• 17.07.2018 00:00
  • (1614)

 Sekiz yıl önce Baykal’la MHP’lilere kurulan kaset komplosunu hatırlayın.

Amacı, CHP başta, siyaseti dizayn etmekti. Ve kısmen işe yaradı, hedef kişi ve partiler üstünde siyasi sonuçları oldu.

Çünkü suçlu ile mağdur arasında net bir ayrım yapılmadı.

Tamam, yatak odasına gizli kamera koymak suçtur dendi. Ama görüntülenenlerin de masum olmadığı görüşü kamuoyunda işlendi ve ağır bastı.

Ahlaksızlık iki tarafa da eşit dağıtılınca mağdurla suçlu birbirine karıştı, hatta eşitlendi.

Ne mağdurlarla yeterli dayanışma gösterildi, ne siyasete bu yolla müdahalenin önüne geçildi... Ne de tehdit, şantaj ve mahremi ifşa gibi dehşet suçlara karşı etkin bir soruşturma yürütülebildi.

15 Temmuz ihaneti yaşanmasa, o kaset komploları faili meçhul bile kalabilirdi. Yapanın yanına bırakmamak için iddianamesi ancak bu yıl yazılabildi. Orada da, 2016’ya kadar komplonun arkasındaki FETÖ bağlantılarına ulaşılamadığı söyleniyor.

Yani, polis ve yargıdaki FETÖ uzantıları neredeyse delil karartarak, iz kaybettirerek, oyalayarak üstüne gidilmesini engelleyecekti. Neredeyse örgütlü faaliyetin üzerini kapatıp örtbas etmeyi başaracaklardı.

Ne ders çıkardık peki, o günden bugüne ahlak ve hukuk anlayışımızda ne değişti?

FETÖ’yle mücadele, FETÖ’nün yöntemleriyle de, alçak kumpaslarıyla da mücadele etmek değil miydi?

FETÖ firarda ama kaset komploları aramızdaysa, FETÖ mağlup ama yöntemleri galip geliyorsa, FETÖ kaybetmiş ama ikiyüzlü ahlakçılık kazanıyorsa ne anladık bu işten?

En başında belaltı yöntemlere karşı tavizsiz bir duruş sergilenebilseydi, FETÖ belası buradaki zafiyeti sinsice kullanıp bu kadar palazlanabilir miydi?

***

Hülasası, adımız gibi bilelim şunu...

Dünün ihmalleri, gevşeklikleri, fırsatçılıkları, göz yummaları nasıl FETÖ gibi bir canavarı ortaya çıkardıysa... Bugünün duyarsızlıkları da başımıza yarının FETÖ’lerini doğurtacaktır.

Mustafa Ceceli skandalına işte bu gözle bakın...

FETÖ’yü büyüten geçmiş hataların tekrarlanıp tekrarlanmadığını ölçebilecek bir test var şimdi önümüzde.

Suçluyla mağdur karıştırılmıyor ya da bir tutulmuyorsa...

Suçlunun ürettiği ve yaydığı içerik tartışılıp kurcalanmıyor, yalnızca eylemdeki kanunsuzluğa ve iğrençliğe odaklanılıyorsa...

Olayda sadece komployu kuran, yani özel hayatın mahremiyetine tecavüz eden suçlanıyorsa...

Komplonun amacına ulaşmaması ve bu yöntemle istediği sonucu alamaması için mağdurlar gerek hukuken gerekse iş ortamları ve toplumda korunuyor, karalanmalarının önüne geçiliyorsa...

Asıl ahlaksızlık, ‘yatak odasına kamera koymaktır’ mesajı güçlü bir şekilde veriliyorsa...

Suçun kahramanları süratle bulunup hak ettikleri cezaya çarptırılıyorsa...

Endişelenmenize mahal yoktur.

Anlayın ki FETÖ’vari yöntemlerin kökü kazınıyor, geçmişten ders alındı, yeni FETÖ’lerin çıkmasına sıfır tolerans uygulanıyor, tek tek çetelerle ve suçlularla kalınmıyor, özünde çeteciliğin ve suçun kendisiyle mücadele ediliyor.

Değilse, değişen bir şey yoktur. Bu anlayışla da çete eksik olmaz başımızdan, biri gider diğeri gelir.