• 7.07.2020 00:00
  • (768)

  SÖZCÜ internet sitesinden Zeynep Gürcanlı’nın dünkü köşe yazısında çok önemli bir haber vardı. Aynen şöyle;

“Ve Washington ile Ankara bir şekilde uzlaştı ki, ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Türkiye’nin F-35 parçalarını 2022’ye kadar üretmeye devam edeceği bilgisini sızdırdı.

ABD yönetimi, -kongre tüm gücü ile S-400’ler konusunda Türkiye’ye yaptırım sertleşsin diye bastırırken-, Türkiye’nin parça üretimini 2022’ye kadar, sırf ‘jest yapmak için’ uzatmaz. Bunun altında mutlaka ilgili bir diplomatik pazarlık vardır.

Belli ki, AKP Hükümeti ‘Türkiye’nin savunması, bekası için çok acil’ dediği S-400’lerin aktivasyonunu 2 yıl daha ötelemeyi kabul etti.”

Türkiye’yi F-35 savaş uçağı projesinden atan ABD acaba neden böyle bir kıyak yaptı?…

Bir süredir, saray ile ABD arasında süren gizli pazarlıkları dilim döndüğü kadar  anlatmaya çalışıyorum. Önümüzde çok kritik bir Yüksek Askeri Şura (YAŞ) var. Ankara kulislerinde söylentinin bini bir para!.. Ancak oraya geçmeden çok önemli bazı gelişmeleri peş peşe sıralamak lazım…

Kadir Has Üniversitesi tarafından yapılan ve haziran ayında açıklanan araştırmanın başlığı şöyleydi;

“Türkiye’de Rusya’ya güven, ABD’ye güvensizlik azaldı”

Kadir Has Üniversitesi tarafından açıklanan, “Türk Dış Politikası Kamuoyu Algıları Araştırması”na göre, Türkiye’de geçen yıl Rusya’yı “tehdit” olarak görenler yüzde 44.2 iken, bu yıl bu oran yüzde 55’e çıktı. ABD’yi “tehdit” olarak görenler geçen yıl yüzde 81.3 iken, oran bu yıl yüzde 70’e indi.

Araştırmayı değerlendiren aynı üniversitenin öğretim üyesi ve araştırma koordinatörü Prof. Mustafa Aydın, nisan ayında gerçekleştirilen ankette son iki-üç aylık gelişmelerin etkili olduğunu belirterek, Recep Tayyip Erdoğan’ın söylemlerine de yansıyan ABD ile ilişkilerde yakınlaşma işaretlerinin sonuçlara yansıdığını söylüyor.

Ne mi var bunda?.. Aceleye mahal vermeden devam edelim…

Savunma Bakanı Hulusi Akar, bildiğiniz üzere Libya’daydı. AKP iktidarının desteklediği İhvancı yönetim ile çeşitli temaslarda bulundu. Bu fotoğrafı gördünüzü mü?..

Hulusi Akar

Bunda ne var mı?..

Hani “şeytan ayrıntıda gizlidir” derler ya…  Aha, aynen öyle!..

Hulusi Akar’ın Libya’da BBC’ye verdiği röportaj… Akar, muhabire anlatıyor ama o fotoğrafın arka planı söylediklerinden daha önemli!.. Arka fonda neler var?..

Ele geçirilen HIND tipi Mİ-24 Rus helikopter (taarruz) ile kullanılmaz halde Rus yapımı MİG-25 savaş uçağı. Rusya’nın Hafter’i desteklediğini de bir kez daha hatırlatalım.

Savunma Bakanı’nın BBC gibi tüm dünyaya haber ulaştıran (hem adı da Bi Bi Sİ!) bir haber kuruluşunun temsilcisine rastgele bir yerde “gel şurada 2 satır konuşalım. İşim çabuk bitsin de eve bir an önce gidelim” dediğini herhalde düşünmüyorsunuzdur. Bu tip stratejik kurumlarda ve durumlarda sadece ağızdan çıkacak sözlerin nereye gideceği ne mana teşkil edeceği hesaplanıp gerisi için lay lay lom yapılmaz. Fotoğraf karelerine girecek her ince detayın ne anlama geleceği ince ince düşünülür ve ona göre hareket edilir. Hiçbir detay rastgele değildir. Ayrıca bu fotoğraf karesinin, –eğer ABD’ye sıcak mesaj ise- Kuzey Irak’ta Türk askerinin başına çuval  geçirme hadisesinin yıl dönümüne rastlaması çok acı!.. Hatta acıdan da öte!..

Bu haberleri paylaşmamın bir sebebi, toplumda diğer ülkelere yönelik “dost “, ”düşman”, “iyi”, “kötü” algısını oluşturan üst düzey siyasi ve askeri liderlerin verdiği mesajlar… 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası ABD aleyhinde söylemler tavan yaparken toplumda da bu oran tavan yaptı. Rusya için de tersi oldu. Son dönemde ankette belirtilen sonuçlar çıktıysa Türkiye’deki liderlerin verdiği mesajlar ve fotoğraflar önemli etki yaratıyor kuşkusuz.

Şimdi gelelim diğer sebebe…

Yaklaşan YAŞ öncesi Ankara’nın derin dehlizleri kelimenin tam manası ile kaynıyor. Yine bildiğiniz üzere, 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra yapılan düzenlemelerle YAŞ yapısı öncekilere göre çok değişti. Tayyip Erdoğan neredeyse tek seçici ve karar verici hale geldi. Ancak, bu senede YAŞ’ta alınacak kararlarla ilgili çok önemli iddialar kulislerde dolaşıyor. En baştan söyleyeyim; ortada dolaşan iddia ve dedikodularda askeri cenahta rahatsızlıklara sebep oluyor. Vay efendim “Avrasyacılar tasfiye edilecek” miş… ”Vay efendim, “Avrasyacılar kamuflajı ile ATATÜRKçü askerler tasfiye edilecek miş”…  Vay efendim, “Barış Pınarı başta olmak üzere Suriye’de TSK’nın düzenlediği başarı operasyonlara imza atan kurmaylar kadro dışı kalacak”mış… Vay efendim görecekmişiz alınacak kararlar ile “NATO’cu subaylar çok güç kazanacak” mış…

Türk Milleti’nin ve devletinin temel kolonu olan şanlı Türk Silahlı Kuvvetleri’nin içinde “şucuların”,” bucuları” olması acı olduğu kadar büyük bir talihsizlik!.. Keşke bunlar hiç olmasa. Ama ne yazık ki, AKP iktidarı ve kumpaslar yüzünden bu tür yapılanmalar ve yakıştırmalar oldu. Bana sorarsanız; bu iş şura olmaktan çoktaan çıktı. Artık kararları -her şeyde olduğu üzere- tek kişi veriyor. Olacakları kimsenin önceden tam ve net olarak kestirebileceğini sanmıyorum. ABD kendisine karşı olan herkesi “Avrasyacı” olarak etiketlendiriyor. Takip ettiğim izlere göre, onlara biat etmeyenler ve Balyoz ve diğer kumpas davalarının mağdurları ile ilişkilendirlenlerin durumu kritik gibi görünüyor. Onlara biat edenler ve Balyoz mağdurlarıyla ilişkileri ve fikir birliği olmayanlar onların kadrosunda sayılıyor.

Sarayın ABD ile yürüttğü gizli diplomasi ile başlamıştık. Konuyu daha fazla dağıtmayalım. Bu yıl ki YAŞ toplantısı çok sancılı olacak!..