• 1.07.2021 06:36
  • (178)

En başta söyleyeyim;

Niyetim, gıcık aldığım bir gazetenin gıcık olduğum bir yazarını, kendi elleri ile servis ettiği materyalini bahane ederek sopalamak değil…

Biz söyleyince beyzbol sopaları ile evimizin önünde saldırıyorlar… En ufak eleştirimize  katlanamayıp mahkemelere koşup davalar açtırıyorlar, gözaltına aldırıp sindirmeye çalışıyorlar… Şikayet de ettiğimi sanmayın… Ben halimden çok memnunum!..

Saray iktidarı çürüyor… Çürüme kokuşmuşluğa dönüştükçe içerideki halkaların homurtuları yükseliyor. Sanmayın ki; iyi niyetten… Tek ve en büyük korkuları iktidarı ve büyük avantaları kaybetmek!..

Cadı kazanı gibi saray iktidarı… Görüntüye bakarsanız, ortalıkta sadece bay Sedat Peker’in iddiaları yüzünden hoşnutsuzluk duyulan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu var… Ancak, kazın ayağı öyle değil… AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın milletvekilleri ile istişare toplantılarında dile getirilemeyen şikayetler kapalı kapılar ardında yüksek sesle konuşuluyor. “Reis”in gözlerinin içine baka baka nasıl konuşacaklar ki?.. Toplantılarda görüntülü kayıt yapılıyor. Bir daha milletvekili olamama korkusu var!.. Kara listeye alınma korkusu var!..

Saray iktidarı içinde kapalı kapılar ardından yükselen homurtuları ana başlıklar halinde şöyle özetleyebilirim;

-Tek adam rejimi AKP’nin de iktidarında sonunu getirecek.

-Eskisi gibi istişare edilerek kararlar alınmıyor.

-Kararları tek adamın etrafında kimlerin aldığı belli değil.

-Tayyip Erdoğan’dan randevu almak imkansızlaştı.

-Sorunlar ağırlaştı. Vatandaşın yüzüne bakacak halimiz kalmadı.

???

AKP eski Milletvekili, Yenişafak  Gazetesi yazarı Mehmet Metiner’i bilirsiniz… Yandaş televizyon kanallarının vazgeçilmez isimlerinden… Katıksız “reis”çidir. Metiner için birinci kural; reis daima haklıdır. Reis’in haksız olduğu durumlarda bile birinci kural geçerlidir. Bu kıvrak siyasetçi, önceki gün, Yenişafak Gazetesi’ndeki köşesinde “bu gidişatın hayra alamet olmadığını” söyledi. “Reis”in adından bahsetmedi ama onu ve yöntemlerini açıktan hedefe koydu. Mecra Yenişafak Gazetesi, saray iktidarına üstü kapalı gibi görünse de ağır eleştirileri Mehmet Metiner yöneltince, o sözleri buraya taşımak farz oldu… Neden?.. Çünkü o ağır eleştiriler, Tayyip Erdoğan’ın yüzüne karşı yapılamasa da, AKP kulisleri her gün benzerlerini konuşuyor…

Saray iktidarındaki huzursuzluğun fotoğrafını yansıtan ve başlığı “İnsanlığı merkeze alan yeni bir tarz-ı siyaset” olan yazıdan altılar yapalım;

“Tehlikeli bir dönemden geçiyoruz.

Giderek insan olmanın uzağına düşüyoruz.

İnsanlığımız her geçen gün değer kaybediyor.

Birbirimizden giderek zihnen ve kalben uzaklaştıkça düşüş yaşıyoruz.

Herkesin bir kampı var.

O cephede yer alanlar seviliyor yer almayanlar düşman görülüyor.

Ne kadar büyük bir kolaycılık. Ve bir o kadar da acınası.

Birbirlerini tanıdıklarında birbirleriyle dost olabilecek nice insan birbirlerini tanımadan birbirlerinin hasmı bi-amanı oluyorlar.

