• 4.02.2018 00:00

 Yargımızın bağımsızlığını ‘al papazı ver papazı’ parolasıyla gösteremeyiz diyor.

Ya ne; yargı kararları üzerinden siyasi takas pazarlıklarına girmeyerek gösterebiliriz.

Var mı bir yanlışlık?

İki bakanla ilgili tek taraflı yaptırım kararlarına aynıyla karşılık verelim, ABD’ye misilleme hakkımız diyor.

Ama misliyle mukabele ederken sorunları da diyalog ve müzakereyle çözmeye bakalım, bu bizi küçültmez, büyütür görüşünde.

Neresi zillet, neresi küçük düşürülmeyi sineye çekmek?

Hükümete, çıkış manevrası için onurlu bir yol açıyor.

Ne deseydi mesela CHP lideri...

‘Ya herrü ya merrü, gösterelim el mi yaman bey mi yaman, dünya kaç bucakmış anlasınlar, tükürdüklerini yalatalım, tehdit ettiklerine edeceklerine pişman olsunlar, perperişan edelim’ naraları atsa daha mı iyiydi?

Anamuhalefet olarak, ülke menfaatlerini hükümetle mücadelesinin önünde tutuyor. Milletin genel yararını önceleyerek muhalefet görevi yürütüyor. Gözetmese miydi?

Sorumluluk bilinciyle davranması mı kabahat?

Nerede yanlış yaptığını iktidara inceden dokundurarak anlatmak istemiş...

Yargımızın siyasi iradeden bağımsız olmadığı izlenimi verildiğine gönderme yapmış...

Yargıya eleştirilerini inkar etmiş, kendini yalanlamış, çelişkiye düşmüş gibi kendi taraftarları kalkıyor ayağa.

O zaman niye adalet talebiyle yürüdün, madem bağımsızdı yargıya niye onca laf ettin diye çıkışıyorlar.

İddialarında haklı ve doğru çıktığını, patlayan kriz üstünden ispata çalışarak fırsatçılık yapmıyor da iktidar cephesinden mi takdir topluyor? Hayır, onlar da memnun değil.

Rezervlerini koymakla birlikte söyleyeceklerini ertelemeyi, sıkıştırmak yerine iktidarın elini rahatlatmayı seçiyor. Ama aşırı dozda önyargı yüklenmiş, dolduruşlarla şartlanmış kafalara ağzıyla kuş tutsa boş, nerede kaldı yaranmak!

H H H

Dışişleri bakanlarının temaslarından sonra hava yumuşadı dün. Karşılıklı açıklamalarla diplomatik çözüme fırsat tanındı. Fena mı?

Bakan Çavuşoğlu da diyalog ve müzakereye vurgu yapıyor, görüşme yapıcı geçti diyor.

Amerikan dayatmalarına boyun eğmeyi mi, emperyalizme teslim olmayı mı önermiş oluyor şimdi?

İttifak ahlakına uymayan, dostluğa sığmayan bir saldırganlıkla karşı karşıya olduğumuzu tekrarlayıp durmak daha mı akıllıca olurdu?

Yoksa...’Hazır kıstırdık, papazı almadan papazı vermeyelim, Beyaz Saray yönetimine hakim karanlık zihniyete bizi hafife alamayacağını sırası gelmişken belletelim, ördükleri evanjelik komplo çorabını başlarına geçirelim, gücümüzü görsünler’ dese mi daha makbuldü?

Maksimalist hamasete yaslanarak ayakları yerden kesse, Allah ne verdiyse el yükseltse mi daha kıyak, daha cengaver adamdı Kılıçdaroğlu?

Yedi düvele meydan okumaya zorlamadığı, ucuz kahramanlık edebiyatına abanmadığı, kafa tutmaya kışkırtmadığı için mi Perinçek kadar kafa dengi değil?

Papaz olmaksa papaz olalım, emperyalist düzeni çatırdattık yıkmadan bırakmayalım demediği için mi...Tarih yazacaktık ya, yeri geldi hadi yazalım dolduruşlarına getirmediği için mi bunlar?

ABD’ye teslim olmamak başka, teslim almaya yükselmek başka.

Had bildirmenin de haddi var diyor Kılıçdaroğlu. Haksız mıymış?