• 22.11.2018 00:00
  • (1130)

 Erdoğan'ın da yerli ve milli mahkemelerimizden hakkını alamadığı olmuş...

O da adalet için vaktiyle AİHM'e gitmiş...

Bir değil, iki değil, tam üç kere hem de bu mahkemenin kapısını çalmış...

Düşünce özgürlüğü ve seçilme hakkını engelleyen yargımızı, Avrupa mahkemesine şikayet etmiş...

Lehindeki karar Yargıtay'ca 'yok hükmünde' sayıldığında, davasını AİHM'e taşımayı göğsünü gere gere savunmuş...

Siyasi yasağını kaldırtana dek, hak arama hakkını sonuna kadar kullanacağını deklare etmiş...

AİHM'e başvurmasının bir demokrasi ve özgürlük mücadelesi olduğunu, hukuk dışı yollarla önünün kesildiğini zihinlere kazırcasına vurgulamış...

AİHM'in Demirtaş kararına "Bizi bağlamaz" diyen Cumhurbaşkanı'na şimdi bunu hatırlatıyorlar, kendi demokratik mücadele geçmişini.

'O zaman tanıyordun AİHM'i, şimdi niye tanımıyorsun' demeye getiriyorlar.

Oysa mevzu başka, anlamıyorlar.

Tutukluluğunu hukuki değil siyasi bulmuş, Demirtaş'ın tahliyesine karar vermiş AİHM.

Fakat içeride hak arama yolları tükendiğinde ne yapılacağı, adalet talebinin ülke dışına taşınıp taşınamayacağı değerlendirmesinden yaklaşmıyor ki Cumhurbaşkanı...

Hukuki değil siyasi olarak ele alıyor meseleyi.

AİHM'in yargılama yetkisini reddediyor gibi görünse de aslında yargısal bir tartışma açmıyor.

Geçmişini unuttuğunu ve tutarsızlığa düştüğünü zannedenlerin kaçırdığı bu.

Aynı endişeden, aynı duyarlılıktan bakmıyorlar, ilkesel değerlendiriyorlar.

Odaklandıkları şey, bu gelişmenin önümüzdeki yerel seçimlere nasıl yansıyacağı ve barındırdığı imkanlar değil.

Hollanda, Almanya, AB ve ABD emperyalistleriyle arayı toparladık; Hans'la George üzerinden kampanya yürümeyeceğini göremiyorlar.

Kime karşı oy kullanmaya çağrılacak bu durumda vatandaş?

Sandığa atılacak oylarla çatlatılacak, patlatılacak düşman kadrosu tam boşalmışken imdada yetişen hızır, AİHM olamaz mı!...

Uluslararası mahkeme, münhal 'dış güç' kadrosunu bir anda dolduruverdi.

Şimdi iç rahatlığıyla, bu seçimde taşlanacak şeytanın bulunduğu söylenebilecek.

Vatandaşın huzur-u kalple sandığa gidip bu AİHM hadsizine haddini bildirmesi istenebilecek.

İç işlerimize karışma ve egemenliğimize müdahale cüretkarlığına halkın kızması sağlanabilecek.

Ülkemizin bekasına kasteden bu tehdide en güzel cevabı sandıkta vermek üzere, kızıştırılabilecek millet.

Hukukla alakası yok yani, ilm-i siyaset diyorlar buna.

Erdoğan'ın 'bizi bağlamaz' çıkışını doğru zeminde tartışalım o yüzden.

Vatandaşın önüne iki seçenek koyabilecek siyaset. Ve 'AİHM mi, benim adaylarım mı, seçiminizi yapın' diye sorabilecek örtülü olarak.

İl ya da ilçe belediyesini kimin daha iyi yöneteceğine bakarak, parti ve adaylar arasında bir tercihte bulunmak zorunda kalmayacak seçmen.

AİHM'le parti adayları arasında bir tercihe yönlendirilebilecek.

Oyunu, nispet olsun diye, AİHM'le kim savaşıyorsa ona verebilecek.

Geçmişi hatırlatanların atladığı popülizm şu; bu zıtlaşmada tarafını seçecekse, kim seçer AİHM'i?