• 20.10.2017 00:00

 Yazı için gerekli alıntıları topladım, alt alta dizdim, başlığı attım, güzel de durdu, iyi gidiyordu, fakat itiraf ediyorum, neresinden başlayacağımı bilemedim.

‘Kalecinin penaltı anındaki endişesi’ mi dersiniz, topun başında penaltı vuruşu için bekleyen golcünün karın ağrısı mı, artık ceza sahasındaki ne tür kıvranmaya bağlarsanız...

Hangi tarafından tutup anlatsam, nasıl bir düzene soksam derken teslim saati gelip çatmasın mı! Dağınık bırakmaya mecbur kaldım.

Öyle tertipsiz, yorumsuz okuyanların ferasetine emanet ediyorum. Taşları yerine oturtmasını bilir müdavimler, tersinden de düzünden de okurlar evvel Allah.

‘ÖNCE İNSAN’DI

Şu alıntı, Erdoğan’ın cumhurbaşkanı adaylığı sırasındaki bir konuşmasından:

“Biz geldik, biliyorsunuz ‘önce devlet sonra insan’dı, değiştirdik ne dedik? Önce insan sonra devlet. İşte şimdi bu tercih, bu ülkede egemen oluyor...”

Şu ise Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye, “Ey oğul artık beysin” seslenişiyle başlayan, Erdoğan’ın da tablet yaptırıp başucuna koyduğu meşhur nasihatnamesinden: “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın!”

Şu da, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın koltuğu boşaltmakta ayak direyen başkanlara ilk ikazından:

“Dava olarak görmez de ‘Benim şanım var şerefim var’ dersen, kusura bakma ama, partinin şerefi herkesin şerefinin, şanının çok daha önündedir.”

ÖNCELİK-SONRALIK SORUŞTURMASI

Şu satırlara gelince, Erdoğan’ın, istifası istenen başkanlarla ilgili son değerlendirmesinden:

“Dolayısıyla arkadaşlarımızın, ‘Ben, bu davanın elemanıyım, benim yetkili kurullarım madem ki böyle bir kararı vermişler, ben de ilgili merciye istifamı veririm’ demeleri lazım...”

Şunlar da, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, istifaya direnenleri dostça uyardığı son ihtarnameden:

“Ben arkadaşlarımızın, öyle bir yola tevessül etmelerini düşünemem, düşünmek de istemem. Çünkü onun neticesi ağır olur.”

Şu sıradaki kısım ise İçişleri Bakanı Soylu’nun, olası ağır neticeler hakkında kulaklara nazikçe kar suyu kaçırıp, ilgilisine önden fikir veren sözlerinden:

“Yolsuzluk yapan kim olursa olsun, kanuna aykırı davranan her kim varsa, belediye başkanıdır, şudur budur, yetkimiz dahilinde gözünün yaşına bakmayız. Bu saatten sonra nasıl gözünün yaşına bakmayacağımızı görecekler. “

SEÇİM SERBEST

Ve şu ikna edici argüman, istifa fırsatı tanınıp da bu imkandan yararlanmayanları bekleyen soruşturma koşullarına Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın toplu bakışından:

“Diğer partilerde hiçbir sorun yok gibi düşünülmemeli. Sorun varsa, ilgili partilerin üst yönetimleri gereğini yapmıyorsa, İçişleri Bakanlığı inceleme başlatmak durumunda kalabilir. Kayyum atamalarının yapıldığını yerleri bir inceleyin...”

Teyiden, şuncacığı da bendenizin iç sesinden: “İstifa eden kurtulur. Bakın şöyle, 80 küsur belediye arasında kayyum atanıp da hesap vermekten muaf tutulan, yargılanıp tutuklanmaktan kurtulan, kenara çekilmeyerek şansını zorladığı halde yanına kar kalan bir başkan var mı hiç?...”

En nihayet şu da ana muhalefet liderinin kısık sesinden: “Varsa bir yolsuzluğu, usulsüzlüğü, kanunsuzluğu...İçişleri Bakanlığı gereğini yapsın. Onun dışında seçimle gelmiş insanları istifaya zorlamayı doğru bulmuyorum.”