçak, FETÖ’cü veya PKK’lı olarak suçlamak acziyetin ifadesidir.

9. Ankara Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun vatandaşın her sıkıntısına bir çözüm üretmeye çalışmasının önüne bizatihi Cumhurbaşkanından engeller getirilmesi ve haklarında soruşturma açılması devlette ayrı bir handikaptır. Bu kabul edilemez.

SONUÇ: Bir sokağa çıkma yasağını dahi uygulamaktan aciz iktidarla karşı karşıyayız. Sayın Meral Akşener’in ve İYİ Parti’nin her yapıcı eleştirisine önce kulak tıkayıp sonra onları uygulamak zorunda kalmaları dikkat çekicidir. Dileğim odur ki damat gider ve ekonomik tavsiyelerimiz de yerine getirilir. Millet bir nefes alır.”