• 31.08.2021 06:41
  • (226)

Eveet!…

Uzun zamandır gündem belirleyemeyen, bu işi muhalefete kaptıran AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, Bosna Hersek dönüşü uçakta kabin ekibi gazetecilere yaptığı açıklamalarla bir atak yaptı. Erdoğan, iktidarın küçük ortağı MHP ile görüştükleri yeni seçim kanunu hakkında açıklamalarda bulundu. Tayyip Erdoğan, seçim barajıyla ilgili olarak “Şu anda belirgin hale gelen 7. MHP de 7’ye olumlu bakıyor. Bunun altında bir şey olur mu olmaz mı, henüz önümüze gelmiş değil” dedi. Neydi o açıklamanın tamamı?.. Bir daha bakalım;

“Barajla ilgili olarak şu anda belirgin hale gelen aslında 7 ama bu konuda Cumhur İttifakı olarak MHP’li arkadaşlarımızın nihai kararını bizim arkadaşlarımız henüz almış değiller. Ancak 7 netleşmiş vaziyette. MHP de 7’ye olumlu bakıyor. Bunun altında bir şey olur mu, olmaz mı, henüz önümüze gelmiş değil. Öyle bir şey olursa o da tabii konuşulabilir ama şimdilik böyle bir şey yok.”

Hem AKP hem de MHP kulisleri yüzde 7’de pürüz olmadığını doğruluyor. “Ufak tefek başka sıkıntılar var”mış… Neymiş onlar?

-AKP, MHP’yi daraltılmış bölgeye ikna etmek için çaba gösteriyor. MHP, mırın kırın ediyor. Çünkü, daraltılmış bölgede MHP’nin işi çok daha zorlaşacak. Ankara, İstanbul, İzmir gibi büyükşehirlerde MHP en iyi ihtimalle 1’er mebus çıkarabilecek. Buna karşılık AKP, MHP’ye büyükşehirlerde kendi listelerinden kontenjan öneriyor.

-AKP, ittifakların kaldırılmasını istiyor, “Herkes kendisi girsin seçime” diyor. MHP tereddüt ediyor.

Saray’daki hava MHP ile tam uzlaşının sağlanacağı yönünde… Saray kaynakları diyor ki; “MHP’nin başka tercihi de şansı da yok. Zaten Devlet bey, Tayyip Erdoğan’ın sözünden çıkmaz.”

Yeni seçim kanun teklifi eylülde Meclis’e gelir ve çabucak kanunlaşırsa, kulislerde yapılan yorumlar 2022’de erken seçimin kaçınılmaz olacağı yönünde. Bu yüzden 2 senaryo konuşuluyor;

-Erken seçim 2022 Kasım olur.

-Baskın seçim 2022 Nisan olur. Yeni seçim kanununa- 1 yıl uygulanamama zorunluğunu düzenleyen anayasal engel aşmak için- madde konulur. Veya anayasa değişikliği önerilir. CHP ve İYİ parti de buna itiraz edemez. (bu nasıl bir baskın seçim olacaksa -aht-)

Yazarın mini notu; Abdullah Gül’ün çalışma ofisinde ve zengin menülü yemekli toplantılarında Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli’nin sağlık durumları üzerinden geliştirilen stratejiler-onlar açısından- boşa çıkacak gibi görünüyor.

???

Ne kadar dikkat ediyorsunuz veya ne kadar önemsiyorsunuz bilemem ama Tayyip Erdoğan’ın son bir aydır sürekli yinelediği “yalan terörü” kavramı üzerinde hassas bir şekilde durmak lazım. Uçakta kabin ekibi gazetecilerin eline tutuşturulan sorular üzerine Erdoğan şunları söylüyordu;

“Arkadaşlarımız Türkiye’deki verinin Türkiye’de kalacağı, vatandaşlarımızın kişilik haklarını, verilerini koruyacak, gerek geleneksel, gerek yeni iletişim mecralarındaki itibarsızlaştırma, karalama, yalan ve iftira kampanyalarına karşı duracak yeni bir yasa çalışması yürütüyor. Açılır açılmaz bu konu Meclis’imizin gündemine getirilecek. Bu konu ülkemiz için, demokrasimiz için önemli.

Hem bireysel hak ve özgürlükleri koruyacak, hem de milletimize, devletimize yönelecek sistematik dezenformasyon ve yalan terörüne karşı
milli güvenliğimizi koruyacak bir yasal zeminin ortaya konmasına katkı vereceğiz. Twitter gibi sosyal medya platformlarının burada kuru kuruya bir ofis açmasını kast etmiyoruz. Gelecekler, burada personeliyle her şeyiyle bulunacaklar. İhlal durumunda cezası verildiği zaman da tahsil edilecek. Twitter’ın, Facebook’un, hiçbirisinin herhangi bir yanlış iş yaptıkları zaman muhatap alınabilecek bir özellikleri yok. Biz bunlarla uğraşamayız. Bedel ödeyecekler. Başka çaresi yok bu işlerin.”

İşin tercümesini şöyle yapalım;

Tayyip Erdoğan’ın, AKP’nin söylemediklerini söyleyen onların aksine konuşan, fikir beyan eden herkes suçlu olacak hem de “terörist” yaftasıyla!..

Seçim kanunu ile birlikte çıkarılması planlanan “yalan terörü” kanunu seçim kampanya döneminin en önemli silahı olacak herhalde. Sıkıysa saray iktidarının aleyhine, tersine  bir laf söyleyin o zaman!..

Ben kendi payıma, haksız mahkemelere, göz altılara, tehditlere, hakarete, sosyal medya ve diğer vasıtalar üzerinden linç kampanyalarına, fiziki fiili saldırılara alışığım.

Ne diyeyim?..

Gerisini siz düşünün gari!..