• 17.12.2020 00:00
  • (385)

  ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırım Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CAATSA) kapsamında Türkiye’ye bazı yaptırımları uygulama kararı alması var olan bir tartışmayı alevlendirdi:

Türkiye yüzünü ne tarafa çevirsin?..

Siz, bunu, Türkiye’nin ekseni veya yörüngesi diye de adlandırabilirsiniz. Hatta, “Boş yere nefes tüketmeyin. Türkiye,  siyasal İslamcı kafa ile yönetildiği sürece bu tartışmaların hepsi boş lakırdı. Boşlukta son sürat yuvarlanmanın yörüngesi mi olur” da diyebilirsiniz…

Olsun varsın… Biz yine nefes tüketmeye devam edelim!..

Saray arayış içinde… Saray çıkış yolu bulmak için her yolu deniyor… Rehber; SETA!.. Diplomasi yolları zart zurt hamaseti yüzünden tıkalı. Manevra kabiliyeti sağlamak için bulunan ustaca yol; İran’ı kızdıracak şiiri okutmak. Alınan cevap; CAATSA çerçevesinde “incelikle tasarlanan” ilk yaptırımlar… Demek ki; yeterli gelmedi, ağaları kesmedi, daha fazlasını istiyorlar!..

“Stratejik derinlik” le çıkılan yollardan geldik bugünlere… ”Kazan kazan” yamyam kazanına döndü neredeyse ham edeceklerdi bizi… “Komşularla sıfır problem” dendi, dünyada dost ülke sayısı bir elin parmaklarını geçmez. “Değerli yalnızlık” icat edildi. Sonuçlarını canlı yayında hep beraber izliyoruz, Merkez Bankası’nın döviz rezervleri eksiye düştü. En değerli varlıklarımızı Katar’ın Arap’ına yok pahasına peşkeş çekiyorlar. Sus payı olsun diye de pandemi ve ekonomik kriz yüzünden beli kırılan esnafa 750 lira bağışlıyorlar. Şaşılacak bir şey yok!.. Kafa aynı kafa… Oy için vatandaşı 1 kilo bedava makarnayla satın almaya çalışan kafa…

★ ★ ★

CAATSA yaptırımlarını dünkü yazımızda strateji uzmanı gözüyle masaya yatırmıştık. Bugün, deneyimli bir siyasetçinin objektifinden konuya bakalım. Nasıl olsa önümüzdeki aylarda da yaptırımlar gündemimizin hep ilk maddeleri arasında yer alacak. Kahine gerek yok!.. Sarayın daha çook zikzaklarına şahit olacağız. Onlar yalpaladıkça bizlerde dilimizden hiç düşmeyen şu soruya devamlı cevap bulmaya çalışacağız;

Türkiye nereye gidiyor?..

AKP eski İstanbul Milletvekili Emin Şirin’den CAATSA yaptırımları hakkında değerlendirme yapmasını istedim. Bir dokundum bin ah işittim desem yeridir. Şirin’in değerlendirmesi şöyle;

“CAATSA yaptırımları, esas itibarıyla uzun zamandır beklenen bir gelişmeydi. Fiili yaptırımlar olabilecek en hafif yaptırımlar oldu. Bu, ABD açısından bir niyet beyanı. ABD, sayın Erdoğan’ın tabiriyle ‘bitaraf olan bertaraf olur’ demek istiyor. ABD ilişkilerindeki gelişmeyi AB tavrı ile paralel görmek lazım. Konular, Mart ayına kadar daha çok tartışılacak. Mart ayında Amerika’da başlayacak HALKBANK davası ABD’nin ne kadar sertleşip sertleşmeyeceğini gösterecek. Saraydan ve danışman grubundan gelen işaretler, sarayın ABD ile anlaşma arzusunda olduğunu gösteriyor. Örneğin; İran’a karşı kurulmak istenen İsrail-Azerbaycan-Türkiye ittifakında yer almak istiyoruz gibi gözüküyor. Pek tabi, İran önümüzdeki tek konu değil. Önümüzde AB münasebetleri, Yunanistan, Kıbrıs, Libya, Suriye ve Irak gibi koskocaman bir paket var. “

★ ★ ★

Son gelişmeler çerçevesinde, Emin Şirin’e “Türkiye yüzünü nereye çevirmesi gerekir”i sordum. Cevabı şöyle oldu;

“İki sebepten batı olması lazım. 1-Doğu ve Avrasya dediğimiz yerde demokrasi, hukuk devleti ve insan hakları diye bir kavram yok. Bu konuda tereddütsüz batı normlarında  kalmamız lazım. 2- Sermaye ihtiyacı; Avrasya bloku dediğiniz Çin ve Rusya’nın baş aktör oldukları yerden Türkiye’ye sermaye gelmesi söz konusu değil. Zira bu blokla yapılacak ticaretle cari açık vermeniz mukadder. Bu ülkelerle hiçbir zaman ithalatınızdan fazla ihracat yapamazsınız. Onun için diklenmeden dik durarak batı bloğunun içinde kalmalıyız.”

★ ★ ★

Deneyimli siyasetçi Emin Şirin’in uzmanlık alanı olan ekonomiden de sorular yönelttim. Şirin, “Pandeminin de büyüttüğü bir ekonomik sıkıntı dönemindeyiz diyerek söze başlayıp şunları söyledi;

“Esasında Ak Parti iktidara geldiği günden beri sıcak para ve ucuz ithalatın yarattığı yalancı baharların haricinde 18 yıllık iktidarında hiçbir zaman hakiki bir başarıyı yakalayamadı. Ekonomik kalkınmamız için hukuk devleti olmamız, yüzde 8 yüzde 9’luk bir kalkınma hedefini gerçekleştirecek politikalar üretmemiz, her sene 1 milyondan fazla işsize yatırım yapabilmemiz lazım. Bu da hamasetle yapılacak iş değil. Tek adam rejimi ile de olacak iş değil. Günlük ufak tefek palyatif tedbirler hiçbir şekilde problemi ortadan kaldıracak çareler değil.”

Araya girdim, Şirin’e, esnaf için açılan yeni paketi sordum, “Ahmet bey bunu bana sorarak şaka mı yapıyorsunuz” diye cevap verince üstelemedim.

★ ★ ★

Siyasetçi ile söyleşide erken seçim sormamak olur mu?..

Emin Şirin’in bu soruya verdiği cevap;

“Bir süre önce beklemediğimi söylemiştim. Ancak, Biden’ın seçilmesi, iç politikada değişiklikler, Ak Parti ve MHP’ye küsen seçmenin oy verebilecek partilerin yavaş yavaş seçilebilirliklerini kazanması ve seçmen nezdinde ilgi uyandırmaya başlamaları erken seçimden ziyade bir baskın seçim ihtimalini gündeme getirdi.”

★ ★ ★

Bir soru daha vardı ama onu Emin Şirin’e yöneltmedim;

Biden, ocak ayında başkanlık koltuğuna oturduktan sonra Türkiye’ye gelip ev ziyaretlerinde bulunur mu?..

Geçen hafta yandaş kalemlere, “S-400’ler ABD ile ortak kontrol edilsin” diye dahiyane fikirler yazdırılıyordu. Soruyu, beklentileri ve cevaplarını da oralarda göreceğimizi tahmin ediyorum!..