• 2.02.2018 00:00

 Önceki dizede söylediğini sonraki dizede aşarak geri alma  sanatıyla yazılana, rücu şiiri deniyor.

Önceki seçimde koyduğu çıtayı, sonraki seçimde boşa çıkaran siyasete de rücu siyaseti demek münasip düşmez mi?

Başbakan Yıldırım, 24 Haziran seçimlerini hedefleyen 24 milyar liralık bir ekonomi paketi açıkladı.

AK Parti’nin, bütçe dengelerini sarsmaktan çekinerek muhalefetin popülizm yarıştırmalarına daha önce yüz vermemesiyle çelişiyor.

Hani 7 Haziran 2015’te sandığa giderken...

CHP ile Milli İttifak’çı Saadet Partisi asgari ücreti bin 500’e, MHP bin 400 TL’ye çıkarma vaadiyle oy istediğinde...

CHP, mazotun litresini çiftçiye 1.5’tan satma, MHP ise ancak 1.75 TL’ye indirme sözüyle seçmenin karşısına çıktığında...

Yönetme sorumluluğuyla meseleye yaklaşan iktidar partisi, tutumluluğu elden bırakmıyordu.

‘Onlar ne verirse benden 5 fazlası’ demek ne kelime.

Muhalefeti hesap kitap bilmemekle, oy tavlamak için hayal satarak milleti kandırmakla, kaynağı olmayan parayla bol keseden seçim rüşveti dağıtarak seçmen kafalamaya çalışmakla suçluyordu.

Hayal tacirliğinde yoktu AK Parti, sırtında yumurta küfesi taşıyordu.

En fazla, küsuratlı maaşları yuvarlayıp tümleme, SSK ve Bağ-Kur emeklisine 100 lira iyileştirme, bin liranın altında kimseyi bırakmayarak dengeye getirme gibi düzeltmeler taahhüt ediyor, bunun üstüne bir şey koymaya, kesenin ağzını daha da açmaya yanaşmıyordu.

Eli yüksekten açan rakiplerine, ekonomik istikrarı bozmadan büyüme vaadiyle karşılık veriyordu. El yükselterek değil...

CHP ile MHP emekliye çifte bayram ikramiyesi, Milli İttifak ‘bereket kart’ ve ‘şefkat fonu’, hemen hepsi sosyal yardım diye evlenip barklanacaklara parasal destek, öğrenciye okul harcırahı, yolcuya yol harçlığı gibi nakit cinsinden müjdeler patlatırken...

Mali disiplinden taviz vermekten kaçınıyor, ekonomik rasyonaliteden kopmayı reddediyor, üstündeki seçim ekonomisi uygulama baskısına direniyordu iktidar. Gerçekçi olmayan sözlerle oy avcılığına eleştirel bakıyordu.

Nasıl olsa kazanacağına inanmadığı için muhalefetin elini serbest tuttuğu, vaat saçarken rahat davrandığı düşünülüyordu.

Hatta muhalefete uymak, savrukluk ve müsriflikte yarışa kışkırtan vaatleriyle aşık atmaya kalkışmak, AK Parti için tuzağa çekilmekti. Ekonomiyi, altından kalkamayacağı bir yükün altına sokmak demekti.

Acısı, daha sonra acı reçetelerle halktan ve iktidardan çıkacak jest ve şirinliklerden uzak durması bundandı.

***

Ancak bütçe gerçekleri, kaynak tartışmaları vesair geride kaldı...

CHP, aynı ‘kaynak’ tartışmasını terse çevirip iktidara yöneltirse kendi kendini tekzip etmiş olacağından, rücu sanatına başvurmayı seçiyor.

Kendini yalanlamak yerine önceki popülizmini aşmayı tercih ediyor yani.

Fakat madem şiirle açtık, rahmetli Cemal Safi’den bir uyarlamayla kapatalım; içim ürperiyor ya kaynak CHP’de de yoktuysa!