• 18.12.2018 00:00

 Ulema ihtilafa düştü, Kılıçdaroğlu’nu protesto için CHP’ye karşı yürümenin serbest olup olmadığını tartışıyorlar.

Gezicilerin başını kesme çağrısı tek kelimeyle bile kınanmadığına, zevahiri kurtaracak bir soruşturma bile usulen açılmadığına göre... Demek ki ‘kahrolsun CHP’ diye bağırmak serbest yorumunda birleşiyor bir görüş.

Diğer bir görüşe göre ise barışçıl demokratik yürüyüş için, velev ki CHP’ye yönelik de olsa, sokağa her türlü çağrı ve icabet fiilen yasak.

Yol olur, serbest zannedilir slogan atmak, halkı yanlış düşüncelere sevk eder, kötü örnek teşkiline izin vermemek en iyisi...

Hatta bu görüş, bir ek gerekçeyle de güçlendiriliyor.

İçişleri Bakanlığı üşenmeyip denetlemiş, Mahmutpaşa’ya kadar teftişten geçirmiş. Ne ki sarı yelek üretiminde ve satışlarında en ufak bir kıpırdanma tespit edilememiş.

Bu konudaki istihbarat raporunun, ilgili makamlara arz edildiği de yazıldı, çizildi.

Sarı yelek satışlarının patladığına, yelek yığınağı ile gizlice örgütlenildiğine, yeni bir Gezi başlatmak için hazırlık yapıldığına dair rivayetlerin, bizzat Bakan sunumuyla yalanlandığı da yer aldı haberlerde.

Bakan’ın, korku pompalayan yaygara ve kampanyalar için ‘Yersiz paranoya, aslı astarı yok, rahat olun’ dediği, kulis bilgilerine yansıdı. İnkâr eden de çıkmadı.

Yine de toplum tedirgin edilmeye, korku havası körüklenmeye devam ettiğine göre doğru tedbir budur. Kesin çözüm, haktı değildi demeden yasaklayarak gösterinin ihtimalini, olma olasılığını toptan bertaraf etmektir. 

Eh, görüş ayrılıkları bununla kalsın; Sarı Yeleklilerle inatlaşarak, tokat niyetine oy atmak için seçime gidilecekse ikisi de saygın, ikisi de makbul.

Tehdidi gerçekmiş gibi iliklerine kadar hissetsin tabii vatandaş. Yoksa, seçimin Sarı Yelekliler ile ittifak adayları arasında geçtiğini nasıl anlayacak? Kimleri belediye başkanı seçmezse öcünün geleceğine karar verirken isabetli tercihi nasıl yapacak?

***

Abes olan, bu tartışmanın uzaması. Tehlike büyük, şer odakları uyumuyor ki...

Daha Ankara’daki kaza süsü verilmiş tren saldırısının arkasındaki terör örgütü ortaya çıkarılır çıkarılmaz, yeni bir taşeron örgüt sobelendi bakın.

Düşman boş durmuyor ama Allah’tan medyadaki iktidar muhafızları tetikte...

Eski bakan Ömer Dinçer’in babasının cenazesinde baş gösteren bir mihrakı da suçüstü bastılar, kül yutarlar mı hiç!

11. Cumhurbaşkanı Gül, eski başbakan Davutoğlu ve AK Partili eski bakanlar Ali Babacan, Beşir Atalay, Nihat Ergün, Taner Yıldız, Lütfi Elvan, İsmet Yılmaz ile Mehdi Eker, merhumun başında saf tutmuş.

Gerçi ilin milletvekili, belediye başkanı, valisi de orada...

Fakat belli ki bazıları tuzağa düşmüş, saflıklarının kurbanı olmuşlar.

Çünkü ‘hayırdır beyler, ne iş’ diye kırmızıyla tam kadro işaretlenen şüpheliler, bunlardan sadece üçü: Gül, Davutoğlu ve Babacan...

Karaman’da, bir cuma günü, Musalla adlı bir meydanda buluşacaksınız. Hamidiye Mahallesi’ndeki şehir mezarlığına kaldırmak üzere, bir merhumun cenaze namazını kılacaksınız. Ve bunlara tesadüf diyeceksiniz, sizi dış güç bir araya getirmemiş olacak ha?

Ne demeye çalıştığınızı, sinsi zirve gösterisi için niye orayı seçtiğinizi kimse anlamayacak mı?

Aynı amaç doğrultusunda, adeta ihanet projesi için saf birliği ettiğiniz belli olmayacak mı?

Bu örgütsel faaliyeti yakın bir dosta vefa, taziye görevi filan diyerek kamufle edebileceğinizi mi sandınız?

Yakalandı nitekim yasadışı Cenaze Namazı Örgütü. Kraliçe mi Soros mu, arkasında hangi karanlık parmağın olduğu da çıkar evvel Allah iki güne...

Asılsın kürekçiler, seçim önüdür, ha gayret!

 

18-12/18/ekran-resmi-2018-12-18-000427.png