• 3.07.2020 00:00
  • (853)

  Çarşı, pazar karıştı…

Perşembe’nin gelişi de belliydi!.. Vay efendim, muhalif kanallar karartılıyormuş… Vaay efendim, sosyal medya kapatılıyormuş… Ahalinin kızmaya, bağırmaya, hoplayıp zıplamaya pek hakkı yok. Çuvaldızı batıralım kendimize… Bir zamanlar iktidar tarafında olan, kullanım süresi dolduktan sonra tasfiye edilen… İktidardan nimetlenmek amacıyla içinde bulundukları merkez medyada koltuk kapmak uğruna iktidarın dehlizlerinde nefes tüketip sonra da hüsrana uğrayıp şu anda anlı şanlı “muhalif gazeteci” kılığında dolaşanlar… Vebaliniz çok büyük!..

Bunun böyle olacağı hatta daha da kötüye gideceği belli değil miydi?.. Sürpriz mi oldu size?.. Güldürmeyin beni!.. Çook gerilere gitmenin alemi yok. Elin adamı geçen sene nal gibi raporu dayadı gözümüze… Yüzümüze ayna tuttu… Ahali ne yaptı?.. Keyfiliğe sonuna kadar yol verdi. Bizim mahalledeki bazıları “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın “ modundan çıkamadı.

Avrupa Komisyonu, “2019 Türkiye Raporu”nda Perşembe’nin gelişi açık seçik tarif ediliyordu;

“Hukukun üstünlüğü ve temel haklar

Türkiye’nin bu alandaki AB müktesebatının ve Avrupa standartlarının uygulanmasına ilişkin hazırlıkları erken aşamadadır. Gerileme devam etmiştir ve önceki raporlarda yer alan tavsiyeler kabul edilmemiş ve uygulanmamıştır.

Temel haklar; olağanüstü hâl kapsamında ve olağanüstü hâl süresince ve sonrasında yayımlanan KHK’lar ile önemli ölçüde kısıtlanmıştır. Bu durum, olağanüstü hâlin kaldırılması gibi, önceki raporlarda belirtilen önemli konularla ilgili çok sınırlı ilerleme kaydedilmesine yol açmıştır. Bununla birlikte, özellikle basın özgürlüğü olmak üzere, ifade özgürlüğü, toplanma ve örgütlenme özgürlüğü, insan hakları savunucularının korunması, mülkiyet hakları ve usulü hakları da içerecek şekilde insan haklarının tüm alanlarında gerileme devam etmiştir.

İfade özgürlüğü

Türkiye, bu alandaki uyumda erken aşamadadır ve bu alandaki ciddi gerileme devam etmiştir. Olağanüstü hâl kapsamında ve sonrasında alınan kısıtlayıcı tedbirler uygulama açısından orantısız olup basın, sivil toplum ve akademik ortamda muhalif sesleri olumsuz anlamda etkilemiştir. İfade özgürlüğü hakkının kullanılması kayda değer ölçüde engellenmiştir.

Gazetecilerin sindirilmesi

Geçmiş yıllarda da olduğu gibi, basın kuruluşları üzerindeki baskı, tutuklamalar, gözaltılar, kovuşturmalar ve basın personelinin ihracı devam etmiştir. Basın personeli üzerindeki sansür ve otosansür devam etmiştir. Şubat 2019 itibarıyla, cezaevlerinde bulunan gazetecilerin sayısı yaklaşık 160’tır. Sivil toplum, gazetecilere ve basın kuruluşlarına yönelik tehditleri ve fiziksel saldırıları belgelemiştir. Hükümet, editoryal bağımsızlığa müdahale etmekte ve hükümete muhalif gazetecilerin görevine son verilmesi için basın kuruluşları üzerinde baskı kurmaktadır. Devlet, özel basın şirketlerini doğrudan ya da dolaylı olarak devralmış veya kapatmıştır. Yayın araçlarına erişimde kısıtlamalar mevcuttur ve hükümete muhalif TV ve radyo kanallarına para cezası uygulanmakta ve bu kanallar kapatılabilmektedir. Ceza adaleti sistemi, gazetecilerin genel içerikli terör bağlantısı, kamu görevlilerine hakaret ve/veya devlete karşı suç işlemek suçlamalarıyla haklarında kovuşturma başlatılmasına ve hapis cezasına çarptırılmalarına imkan vermiştir.”

