• 5.02.2018 00:00
  • (1524)

 Konya’dan haber üstüne haber geliyor, AK Parti teşkilatları camide iftar düzenliyor diye. 5 yıldızlı otel iftarlarına başka alternatif akıllarına gelmediğinden, lüks ve şatafattan kaçınma isteğinden midir?

CHP adayı Muharrem İnce, İstanbul Gaziosmanpaşa’da üç caminin duvarlarına AK Parti seçim afişlerinin yapıştırıldığını söylüyor. Sokaklarında açık hava ilanlarına tahsisli billboard bulunamadığından mı?

Sultanahmet’in minareleri arasına seçim sloganı yazılmış mahyalar gerildiğini görse, şaşırmayacak artık hiçbirimiz.

Süleymaniye külliyesinin duvarlarına bir boydan bir boya seçim pankartı asılsa yadırgayan çıkmayacak neredeyse.

İnce verip veriştiriyor, çekin camiden ellerinizi diye, camiler babanızın malı değil diye, camiler siyasi seçim bürosu değil diye...

Hadi yanlış bilgi varsa, iftira ve çarpıtma varsa düzeltmiyor AK Parti yetkilileri. Ne düzeltmesi, ne yalanlaması; İnce’ye cevap verme gereği dahi duymuyorlar...

İyi de Diyanet’ten de çıt yok, o nedendir?

Diyanet’e bağlı değilmiş o camiler, başka yerde oluyormuş gibi bir aldırmazlık, bir neme lazımcılık, bir acayip vurdumduymazlık...

“Camileri bu işin dışında tutun efendiler, seçime karıştırmayın, siyasete bulaştırmayın” diyen tek CHP’yle İnce kaldı sanki.

Hayır yani imam da mı razı, cemaat de mi ses çıkarmıyor arkadaş?

***

Tunus bile bizden ileri...

Müslüman Kardeşler’in Nahda Partisi bile başardı, kurtuluş reçetesini buldu...

Liderleri Gannuşi, geçen sene cesur bir manifestoyla siyasal İslam’dan demokratik İslam’a geçtiklerini duyurmadı mı?

Camiyle partiyi ayırdıklarını haykırmadı mı?

Dini vaazla siyasi propagandayı ayrıştırdıklarını deklare etmedi mi?

Cemaatle miting kalabalıklarını bundan böyle bir tutmama sözü vermedi mi?

Dini faaliyetle siyasi faaliyetin iç içe geçmesinin, en çok dine ve dindarlara zarar verdiğini söylemedi mi?

İbadetle propagandayı, ayetle sloganı, ahirete çalışmakla dünyevi iktidar mücadelesini, Allah’ın rızasını kazanmakla seçmenin oyunu kazanmayı birbirine karıştırmanın Müslümanlığa nasıl bir kötülük olduğunu ortaya koymadı mı?

Mabetleri parti binası gibi kullanmanın, İslam’ı istismar ve siyasi çıkarlara alet etmek anlamına geldiğini tane tane anlatmadı mı?

Biz de coşkuyla alkışlamadık mı?

“Bravo, hak yol budur işte, siyasal İslam defterini kapatmakla çok iyi etti, Gannuşi bilge bir lider, harika özeleştiri yaptı, geçmişin hatalarından çok şahane ders çıkardı, tehlikeli bir yanlışa süper son verdi” diye bağrımıza basmadık mı?

“Müslüman Kardeşler için de Tunus için de en hayırlısı bu, Nahda’nın basireti sayesinde Arap Baharı Tunus’ta tuttu, diğerleri gibi ters tepmedi” tezahüratlarıyla karşılamadık mı?

Bir zamanlar Türkiye’nin demokrasi tecrübesini kendilerine örnek alan, AK Parti’yi rol model benimseyen, bize gıpta ile bakan Müslüman Kardeşler duymasa bari son havadisleri. Hiç değilse onların hayalleri yıkılmasın.