İnsan olmak böyle bir şey değil.

İnsanlık böyle bir şey hiç değil.

Birbirimize kulaklarımız sağır, gözlerimiz kör.

Birbirimizi okumaya ve anlamaya ihtiyaç dahi hissetmiyoruz.

Bize duymak istediklerimizi söyleyenler makbul, bizi eleştirenler ve uyaranlar ise zararlı.

Her birimizin mutlak doğruları var.

Hiç birimiz yanılmış olabileceğimize veya yanlış yaptığımıza inanmıyoruz.

Kesin inançlılık, fanatizmimizi gün be gün arttırıyor.

Kendilerini hep en doğrunun temsilcileri olarak görenler ötekilerine ya acıyorlar ya da dillerinin keskin ucuyla boyuna doğrayıp duruyorlar.

Hep yanlışta olan başkaları.

Hiç kimse kendi mahallesindeki bu mutlak doğrucu fanatizmle yüzleşme cesareti gösteremiyor.

Kendi kampındakileri eleştirenler anında ihanetçi yaftası yiyor.

Kamplaşmaktan en çok şikayet edenler, nedense kutuplaştırmayı çatışmaya dönüştürenler.

Ne yaman çelişkidir bu.

Başkalarının doğrularına sahip çıkma yürekliliği kalmadı hiç kimsede.

Birbirimizi dinlemez olduk.

Dinler gibi bakıyoruz sadece.

Bakıyoruz ama görmüyoruz.

Yalanın bini bir para olmuş.

İftira ise gırla.

Hiç birimiz karşı kampta gördüğümüz birini artık dinlemek istemiyoruz.

Ne dinlemesi, görmek dahi istemiyoruz.

Bırakınız karşı kamptakileri kendi mahallemizde bizden farklı düşünenleri bile imliyoruz anında.

Bu kadar kin ve öfke hepimizi zehirliyor.

Hep kendilerini haklı görenler başkalarına haksızlık ederler.

Hep kendilerini en doğru yolda görenler başkalarını yanlıştan döndürmek için ne yapılması gerekiyorsa onu yapmak gerektiğine inanırlar.

Gerektiğinde baskıyı ve şiddeti dahi meşru addederler.

Her türlü ideolojik fanatizmin dışında sadece insanlığımızı kuşanarak birbirimizi tanımaya koyulursak eminim ki pek çok sorunumuzu çözmüş olacağız.

Şimdi adım atmanın vaktidir.

Bize gelmeyenlere gitme vaktidir.

Yoksa bizi birbirimize düşürmek isteyenlerin bilerek veya bilmeyerek tezgahına gelmiş oluruz.

Sadece birbirimize değil ülkemize de yazık etmiş oluruz.

Kavga ettiğimizde bizi bir araya getirip barıştıracak kimseler bırakmalıyız.

Herkesi kavganın tarafı haline dönüştürürsek evvela kendimize ve insanlığımıza yazık etmiş oluruz.

Herkesin üzerinde ittifak edeceği her kesimden güvenilir insanları kavgamızın bir tarafı olmadıkları için dışlayıp suçlarsak bu ülke için gerekli olan toplumsal barışı sağlamakta zorlanırız.

Sayıları giderek azalan bu tür insanlara karşı ihtiramda kusur işlemeyelim ki bu ülkenin ve milletin birliği de dirliği de zarar görmesin.

Hep birlikte kazanacağımız yeni bir insanlık hattı üzerinden pekala yeni bir tarz-ı siyaset inşa edebiliriz.

Henüz vakit varken birlikte bunu yapmazsak bedeli ağır olur.”

???

Adam daha ne söylesin?.. Saray iktidarının çok güzel fotoğrafını çekmiş… İktidar elden gidiyor diye bas bas bağırıyor. Merak ediyorum; Mehmet Metiner’i mahalleden kovarlar mı?..