Hani o, meşhur fasıllar var ya!.. İktidarın AB’ne girmek için “Hepsini hallettik. Ödevlerimizi yaptık “diye iddia ettiği. Bakın şimdi;

“Fasıl 10: Bilgi Toplumu ve Medya

Türkiye bilgi toplumu ve medya alanında belirli düzeyde hazırlıklıdır. Bu sektörde gerileme olmuştur. Medyanın finansmanında şeffaflığın olmaması, siyasi çıkarların yayın politikaları üzerindeki etkisinin artması, medya sahipliğinin tek elde yoğunlaşması, çoğulculuk alanının azalması ve ifade özgürlüğü üzerindeki kısıtlamalar ile düzenleyici makamların bağımsızlığının olmaması hâlâ endişe kaynağıdır.

Elektronik haberleşme ile bilgi ve iletişim teknolojileri konusunda, mevzuatın, piyasa erişimi ve evrensel hizmet ile ilgili AB müktesebatıyla uyumlaştırılmasında ilerleme kaydedilmemiştir.

Türkiye’nin, İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’u, BM’nin ve Avrupa Konseyinin tavsiyelerine uygun olarak tadil etmemiş olması endişe kaynağı olmuştur.

Görsel-işitsel politika alanında, müktesebata uyum bakımından ilerleme kaydedilmemiştir. 12 Ocak 2018 tarihinde yayımlanan bir olağanüstü hâl KHK’sı ile iki medya kuruluşu daha, terör örgütleri ile bağlantıları olduğu iddiası gerekçesiyle kapatılmış; varlık ve mülkleri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna aktarılmıştır. Bunlarla birlikte, 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrasında kapatılan radyo ve televizyon istasyonu sayısı 63’e yükselmiştir. Mart 2018’de Türkiye’nin en büyük medya grubunun satılması, medyanın hükûmete yakın bazı grupların elinde daha fazla yoğunlaşmasına yol açmıştır. Hâlihazırda medya ortamı, hükümete yakın ya da kamu ihale sözleşmelerine bağlı kuruluşlar tarafından domine edilmektedir ve bu da, Türk medyasındaki çoğulculuğu azaltmaktadır. Finansmanda şeffaflığın bulunmaması ile siyaset ve iş çevreleriyle olan bağlantılar, özel medya sektörünü etkileyerek yayın politikaları üzerinde güçlü bir etkiye neden olmaktadır.

Mart 2018’de TBMM, Türkiye’deki muhalif kişilerce giderek daha çok kullanılan bir iletişim şekli olan, internet üzerindeki içeriğin düzenlenmesi yetkisini RTÜK’e veren bir düzenleme kabul etmiştir. Eylül 2018’de, Üst Kurulu’nun onayının ardından RTÜK sitesinde, taslak internet yönetmeliğini yayımlamıştır. Taslak; yargı yetkisi, lisanslama ve içeriğe erişimin kısıtlanması bakımından tartışmalı hükümler içermektedir.

Cumhurbaşkanlığı sistemine geçilmesinin ardından, Temmuz 2018’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Türkiye Radyo Televizyon Kurumu (TRT) Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığına, RTÜK ise Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlanmıştır. Bunun, RTÜK’ün işleyişi üzerindeki etkileri henüz görülmemiştir.”

Eyy AB!.. Biz, “etkileri”ni en hassas yerlerimizde hissediyoruz da… Bizim ahali, AB standartlarını hala plajlarında gördüğü turist sayısı, Euro’nun TL karşılığında değeri  sanıyor!..