• 29.04.2021 06:11
  • (83)

Olağanüstü malum sebeplerden dolayı ismi bende saklı kalacak. Dün bir okurumdan aldığım mektubu paylaşıyorum:

“Sayın Takan;

Alkol yasağını anlattığınız yazınız üzerine yaşadığım bir olayı anlatmak istedim.

Sosyal Hizmet Uzmanı ve Kamu görevlisiyim. 2009 yılında Kuşadası’nda bir eğitim toplantısına katılmıştım. Bilirsiniz bu tür otellere geldiğinizde bileğinize renkli bir bileklik takılır, bu bileklik sizin her şey dahil, tam pansiyon ya da oda kahvaltı gibi hangi sistemde otelde kaldığınızı gösterir.

5 gün sürecek toplantının ilk günü akşam yemeğinden sonra lobide otururken bir Alman aile ile tanıştım. Alman aile ‘Her Şey Dahil’ sistemde otele gelmiş tatil yapıyordu. Sohbet sırasında karşımdaki karı koca gidip kendilerine birer bira aldılar, ben de (yaz aylarında soğuk bir biraya asla hayır demem) onlara eşlik etmek için kendi paramla bira almak istedim (çünkü genel müdürlüğün anlaşmasında yemek dışında içilen her şey hariç tutulmuştu). Bara gidip bir bira istediğimde barmen bilekliğime bakıp bira veremeyeceğini söyledi, ben de parasını kendim ödeyeceğimi söyledim ama aldığım yanıt Genel Müdürlüğün ‘Bizim toplantılarımız için gelenlerin hiç birine hiçbir koşulda alkollü içki satışı yapılmayacak’ şeklinde talimat aldıkları oldu.

Bu durumu gören Alman aile gidip bana bira almak istedi ve onların aldıkları yanıt da aynısı oldu (ailenin nasıl şaşırdığını benim ise ülkem adına nasıl utandığımı anlatmam mümkün değil), meğer lobinin barındaki barmen bizi izliyormuş. Bunun üzerine ben de aileden yarım saatliğine izin isteyip dışarı çıktım, bulduğum ilk taksi ile en yakın tekel bayine gidip birkaç bira aldım ve geri dönüp Alman aile ile birlikte sahile indik (Alman aile benim başıma bir şey gelmesinden çekindiği için böyle bir öneride bulundu) ve deniz kenarında biralarımızı içtik.

O zaman da toplantıda bunu eleştirip insan haklarına ve hukuka aykırı olduğunu, akşam saatlerinde ne yapacağıma, ne içeceğime genel müdürlük de dahil olmak üzere kimsenin karışamayacağını dile getirdiğimde ‘genel müdürlüğümüzün politikası bu yönde, alkollü içki yasak’ demişlerdi ama ‘İçersem ne yaparsınız?’ sorusuna yanıt da verememişlerdi.

O nedenle bu son yasaklara hiç mi hiç şaşırmadım…”

???

Bileklik… Çok iyi fikir aslında!.. 17 gün sürecek kapanma döneminde ülkemizdeki yabancı turistler her türlü kısıtlamadan muaf tutuldu. Şimdi ben dahil bazı uyanıklar –özellikle yabancı dil bilenler- hafif bir makyajla ve tebdil-i kıyafet ile yabancı turistlere açık mekanlardan turist ayağına yatıp alkol stoku yapabiliriz. Yasağı delebiliriz… Yıllarca vatana, millete hizmet eden emekli amirallerin ayağına elektronik kelepçe takan saray iktidarına önerim olsun:

2009 yılında okurumun yaşadığı müthiş (!) uygulama hemen tüm Türkiye sathına yayılsın. Zaten teknik alt yapısının hazır olduğu da çok belli… Tüm T.C vatandaşlarına zorunlu olarak bir bileklik takın. Yasağı delmek isteyenler yamulsun. İleride uygulamaya geçeceğiniz, evde içki içme yasağının delinmemesi için de elektronik bileklik uygulamasına geçersiz. Ama sizden küçük bir ricam olacak; elektronik bilekliklerimizin uyarı alarmı eşek anırması olsun!. Bizleri kırmayacağınızdan eminim!..

???

2009’dan 2021’e…

-Alkol satış yasağının ilan edildiği gün Türkiye’de oldu!.. SÖZCÜ’de okudum, videosunu da dikkatle izledim. Haber şöyleydi:

-Samsun’da zorbalık: ‘Ramazandayız’ diyerek gencin içeceğini zorla çöpe attırdılar

Samsun’un İlkadım İlçesi’nde, caddede içeceğini tüketen bir kişiye yoldan geçen kişiler müdahale etti. Ramazan ayı olduğu söylenerek gence, elindeki içeceği çöpe atması için baskı yapıldı. Baskıya maruz kalan genç şikayetçi olacağını söyleyerek oradan uzaklaşırken, o anlar bir vatandaş tarafından kaydedildi.

Samsun’un İlkadım İlçesi’nde bulunan ve kentin en kalabalık yerlerinden biri olan İstiklal Caddesi’nde meydana gelen olayda, iddialara göre bir apartman girişinde oturup içeceğini tüketen gence, yoldan geçen 3 kişi müdahale etti. Gruptan bir kişi, gencin yanına giderek “Lan Ramazan Ramazan” diyerek bağırırken, bir vatandaş ise, “Sana ne?” diye bağırdı. Ancak o vatandaşa da tepki gösteren şahıs, tekrar gence içeceğini çöpe atması için baskı yaptı.

Etrafını saran 3 kişiden çekinen genç, atacağını söylemesine rağmen grup uzaklaşmadı. Gruptan bir kişi de, “At kardeşim. At da ben de gideyim. Bak çöp var orada, çöpe at” diyerek baskı yapmaya devam etti.

Baskılara dayanamayan genç elindeki içeceğini çöpe atmaya giderken, şikayetçi olacağını söyleyerek olay yerinden uzaklaştı.

???

Bir başka haber sitesinde de okuduğum aynı haberde olay sırasında bir polisin olup bitenleri sadece izlemekle yetindiği bildiriliyordu. “Bu da oldu” diye tepki göstermek artık gülünç oldu!.. Zorbalığa maruz kalan gencin yanında olayı izleyen vatandaşların tepkisizliği de acınacak halimizin ibretlik fotoğrafı… Onca olanlardan sonra 17 günlük kapanma sürecinde, palalı ak gençlik mensuplarını sokaklarda denetim yaparken görürseniz, balkonlara, pencerelerinizi çıkıp avuçlarınızı patlatıncaya kadar alkışlayın ki, daha büyük reform paketleri gelsin!..

???

Ülkem gerçeklerine bir dakikacık mola verip dünya gerçeklerine kısa bir bakış yapalım:

Cenevre’de yapılan Kıbrıs görüşmelerinden haberdar olanınız var mı?.. Türkiye’nin bekası açısından hayati görüşmelerde neler olup bittiğini duyanınız oldu mu?..

Dert etmeyelim… Nasıl olsa yakında yalana doyarız!..

Ancak çok dikkatimi çeken şey; görüşmelerin arifesinde, İngiltere’den, “Birleşik Krallık kabinesinin Kuzey Kıbrıs’ı bağımsız bir ülke olarak resmen tanımayı düşündüğünü“ne dair haber ile kısmi bayram havası yayılmaya çalışıldı. Derin kulislerden duyduğum bazı iddialar üzerine sormak isterim;

ABD, F-35 projesinde tekmeyi vurdu diye İngilizlerden savaş uçakları satın alabilmek için pazarlık masasına mı oturduk?..

???