• 5.01.2017 00:00

 Son şehitlerimizin ardından öfke ve nefretimizi yöneltecek sorumlu aranıyor. Dünkü manşetler, ABD’yi adres gösteriyordu.

Öldürülen teröristlerin üstünden ABD menşeli ağır silahlar çıkmış. Rus yapımı silahlar da kullanılmış, ama onları da ABD yardımlarından elde ettikleri söyleniyor.

Yani deniyor ki; PKK tetikçi, başkası adına vekaleten saldırdı, azmettiricisi de eline silahı kim tutuşturduysa o.

Bu yönlendirmenin yanlış olmadığı açık ama şunlar da hesaba katılmazsa eksik kalır.

Kahramanlarımızın kanı yerde kalmadı, intikamları katbekat misliyle alındı.

Fakat 40 yıllık tecrübemiz gösteriyor ki terörle mücadele tek tek imha ederek kazanılamıyor.

Başarmak için teröristi sevindirmemek, amacına hizmet etmemek, ekmeğine yağ sürmemek, istediği tepkiyi vermemek de gerekli.

Nasıl ki terörün kazanmadığından, amacına ulaşmadığından ancak o zaman emin olabilirsiniz...

Tepkimizin yerini bulması, infialimizin kendi kendimize dövünmekten öteye gitmesi için de... Bu yeni dalganın amacını doğru değerlendirmek şart.

Hasılı...

Irak ve Suriye’de emellerine çok yaklaşmışken, bu kritik süreçte PKK’yı azdıran ne?

Türkiye’ye ne demeye, ne yaptırmaya, hangi politikalarımızı etkilemeye ya da değiştirmeye çalışıyor?

DOĞRU KARŞILIĞI VERMEK İÇİN

Terörün mutlaka bir siyasi hedef gözettiği doğruysa tırmanışa geçen bu menfur dalganın da bir siyasi hedefi olmalı.

Sahibine aynen iade etmek için bu melun mesajın kimden geldiğini, doğru cevap vermek için de ne olduğunu bilmeniz gerekmez mi?

Suriye’deki kolu IŞİD’le savaş üzerinden uluslararası meşruiyet devşirmiş, Rakka’yı kurtaran müttefik kuvvet sıfatıyla Başkan Trump’dan övgü ve tebrik almış, Rus ordusundan silah arkadaşı muamelesi görmüş, siyasi çözüm için müzakere masasına çağrılmış, Esad rejiminin anlaşma karşılığı özerklik teklifine muhatap olmuş, ABD’yle Rusya’yı birlikte arkasına almış, sahadaki destekçilerine ‘masada PYD olmadan barış olmaz’ dedirtmiş, Türkiye’yi dost ve ortaklarıyla karşı karşıya getirmiş, AB’yle ilişkilerimizi rehin almış, ABD ile aramızı açmış, Rusya’yla yakınlaşmamıza ipotek koymuş, dış politika açılımlarımızı kilitlemiş, Barzani’nin gücü kırılınca Kuzey Irak’ta da önü açılmış, meydan ona kalmış filanken...

Özellikle Suriye’deki kazanımlarının önündeki tek engel, Türkiye’yken...

Hem de ganimetten pay kapmaya sıra gelmiş, taraflar el koyduğu petrol kuyuları ve etrafını çevirdiği topraklarla pazarlığa oturacakken...

Elindekileri de kaybedebileceği yeni bir terör dalgasını niye başlattı PKK? Ne uğruna Türkiye’nin hışmını, gazabını daha fazla üstüne çekmeyi göze aldı?

BÜYÜK OYUNU BİR BAKIŞTA ÇAKANLARDAN MISINIZ?

Tam arkasındaki tezgâha uyandık, operasyonun ne olduğunu çözdük, düğmeye kimin bastığını ve altında ne yattığını elimizle koymuş gibi bulduk, yemeyiz bu kalleşlikleri sanırken, yanlış yöne koşturuluyor olmayalım da...

Ki kaçtığımız tuzağa düşme tehlikesi, kaçındığımız zokayı yutmak da var sonunda.

Ya...

Patronlarından aldıkları alçak emri yerine getiriyor hainler, Türkiye’ye ders vermek isteyen emperyalist güçlere çalışıyor, alet oluyorlar. Kendi başlarına taktik geliştirecek, bağımsız projelere girecek, sonuç alacak kapasiteleri yok.

Ya da...

ABD’yi de Rusya’yı da sunduğu taşeronluk hizmeti karşılığı kullanıyor, kendi ajandasına ve planlamasına sahip Kandil. Maksadı, üstlerine kışkırtarak hem ABD hem de Rusya’yla aramızı bozmak. Suriye’deki müdahale imkanlarımızı bu yolla bloke etmeyi kendisi için daha garantili görüyor.

Biri yanıltıcı ama hangisi?