•  
  • (1283)

 Pişkinin zoruna bak, sanki McKinsey’in her üç ayda bir denetim yapacağını ben uydurmuşum, iftira ediyormuşum gibi bir de ukalalık taslıyor, “Yerinde olsam insan içine çıkamazdım” diye üste çıkma cevvalliklerinde.

Utanmazlığı bilmem ki zaten. Doğruluğundan adım gibi emin olduğum şeyi bile ihtiyatla konuşur, yanılma payı bırakırım. Nerede kendi gibi bile bile, milletin gözünün içine baka baka, büyük bir rahatlıkla, gümbür gümbür yalan söylemek...

Onun yerine de benim yüzüm kızarmasın mı, yer yarılsa da içine girsem diye bu genişlikten onun adına utanıp sıkılmak da bana düşmesin mi...‘Şirreti an utanmanı hazırla’ dense yeri...

McKinsey’i denetim şirketi sanıyormuşum da, ben önce denetim ile danışmanlığın farkını tastamam öğrenmeliymişim de...Araya ‘fehmet muhterem’ gibi emir kipinde laflar da atarak çalım satıyor ki bilmeyen de dile o biçim hakim zannetsin.

Bakan Albayrak’ın ağzından dökülen şu cümleye baksın bakalım. McKinsey, dediği gibi ‘sadece danışmanlık hizmeti sunan bir kuruluş’ muymuş; denetim yapacak mıymış, yapmayacak mıymış görsün. Anlayabilirse, o sonucu nereden çıkardığımı da fehmediversin.

İfade şöyle: “Maliyet ve Dönüşüm Ofisi için uluslararası yönetim şirketi McKinsey ile çalışmaya karar verdik. 16 bakanlıktan temsilcilerin bulunduğu bu ofis, tüm hedeflerimizi ve sonuçlarımızı her çeyrekte kontrol edecek...”

Ha, muğlaklık var mı, var. Ama ben miyim şartları muğlak, ben miyim detayları belirsiz bırakan?

Ayrıca daha kontrol kelimesinin kontrolör, denetim, denetçi, denetmen, teftiş ve müfettiş kelimeleriyle birbirlerinin yerine geçecek kadar anlam akrabası olduğunu bilmiyorsan niye girersin ki bu işlere...

***

McKinsey anlaşmasını millete kanıksatma memurluğuna madem soyunmakta ısrarcı, bari ödevini çalışsın arkadaş, lügat karıştırsın biraz.

“Bakan Albayrak’ın elini güçlendirecek ‘dış çıpaya’ ihtiyacı olduğunu, Avrupa’dan gelen açıklamaların verecekleri krediden ziyade, ‘üçüncü ve güvenilir bir tarafın desteğini’ göstermesi bakımından çok önemli olduğunu” yazan kendisi değildi sanki.

Hatta, Albayrak isterse McKinsey’i hiç açıklamazdı, çaktırmadan çalışırdı, şimdi homurdananların ruhu bile duymazdı. Ama duyurarak “yabancı yatırımcıyı direkt etkileyen, dışarıdaki ‘güvensizlik algısı’nı (dağıtmayı) dikkate aldı” şeklindeki süper argüman, kendisinden çıkmadı sanırsın.

Ali Babacan’la Mehmet Şimşek’in dün verebildiği güveni, yabancı yatırımcıya bugün veremediğimizi kendi ağzıyla söylüyor ama senden geri duyunca deliye dönüyor.

Vaktiyle ‘faiz lobisi ve küresel tefeci çeteleri’ olarak da mimlediği yabancı yatırmcıya güvence vermeye çalıştığımızı ifşa eden kendisi. Bu teminat için, ‘ezanımızı susturup bayrağımızı indirmek isteyen Haçlı’ Avrupalıların desteğine, ‘din düşmanımız olup bize dolarla saldıran, ekonomik savaş açan’ Amerikalıların kefaletine şiddetle ihtiyaç duyduğumuzu kim daha açık söyleyebilirdi ki!...

Ama bizi ıhtırma projesinden niye vazgeçtiklerini Almanlara, Amerikalılara soracakmışız, onlar zordaysa bize neymiş; ‘Allah kimseyi düşürmesin’ dedirten bir gülünçlük...

Babacan’la Şimşek, McKinsey’den daha yerli ve milli değil miydi sorusuna da maskarası çıkarcasına bozuluyor.

Hem Merkez Bankası’nın bozulan bağımsızlık algısını telafi için başka yol yok muydu, hepsi McKinsey’e mi çıkıyordu derseniz, daha da yerinden zıplıyor. 

Hiç savunmasa daha iyi...

Abullabut yani anlayışı ve bilgisi kıt demiştim. Fakat Türkçesi de son derece kıt çıktı, tat vermiyor be.