• 19.09.2017 00:00

 AK Parti’yi iktidara, 3Y ile mücadele vaadi getirmişti.

3Y’den biri Yolsuzluğun, biri Yoksulluğun, biri de Yasakların baş harfiydi.

Yoksullukla mücadelede gelinen seviyeye bakalım mı?

Öyle afaki de değil, tapu gibi devlet rakamlarıyla.

Gelir dağılımındaki adaletsizlik düzeldi mi, daha da bozuldu mu?

En alttakilerin artan refah ve zenginlikten aldığı pay büyüdü mü, küçüldü mü?

Zenginle fakir arasındaki uçurum daha da açıldı mı, biraz daha kapandı mı?

Yoksulu daha yoksul, zengini daha zengin yapan bozuk düzen değişti mi, değişmedi mi?

İtirafname değil bülten

Resmi istatistik kurumu TÜİK, 2016’ya ait “Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması”nı dün açıkladı.

Sonuçlar, yoksullukla mücadelenin Y’sinde son durumla ilgili yoruma ihtiyaç bırakmıyor.

Bakın nereden nereye gelindi?

Yetkili bültenden dinleyelim:

“En yüksek gelir grubunun toplam gelirden aldığı pay 0,7 puan artışla yüzde 47,2’ye yükseldi...”
“En düşük gelire sahip yüzde 20’lik grubun aldığı pay ise 0,1 puan artarak yüzde 6,2 oldu.”

Yüzde 47 nerede, nerede yüzde 6.

Yüzde 20’lik bir kesimle öbür yüzde 20’nin arası yerle gök kadar...

İkisinin de senelik payında artış var diye aralarındaki makas daralmadı.
“Buna göre; toplumun en zengin yüzde 20’sinin gelirinin en yoksul yüzde 20’sinin gelirine oranı, 7,6’dan 7,7’ye yükseldi.”

Yani cılız tabakayla ensesi kalınların eşitsizlik katsayısı iyileşmedi, fark daha da kötüleşti. Para yine parayı çekti, cebi şişkinler daha çok pay aldı, beli bükük garibana da burun çekmek düştü.

“Gelir eşitsizliği, bir önceki yıla göre 0,007 puan arttı.”

‘Yoksulsan yoksul kal, kodamansan kodaman’a dönüş

Sürekli yoksulluk oranı yüzde 14,6 oldu, önceki yıla göre yüzden 1’in üstünde bir gerileme görülüyor. Fakat... “Taksit ödemesi veya borcu olanların oranı yüzde 68’e ulaştı...”

“Nüfusun yüzde 68’i, konut alımı ve masrafları dışında taksit ödemeleri veya borçları olduğunu...Yüzde 65,4’ü, yıpranmış ve eskimiş mobilyalarını yenileme ihtiyacını ekonomik nedenlerle karşılayamadığını...Ve yüzde 17,4’ü konut masraflarının hanelerine çok yük getirdiğini beyan etti.”

Dolayısıyla...

“Maddi yoksunluk oranı da 2,6 puanlık artışla yüzde 32,9’a çıktı”

Maddi yoksunluğu şöyle tanımlıyor TÜİK: Finansal darlıkta olma durumu. Çamaşır makinesi, telefon, televizyon ve otomobil sahipliği ile beklenmedik harcamalar, evden uzakta bir haftalık tatil, kira, konut kredisi, borç ödemeleri, iki günde bir et, tavuk, balık içeren yemek ve evin ısınma ihtiyacını karşılamakta zorlanma vaziyeti...

Bu maddelerin en az dördünü karşılayamama haline, ‘ciddi maddi yoksunluk’ deniyormuş. Yüzde 2,6 artan da işte o.

Beli doğrultamama, mahrumiyet içinde, aç ve açıkta kalmanın eşiğinde yaşama oranındaki artış.

Alt tabakalardan üstlere doğru tırmanışları, orta sınıfa atlayışları, yeni oluşan jip sosyetesinin jet sosyete kapılarına dayanmasını, lüks hayata geçişleri, yarın karnını nasıl doyuracağını düşünmeden yaşama rahatlığının tabana yayılmasını konuşmaya başlamıştık. 
Bütçeyi denkleştiremeyip asgari hayat konforundan mahrum kalanlar, ayın sonunu getiremeyip boğazdan kısmaya başlayanlar, yeniden geçim sıkıntısına düşüp yokluk çekenler çoğalıyorsa...

Şu dillere destan ‘mutlu azınlık’ palazlanırken yeni orta sınıfımız, gördüğünden geri giderek eriyor demektir. Yoksullukla mücadelenin başarısı adına parlak bir karne değil herhalde.