• 1.12.2021 23:55

Bir süredir, Ankara’da konuşulan farklı ittifak modellerini, iktidar senaryolarını dilimin döndüğünce aktarmaya çalışıyorum…

AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın Türkmenistan dönüşü, uçakta, kabin ekibi gazetecilerine söyledikleri ile beraber, işler biraz daha ete kemiğe bürünüyor sanırım… Görünenler dışında perde arkasında kalan verilere göre de “büyük koalisyon”a doğru adım adım yaklaşılıyor… Söylediklerimiz havada kalmasın!..  Şöyle bir yeniden derleyip toparlayalım:

AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın uçakta CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na verdiği “helalleşme” yanıtı:

“Her şeyden önce bu aralar Bay Kemal helalleşmeden bahsediyor. Bir sorun bakalım helal nedir, haram nedir? Madem helalleşmeden bahsediyorsun, helalleşmek isteyen kalkıp da helalleşmek istediklerine bu şekilde gayri milli diye hitap eder mi? Gayri milli diye hitap ettiğin kişiye oy verenler, bu ülkede yüzde 52. Yüzde 52 ile Erdoğan Cumhurbaşkanı seçildi mi? Seçildi. O sebeple ‘Helalleşmek nedir Bay Kemal?’ diye sormak lazım. Helal ve haramı öğrenmesi lazım. Şu anda parti kuran eski arkadaşları bile Bay Kemal’e hakkımı helal etmeyeceğim diyorlar. Yani Tayyip Erdoğan’a kalkıp bunu söyleyen adam, sen kiminle helalleşeceksin? Bir defa önce benim sana hakkımı helal etmem lazım. Neden? Kazandığım davalar var. Avukatlarıma dedim ki ‘daha üzerine gitmeyeceğim, bu davaları iptal edin.’ Ben böyle yaklaşmış birisiyim. Ama görüyorum ki sen şu anda bana ve bize oy veren tabanımıza gayri milli dersen biz seninle asla helalleşemeyiz. Bu şekilde saygısızlık yapan, bizden asla helallik beklemesin.”

Haberi okur okumaz “tamam bu iş oluyor” dedim kendi kendime. Daha önce de belirtmiştim ya; Anasol-M hükümeti kurulmadan önce DSP Genel Başkan Yardımcısı sıfatıyla Rahşan Ecevit’in MHP ve Ülkücü camiaya  ettiği ağır hakaretler hiç aklımdan çıkmaz. Tayyip Erdoğan’ın “asla yapmayacağım” deyip de  yaptığı işleri de buraya sıralamaya kalksam herhalde  köşe yetmez!..

???

Tayyip Erdoğan’ın Kemal Kılıçdaroğlu’na verdiği yanıttan sonra MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin dünkü Meclis grup toplantısında Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’a yönelttiği sert eleştirilere bakalım:

“Truva atı gibi ortada dolaşan kimsenin Türkiye’nin kuyusunu kazmasına izin vermeyeceğiz. Unutulmamalıdır ki, bir kere satan yeniden satar. Bu devşirme siyasetçinin kimlere hizmet ettiğini biliyor. Bu tipler bizim muhatabımız değil ancak evimizin camına taş atanın alnını karışlamak ana vazifemiz. Bu şahsa sesleniyorum, partine doldurduğun casuslarla, geçmişte yönettiğin bakanlıkları hangi örgütlere peşkeş çektiğini adamsan açıkla.”

“Ne alaka” mı dediniz… Müsaadenizle izah etmeye gayret edeyim:

Millet İttifakı’nın bozulmasından yüksek fayda bekleyen bir taraf daha var… Yeniden aday olup hazır lop şekilde Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmak için yanıp tutuşan Abdullah Gül… Bir taraftan CHP-HDP-Deva Partisi birlikteliğine oyun kuruyor diğer taraftan Tayyip Erdoğan’ın bir daha aday olmaması ve kendisinin aday gösterilmesi için her türlü ikna ve diplomasi faaliyetini (açık/gizli) yürütüyor. Dikkat edin, son zamanlarda, Abdullah Gül hiçbir ayrıntıyı ve ihtimali atlamıyor. Oyun kartlarının yeniden dağıtıldığını gören Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ile Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu da o yüzden Abdullah Gül’ün ofisinde soluğu aldılar. Oyun dışı kalmamak için… Uzun bir süredir Abdullah Gül ile küs olan Ahmet Davutoğlu’nun “3 saat” dediği görüşmenin içeriğinde ne vardı?..  Koskocaman bir fıs!.. Dikkatle bakın; Ahmet Davutoğlu’nun son zamanlardaki itiraf niteliğinde açıklamaları, panik şeklinde savrulmaları ile beraber bir Millet İttifakı’nın paydaşlarına bir Abdullah Gül’ün ofisine koşturmasının ardında “beni oyun dışı bırakmayın” mesajı var…

???

Siyasette, tesadüflerin yerinin çok az olduğuna inanlardan biri olduğumu hep söylerim.. Yukarıda sıraladıklarıma bir de şunları ekleyin:

– Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın FETÖ’nün 5 tepe yöneticisiyle 766 kez telefon irtibatı bulunan damadı Ekrem Yeter hakkında verilen beraat kararının istinafta hukuka uygun bulunması…

-“FETÖ finasörü” BAE Prensinin sarayda kırmız halılarla karşılanması…

Hani o çok şikayet edilen “dış güçler” var ya!.. Ha, işte onlar dayatıyor “çareniz yok barışacaksınız” diye… Eli kolu bağlı saray cephesi çoktan boynunu eğmiş vaziyette… Yakında yeni tahliyeler ve adımlar gelirse şaşırmayın!..

???

Şu andaki siyaset sahnesinde “50+1” diye tepinen kim var? Bir tek Devlet Bahçeli…

Plağı tersine çevirelim o zaman…”50+1” yüzünden önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimini Tayyip Erdoğan kazanamayacağını bilmiyor mu?.. Pekala biliyor…

Peki, Kemal Kılıçdaroğlu da “50+1” yüzünden kazanamayacağını bilmiyor mu?.. Kemal Kılıçdaroğlu, tanıdığım en gerçekçi siyasetçilerden biridir. Pekala o da biliyordur…

Geriye ne kaldı?…

Bugünkü ayak izlerini takip ettiğimde, Kemal Kılıçdaroğlu “adayımız Abdullah Gül” derse şaşırmayacağım!..

Tayyip Erdoğan, “Cumhurbaşkanlığına aday değilim “derse şaşırmayacağım!..

Özetle;

“Büyük koalisyona” doğru atılan adımlar hızlandı…

Günlük gelişmelerin ışığında Ankara siyaset kulislerinde  erken seçim ve sonrasında parlamenter sisteme dönüşle beraber, “büyük koalisyon” formülü çerçevesinde  Cumhurbaşkanlığını
Abdullah Gül’e, Başbakanlığı Tayyip Erdoğan’a, Dışişlerini Kemal Kılıçdaroğlu’na, ekonomi patronluğunu da Ali Babacan’a veren senaryolar konuşuluyor… Ancak bence daha oraya var!..

Yine de altını kırmızı ile çizeyim: Benim bildiğim Devlet Bahçeli, boş yere Ali Babacan’a kızıp o sert sözleri sarf etmez…

Bekleyip göreceğiz: neyin gelmekte neyin de gitmek de olduğunu!..