Bir tv kanalındaki belgeselde izlemiştim. Bir Avrupa ülkesinde 9 çocuklu bir aile. Bir dağ köyünde küçük baş hayvancılık yapıyor. Baba da var ortada, ama asıl anne var. Orta yaşlarda bir anne. Bir yandan bir kısmı henüz bebeklik çağındaki çocuklarla ilgileniyor, bir yandan da onları beslemeye, iş hayatına hazırlamaya ve tabii kocasına yardım etmeye çalışıyor.

Ailenin kriz geçirdiği değerlendirmelerine konu olan Batı dünyasında böyle olgular da var demek ki…

Neden böyle girdim yazıya?

Son zamanda gündemimize ayakta bırakma diplomasimize maruz kalan Ursula von Der Leyen’le ilgili bilgiler sebebiyle. Duvar gazetesinde yayınlanan Sezin Öney’in yazısında rastladım bayan Leyen’in 7 çocuk annesi olduğu bilgisine. Vay be demez misiniz? Sonra baktım biyografik bilgilerine, birisi ikizmiş hem de. Hadi çocuklarının isimlerini de yazayım: David, Sophie, Donata, Victoria, Johanna, Egmont, Gracia. Bu arada bir boyutu Amerika’ya uzanan ekonomi - tıp alanındaki eğitim sürecini gerçekleştirmiş, siyasete girmiş, Almanya’nın ilk kadın Savunma Bakanı olmuş ve bir süredir de AB Komisyonu Başkanlığı’nı yürütüyor.

Bir ara Merkel’in Almanya Başbakanı olarak sade hayatına ilişkin bilgiler dolaştı sosyal medyada. Bunlar Batı dünyası adına ilginç durumlar. İşin o tarafı ayrıca üzerinde durmaya değer.

Güncel olay, Beştepe’de AB liderleriyle buluşma programında Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AB Konseyi Başkanı Charles Michel iki yaldızlı koltuğa otururken Bayan Leyen’in ayakta kalması, muhtemel ki sıkıntı içinde oturacak yer araması ve ardından bulduğu kanepeye oturmasıyla ilgili. Karşıda da Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu oturmuş. Apaçık ve herkesin altını çizdiği bir istiskal var da, soru, bunun planlanmış bir şey mi, yoksa planlanmamış bir diplomatik gaf mı olduğu noktasında. Hani AB’ye, özellikle von der Leyen’e bir ders verilmesi de hesaplanmış olabilir. Ama AB ile ilişkileri geliştirme isteğimiz Cumhurbaşkanı Erdoğan dahil her seviyede altı çizilen bir konu. Hatta AB’nin, ilişkileri artık insan hakları- hukuk devleti duyarlılığından çıkarıp, mülteciler için yardım vs gibi dar alanlara inhisar ettirmeye yönelik tavırlarına bile fit olmuş gibiyiz. Böyle bir durumda AB’nin Hükümet Başkanı konumundaki birisine düşük koltuk dersi vermek akla gelmez gibi düşünüyorum. Ama oldu. Üstelik bir kadına karşı yapıldı. Üstelik 7 çocuk annesi bir kadına karşı yapıldı. Başlığa 7 çocuk annesi ifadesini boşuna koymadım. Hani acaba Ak Parti’nin muhafazakar kodları için bir anlam ifade etmez mi, diye düşündüm.

İşin tabii, bir de, diplomatik arıza boyutu olması söz konusu. İhmal olmuştur canım, vs… Bu da bir başka -dökülme- olgusu. AB ile kritik ilişkiler sürdürüyorsunuz ve işin içine diplomatik arıza karışıyor. Kime yazılmış olabilir bu -arıza-nın faturası. Dışişleri Bakanı’na mı, Beştepe’deki kadrolara mı, kime? Ya da Cumhurbaşkanı Erdoğan olay karşısında nasıl bir tepki vermiştir?

Her neyse bu konuyu, AB’nin Türkiye’ye, hani doktorların bazı hastalara dediği gibi ne yersen ye tarzında bir psikolojiyle hareket etmeye başladığı tespitini not ederek kapatalım.

….

-Dökülme- ifadesini kullandım az önce, diplomatik arıza için. Bir başka -dökülme- olayının ülkemizde salgınla mücadele noktasında yaşandığını belirtelim. Evet, vaka sayısı 50 bini aştı, ölümler çoktan 200’ün üzerine çıktı, ağır hasta sayısı, yoğun bakım tırmanıyor. Doktorlar feryad ediyor. Salgının ekonomi alanındaki yansımalarıyla oluşan mağdurlar -işsiz kalanlar – kepenk kapatan esnaf- ürünü depoda, tarlada kalan çiftçi – çöken ev ekonomisi vs…isyan ediyor.

Buralara, esnafa yasaklar getirilirken bir yanda tıklım tıklımlebalep – maşallah – barekallah diye kutsanan kongrelerden geldik maalesef. O konudaki uyarılara karşı duyarsızlıktan geldik. O kongrelerin sahibinin Ak Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı olan Tayyip Erdoğan olmasından ve onun uyarılamıyor olmasından geldik. İş ne yazık ki -ele verir talkını haline dönüştü.

Şimdilerde emekli amiral bildirisinden yola çıkıp darbe kalkışması iddiasına gelmek bile yalancı çoban hikayesi gibi görülüyor o yüzden: Lazımdı iktidara böyle bir hikaye, Emekli vatandaşlar da yetiştiler sağ olsunlar kurtuluş simidi gibi… Meğer kurmay imişler, meğer amiral imişler. Pandemide 65 yaş üstü anksiyetesi galebe çalmış, döşenmişler bildiriye… Şunun şurasında darbe yapmak ne ki…Bildiri ile başla gerisi gelsin…

İktidar dökülme yaşar da amiraller yaşarsa ne olmuş

Ne diyeyim. Vah memleketim.

  • Abone ol