• 23.11.2018 00:00

 ‘Andımız’ ve af konusunda ters düştüklerinde, bunun bir kopuşla sonuçlanmayacağına bahse girenlerdendim. Görünürdeki sertleşmelere rağmen...

Bilek güreşiydi, iki taraf da kendi dediğine getirmek isteyince çıkmaza girilmişti.

Siyasi pazarlık gücü ve dayanıklılıklarını test edip, tekrar toplanmak üzere dağılmışlardı.

Cumhur İttifakı, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Bahçeli'yi davetiyle tekrar canlandırıldığında şaşırmadım o yüzden.

İttifak'ın sahalara geri dönüşünü neye borçlu olduğumuz ortada. AK Parti'nin, İstanbul ve Ankara'yı kaybetme korkusu...

MHP de kendi desteğine duyulacak ihtiyacın farkındaydı ki alttan almadı.

Varlığının ve kattıklarının yeterince takdir edilmediğinden, hak ettiği karşılığı görmediğinden şikayet eden bir aktör ne yaparsa onu yaptı.

Çekildi, boşluk bıraktı ve değerinin anlaşılmasını bekledi. Beklerken de, eksikliğinin iktidar için ne manaya geleceğinin uygulamalı, nümunelik örneklerini sergiledi.

Masadan kalkarak, eşit şartlarda ortaklığa yanaşmayan AK Parti'ye, kendisine ihtiyacın şiddetini yaşatmayı denedi. Ve yokluğunu hissettirmeyi de başardı.

Peki ne miydi 'üst kimlik' tartışmalarını alevlendiren o çıkışlar?

Türklük mü, Türkiyelilik mi üzerine o karşılıklı esip gürlemeler  danışıklı dövüş değildi, aynı kanaatteyim hala.

Göstermelik değil gerçek bir ihtilaftı. Ama diş gösterisiyle, tribün şovlarıyla sınırlı kalacak bir siyasi çatışma...

Bunlar aşılamayacak görüş ayrılıkları olsaydı, en baştan bir araya gelmeleri mümkün olmazdı.

Ne sakala ne bıyığa minnet eden eyvallahsız çıkışmalarına bakmayın, ortaklığı bozdukları söylenemez demiştim.

Öyle de oldu, süreç öngörümü haksız çıkarmadı.

O arada ne değişti diye sorarsanız...

Siyaset satrancındaki ustalığı kanıtlandı Bahçeli'nin. Hamle üstünlüğünü ele geçirdi, ustalığını konuşturmaya da soğukkanlılıkla devam ediyor.

İttifak'ı dağıtmadan, dağılması halinde neler olabileceğine dair  bir fikir versin diye, ikna edici bir fragman izletti iktidara. Etkili de oldu ki sonuç aldı.

***

Önce Bahçeli sonra Erdoğan, Cumhur İttifakı’nı geçici olarak tatil etmişlerdi.

Sadece yerel seçim molası verilecek, geçici olarak ‘herkes kendi yoluna’ gidecekti.

Erken geri döndüklerine göre taraflardan biri iddiasını kaybetti, geri adım attı demektir.

'Taktik bir teneffüs' diye yazmıştım.

Daha önce kabul edilmeyen şartlarda anlaşmaya razı olunmuşsa taktik tutmuş demektir.

Bahçeli af teklifinde ısrar eder mi bilmem. Fakat ederse, artık onu da kabul ettirme şansı daha yüksek.

Vatandaşlık ve millet tanımında, su yüzüne çıkan temel anlaşmazlıkları giderilebilir cinsten değil. O farklılıklar baki kalmak kaydıyla, kaldığı yerden  devam eder İttifak.

Bu konudaki iddiamı da koruyorum. Demiştim ya, “Türk Devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türktür” tanımı yani 66. madde Anayasa'da kaldıkça, o ibareye kimse dokunmadıkça İttifak ruhuna halel gelmeyecek.

En fazla, ileri geri yaparak tıkanıklıkları aşıp kaldığı yerden devam etmek üzere belki aralar verilir, o kadar.